16 Kasım 2018, Cuma - 23:27

  • google plus
  • twitter
  • facebook
  • rss

Adnan Binyazar’dan yeni deneme kitabı: “Sözün Onuru”

Tarih: 25 Mart 2018

|

Kategori:

|

Yazdır

|

Okunma: 102

Yazar Adnan Binyazar’ın “Sözün Onuru” adlı deneme kitabı mart ayında okurlarıyla buluştu. Binyazar sanat, edebiyat, öykü ve izlenimler üzerine denemelerinin yer aldığı kitabıyla ilgili GÖRÜNÜM’e konuştu.

Yazar Adnan Binyazar’ın “Sözün Onuru” adlı deneme kitabı mart ayında kitapseverlerle buluştu. Sanat, edebiyat, öykü ve izlenimler üzerine denemelerin yer aldığı kitap, ilk çağdan başlayarak edebiyattaki deneme türünü sorguluyor. Binyazar yeni kitabında edebiyatın, aracının söz olduğuna ve sözün onurunun yazar için her şeyden önemli olduğuna dikkat çekiyor.

“Sözün Onuru” kitabında geçtiğimiz eylül ayında kaybettiğimiz BYYO ve İLEF‘in değerli hocalarından, kendisinin de 61 yıllık arkadaşı yazar olan Emin Özdemir’i unutmayan Binyazar, “Sözün Onuru” ve  “Borges’i Emin Özdemir’le Okumak” denemelerinde Emin Özdemir’le düşünce arkadaşlıklarını ve anılarını anlatıyor. Adnan Binyazar, Can Yayınlarından çıkan kırk altı denemesinin yer aldığı kitabıyla ilgili GÖRÜNÜM’e konuştu.

Kitabınıza “Sözün Onuru” adını koymanızda Emin Özdemir’in “Sözcüklerin Vicdanı” kitabının etkisi var mı?

Adnan Binyazar: “Sözün Onuru” başlıklı denememi, Emin Özdemir’in “Sözcüklerin Vicdanı” adlı kitabını tanıtma amacıyla yazdım. Denememi yeniden okuyunca, onun “vicdan” sözcüğüne yüklediği anlamın “onur” sözcüğüyle açıklık kazanacağını düşündüm ve denememe başlık yaptım. Ali Püsküllüoğlu’nun Türkçe Sözlük’ünde “vicdan”ın tanımı şöyle: “Kişiyi kendi davranışlarıyla ilgili olarak bir yargıda bulunmaya yönelten, kişiyi kendi ahlak değerleri üzerinde dolaysız ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan, kişiye doğruyu ve iyiyi yapma yükümünü de yükleyen içsel bir güç.” Onur da şöyle tanımlanıyor: “Kişinin kendi varlığına, kendi kişiliğine karşı beslediği saygı, insanı insan yapan iç değer.” Görüldüğü gibi, içsellik yönünden ikisi arasında bir bağlantı var. Kullanım farkı şurada: Özdemir, Arapça “vicdan”ı, ben artık iyice Türkçeleşmiş “onur”u yeğledim. Oysa Türkçe’ye verdiği emekten dolayı bunun tersi olmalıydı. Ancak şunu da unutmayalım sözcükler, yüklendiği anlam yönünden herkeste aynı çağrışımı uyandırmayabiliyor. Yazıyı oluştururken, Emin Özdemir, “vicdan”nın amacını daha iyi anlatacağını, bense “onur”un amacımı daha iyi anlatacağımı düşünmüş olabiliriz.

“Emin Özdemir’de yeni bir dil yaratma çabasını görüyorsunuz”

Emin Özdemir’in deneme yazarlığını nasıl değerlendirirsiniz? Onun Montaigne, Bacon, Nurullah Ataç, Sabahattin Eyüboğlu gibi yeni bir dil yarattığını düşünüyor musunuz?

Adnan Binyazar: Emin Özdemir’in denemeciliğinde bir kavramı nesnel boyutlarıyla kavrayıp, nesnel bir dille anlatmak anlatımın temel ilkesidir. Onun amacı, bir kavramı bütün boyutlarıyla kavratabilmektir. Alıntılardan fazlaca yararlanmaz. Yerleşmiş sözcükleri kullanmak yerine o kavrama Türkçe karşılık bulmaya özen gösterir. Bunu gerçekleştirirken, birçok yeni sözcük yaratır. Bu bağlamda Emin Özdemir’de de Montaigne, Bacon, Nurullah Ataç, Sabahattin Eyüboğlu gibi yeni bir dil yaratma çabasını görüyorsunuz.

Fotoğraf: Mahmut Turgut

“Özdemir, Borges kütüphanesini cennetle eş tutan bir düşünürdü”

Kitabınızın “Borges’i Emin Özdemir’le Okumak” bölümünde Emin Özdemir’i son kez gördüğünüzde ona Jorge Luis Borges’le ilgili bir şey soracağınızı ancak Emin Özdemir hastalığından dolayı konuşamadığından soramadığınızı söylüyorsunuz. Ona Borges’le ilgili ne sormak istemiştiniz?

Adnan Binyazar: Borges, kendisiyle yapılan konuşmalardan oluşan “Borges Sekseninde” adlı kitapta okumaya, yazmaya yönelik ilginç önermelerde bulunuyor. Bu konularda yalnız Borges’in değil başka yazarların görüşlerini, tanımlarını da aramızda tartışırdık. Borges, yanıtlarının bir yerinde, geçmişte yaşayan Sweedenborg adlı bir düşünürden bir alıntı yapıyor: Swedenbourg, “Unutmak, Tanrı’nın, insana verdiği en büyük güçtür,” dermiş. Hep unutmaktan yakınırız. Oysa Swedenbourg tam tersini savunuyor. Öyle ya, unutma diye bir edim olmasaydı, beyin bir sürü gereksiz şeyin ağırlığına nasıl dayanırdı? Bu yargıyı çok benimsemiştim ben. Bana ayrı bir ışık tutacağına inandığım Emin Özdemir’in o konudaki görüşünü almak öğrenmek isterdim. Ne yazık ki o sırada Emin Özdemir kısık sesle bile konuşamıyordu. Sorum, boğazımda kurudu.

Emin Özdemir’le yaptığınız önceki konuşmalarda Jorge Luis Borges’e yaklaşımı nasıldı?

Adnan Binyazar: Emin Özdemir, Borges kütüphanesini cennetle eş tutan bir düşünürdü. Aklına geleni değil, düşünüp içinde oluşuma uğrattığı düşünceleri dile getiriyordu. Kavramları nesnel boyutuyla algılayan Emin Özdemir için Borges’ten inandırıcı bir kaynak düşünülebilir miydi?

Adnan Binyazar kimdir?

Adnan Binyazar, 1934’te Diyarbakır’da doğdu. Dicle Köy Enstitüsü ve Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü’nde okudu. Türk Tarih ve Türk Dili kurumlarında görevler üstlendi. Kültür Bakanlığı’nda daire başkanlığında bulundu. Ulusal Kültür ve Çeviri dergilerinin sorumlu yönetmenliğini yaptı. Berlin Eğitim Senatosu’nca hazırlatılan Türkçe kitaplarının yazımında görev aldı. Binyazar, edebiyat üzerine denemeleri, roman ve öyküleriyle çağdaş edebiyatımızın gelişmesine ve evrensel değerlere katkıda bulundu. Toplum ve Edebiyat, Kültür ve Eğitim Sorunları, Ağıt Tolumu, Ozanlar Yazarlar Kitaplar, Ayna, Edebiyatın Dar Yolu, Duyguların Anakarası, Ardında Leke Bırakmamalı Sevgi, Aklın İç Kalesi adlı deneme kitaplarında ancak ulusal kültürünü geliştiren toplumların evrensel bir dünyada varlık gösterebileceğini savundu. Binyazar’ın ayrıca Masalını Yitiren Dev, Ölümün Gölgesi Yok; öyküleri Şairin Kedisi, Şah Mahmet, Bozkır Aydınlığında Aşk, Kızıl Saçlı Kontes isimli romanları bulunuyor. Binyazarı’ın gençlere yönelik romanları, anlatıları, incelemeleri ise şöyle: Günışığına Yolucuk: 1. Kaçış / 2. Varış / 3. Okul Yılları; Dede Korkut, Âşık Veysel, Atatürk Anlatıyor, Halk Anlatıları, Elif ile Mahmut, On Beş Türk Masalı, Kerem ile Aslı.

Binyazar, “Tohum” adlı öyküsüyle 1965 Öğretmenler Bankası Öykü Ödülü’nü, Ölümün Gölgesi Yok ile 2005 Orhan Kemal Roman Armağanı’nı, 2011 Ebubekir Hazım Tepeyran Roman Ödülü’nü, Toplum ve Edebiyat ile 2010 Sedat Simavi Edebiyat Ödülü’nü, Dil Derneği Beşir Göğüş Türk Dili Geliştirme Ödülü’nü aldı. Ayrıca 2012 Uluslararası Ankara Öykü Günleri Onur Ödülü’ne, 2016 Cumhuriyet Halk Partisi Bilim ve Sanat Ödülü’ne değer bulundu.

Adnan Binyazar’ın diğer kitapları:

Masalını Yitiren Dev, 2000

Halk Anlatıları, 2003

Ölümün Gölgesi Yok, 2004

Şairin Kedisi, 2005

Duyguların Anakarası, 2006

Edebiyatın Dar Yolu, 2008

Şah Mahmet, 2009

Toplum ve Edebiyat, 2010

Bozkır Aydınlığında Aşk, 2011

Kızıl Saçlı Kontes, 2014

Ağıt Toplumu, 2015

Ozanlar, Yazarlar, Kitaplar, 2017

Haberi Duyur

Kısa Adres: http://gorunum.tk/17905
Yol: Ana sayfa » Yazılar » Adnan Binyazar’dan yeni deneme kitabı: “Sözün Onuru”

Yorumla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ANKA’cılar GÖRÜNÜM’e değerlendirdi

Ajansın kurucusu Altan Öymen ile ANKA'da çalışmış deneyimli gazeteciler Ahmet Abakay, Can Güleryüzlü, Prof. Dr. Ruhdan Uzun ve Süleyman Coşkun ajansın satışının ardından düşüncelerini GÖRÜNÜM ile paylaştı.

Kapat