26 Mayıs 2018, Cumartesi - 14:36

  • google plus
  • twitter
  • facebook
  • rss

Ertem: “Umudun olmadığı tek yer mezardır”

Tarih: 18 Mart 2018

|

Kategori:

|

Yazdır

|

Okunma: 244

Yaşadığı bir kaza sonucu yürüme yetisini kaybeden Deniz Deryaoğlu Ertem ile yaşam öyküsünü doğumundan başlayarak anlattığı bloğu üzerine konuştuk.

Deniz Deryaoğlu Ertem, açtığı “Ah Makus Kaderim” adlı bloğunda hayat hikayesini paylaşıyor. Denize balıklama atlarken kuma çakılıp boynunu kırması sonucu yürüme yetisini kaybetmesi ve sonrasında yaşadıklarını da dahil ettiği bloğunda, doğumundan başlayarak hayatını okuyucularla paylaşıyor. Deryaoğlu Ertem ile bloğu üzerine konuştuk.

Okurlar için kendinizi tanıtabilir misiniz?

Ben elli yaşına  merdiven dayamış, hayatı iyi veya kötü yönleriyle seven, 13 yaşında geçirdiği kaza sonucu yürüme engelli yaşayan, evli barklı, emekli, 6 kedili bir Deniz Deryaoğlu Ertem’im.

“Ah Makus Kaderim” internet sayfanızın önsözünde yazılarınıza ilk başta anı olsun diye başladığınızı yazmışsınız. Sizi yazma düşüncesine iten neydi?

Beni bu kitabı yazmaya iten, mücevher tasarımcılıktan emekli olduktan sonra geriye dönüp baktığımda, bu güne kadar neler yaşamışım, neler başarmışım hatırlayıp, kendimce bir iç hesaplaşma yapmaktı. Anılarımı yazmak ve bugünkü Deniz’in değerini ölçmek istedim.

“Doğumhane” yazınızla başlıyoruz hayat hikayenizi okumaya. Yaşadıklarınızı yazıp paylaşmaya karar verdikten sonra yazım süreci nasıl şekillendi? Nereden başlayacağınıza nasıl karar verdiniz?

Bu kitabı yazdığımdan kimsenin haberi yoktu. Eşim bile bilmiyordu. Evimdeki bilgisayar odasına kendimi kapatıp, hayatımı yazdım. Yalansız, saf gerçeklerle içimi döktüm. Bir hayat doğumla başladığı için de başlangıç noktamı çok kolay belirledim. Yazdıkça ne kadar çok şeyi detayıyla hatırladığımı fark ettim. Meğerse doğduğum günden beri beynim bu kitap için kayıtdaymış diye düşündüm. Kahvemi alıp makinenin başına yazmak için değil, sohbet etmek için geçtim.

“Ailem en büyük destekçim”

Üslubunuz insanı hiç yormuyor, okudukça insan bir sonraki bölümü merak ediyor. Daha önce yazma deneyiminiz var mıydı? Günlük tutar mıydınız ya da tutuyor musunuz?

Okul dönemlerimde kompozisyonlarım çok iyiydi ama bir şeyler yazmayı hiç düşünmedim. Bugüne kadar da hiç böyle bir deneyimim olmadı. Ben günlüğü beynimde tutuyorum sanırım. Görsel hafızam çok kuvvetlidir. Üslubum ise günlük hayatta kullandığım konuşma şeklimdir. Samimi, kuralsız, yalansız, sıcak konuşmamın hayata bakış açımı gösterdiğine inanıyorum.

Kitaplarla aranız nasıl?

Ruh durumuma göre kitap okurum. Bir dönem Stephan King’in kitaplarına sarmıştım. Beklenmeyen sonlar benim için çok caziptir. Sonra Ayn Rand’ın Hayatın Kaynağı kitabıyla başlayıp tüm kitaplarını okudum, beynim yandı. Kişisel gelişim kitaplarını bir solukta okuyup kendime geldim. Çok satanlarda ne varsa bir kere elimden geçer. Hastalık dönemlerimde beyaz dizi okurum. Birçok kişiye gereksiz gelebilir ama benim için ilaç gibidir. Kafa yormaz, anlamsız bir rahatlık verir. Kitap biter ben iyileşir, hayata dönerim.

Ailenizin ve yakınlarınızın tepkisi nasıl oldu?

Bir aile toplantısında kitaptan haberleri oldu. Çok şaşırdılar. Yeğenim okumaya başladı. Bazı yerlerine kederlendik, bazılarına katıla katıla güldük. Herkesle paylaşma fikri onlardan geldi. Ailemin her üyesi tüm hayatım boyunca en büyük destekçim oldular. Ben bugün bu hayatı paylaşabiliyorsam onların bana sağladığı koşulsuz sevgi ve destekle olmuştur.

“Her zaman umut var, yaşamaktan vazgeçmeyin”

Beşinci bölümde sizinle aynı durumda olan bir delikanlıdan bahsediyorsunuz. Sizin tersinize karamsar ve ailesine acı çektiren biri olarak anlatıyorsunuz onu. Siz nasıl böyle umutlu kalmayı başardınız? Aklınızdan ‘ben artık dayanamıyorum’ cümlesi geçti mi ve geçtiğinde nasıl baş ettiniz?

Her şey aile ve sizi seven insanlarla şekilleniyor. Kazalar oluyor, hastalıklar geliyor, hayat sizi çok zorluyor ama hep yanınızda size destek olan, sizi düşünen insanlar var. Ben çok hırslı, hayatla kavgası bitmeyen, yok etmek değil var etmek için yaşayan bir insanım. Tüketen değil, üreten biri olmak içindi tüm mücadelem. Bu yüzden ne kendime acıdım ne de başkalarının acımasına izin verdim. Hedeflerim, ideallerim hiç bitmedi.

Basılı hale getirmek gibi bir düşünceniz var mı?

Basılıp çok daha fazla kişiye ulaşmasını çok isterim. Eğer hayallerimi gerçekleştire bilirsem kitaptan elde edeceğim tüm geliri LÖSEV’deki hasta çocukların bakımı ve ihtiyaçları için bağışlayacağım.

Okurlarınıza, müstakbel okurlarınıza ve umudunu kaybetmiş olan insanlara bir şeyler söylemek ister misiniz?

Ben umudu kaybetmek diye bir şeye inanmıyorum. Hayat çok inişli ve çıkışlı ama her zaman umut var. Hayatınızda güzel anılar biriktirin; yaşamaktan vazgeçmeyin. Umudun olmadığı tek yer mezardır.

Ah Makus Kaderim bloğuna buradan ulaşabilirsiniz: http://dinittoslife.com/

Haberi Duyur

Kısa Adres: http://gorunum.tk/17802
Yol: Anasayfa > Yazılar > Güncel > Ertem: “Umudun olmadığı tek yer mezardır”

Yorumla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İSİG Ankara’da ilk kez toplandı

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) girişimi, Ankara’daki ilk toplantısını 19 Mayıs’ta yaptı. Farklı meslek gruplarının yoğun katılım gösterdiği toplantıda, işçi sınıfı mücadelesinin bütüncül olması gerekliliği vurgusu öne çıktı.

Kapat