14 Kasım 2018, Çarşamba - 01:52

  • google plus
  • twitter
  • facebook
  • rss

Emin Özdemir Türkçe Ödülü sahibini buldu

Tarih: 02 Kasım 2018

|

Kategori:

|

Yazdır

|

Okunma: 45

Emin Özdemir anısına verilen “Dil Derneği Emin Özdemir Türkçe Ödülü”, Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde yapılan bir törenle sahibini buldu. Etkinlikte, Özdemir’in hayatını ve Türk diline katkılarını anlatan çeşitli konuşmalar yapıldı.

Geçtiğimiz yıl 1 Eylül’de hayatını kaybeden dilbilimci, yazar Emin Özdemir’in anısına verilen Dil Derneği Emin Özdemir Türkçe Ödülü’ne layık görülen Dr. Sedat Karagül, ödülünü dün Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde yapılan törenle teslim aldı. Özdemir’in anısına verilen ödülün yanında yazarın Türk diline ve yaşamına katkılarının hatırlatıldığı gecede, birçok isim Özdemir’i anlattığı konuşmalar yaptı.

Etkinlik, sunuculuğunu Ali Nihat Yavşan’ın üstlendiği açılış konuşmalarıyla başladı. Yavşan, Özdemir’in dil devriminin ödünsüz bir savunucusu olduğunu belirterek bundan böyle her 1 Kasım’da bu ödül vasıtasıyla anılacağını duyurdu. Tören tarihinin aynı zamanda Dil Devrimi’nin 90. Yılı olması nedeniyle Mustafa Kemal Atatürk ve devrimin önde gelen isimleri için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun etkinliğe gönderdiği mesaj okundu.,

Cumhuriyet öğretmeni Özdemir 1 Kasımlarda anılacak

Dil Derneği Başkanı Sevgi Özel konuşmasında dil devrimine yönelik saldırılardan bahsederken “Sözüm ona Mustafa Kemal halkı bir gecede cahilleştirmiş” ifadelerini dillendirdi ve bunu diyenlerin dil devriminin sağladığı imkanlar sayesinde konuştuğunu hatırlatarak aradaki tezatlığa dikkat çekti. Tüm bu saldırılara rağmen harf ve dil devrimi başarılı olduğunu, son nefeslerine kadar bu devrimlerin bekçileri olacaklarını diyen Özel, yapılan saldırıları ise “Dil devrimi, ulusu köle olmaktan kurtaran ilk devrimdi. Bu devrimler üzerinden Atatürk ile hesaplaşıyorlar” sözleriyle açıkladı. Son olarak, devrimin 90. yılında bir Cumhuriyet öğretmeni olan Özdemir’i andıklarını ve bundan sonra her 1 Kasım’da yapacakları etkinliklerle anmaya devam edeceklerini belirtti.

Açılışın bir diğer konuşmacısı ise Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen idi. Taşdelen konuşmasında Özdemir’in yılmaz bir dil savunucusu olduğuna dikkat çekti. Bir devrimci olarak Mustafa Kemal Atatürk’ün dil devriminin önemini bildiğini söyleyen Taşdelen, “Dili özgür olmayan bir millet asla özgür olamaz” dedi. “Uygarlık nehrini tersine akıtmak mümkün değil” diyen Taşdelen, nehrin tekrar yatağına gireceğinden şüpheleri olmadığını belirtti. Taşdelen’in ardından kürsüye çıkan CHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Fethi Açıkel ise içerisinde bulunduğumuz haftanın Türkiye’deki Cumhuriyetçilerin, ilericilerin ve devrimcilerin omuz omuza durduğu bir hafta olduğunu dile getirdi. Cumhuriyet devrimlerinin önemini hatırlatan Prof. Dr. Açıkel, sözlerini demokratik uygarlık hedefine yönelik saldırılara karşı birlikte durmak gerektiğini hatırlatarak sonlandırdı.

Açılış konuşmalarında son olarak Özdemir’in torunu Doruk Erhan, dedesinin kendi hayatı ve ailesi için öneminden söz etti. “Hayattaki şansımız, kimin ellerini devraldığımıza bağlıdır” diyen Erhan, bu kişinin kendisi için dedesi olduğunu belirtti. Belleği silikleştikçe Hatice Aydoğdu’nun Özdemir ile yaptığı söyleşilerden oluşan “Göğüne Sığmayan Bulut” kitabına döndüğünü, kitabın sayfalarında dedesiyle bir yolculuğa çıktığını aktardı. Erhan, dedesini var eden birçok el olduğunu söyleyerek, Türkçe’ye duyulan sonsuz sevginin, bunlardan en önemlisi olduğunu açıkladı.

Dr. Karagül: Yaşamımın en büyük onurunu yaşatıyorsunuz

Dr. Sedat Karagül

Konuşmaların ardından ödül törenine geçildi ve “Basamaklı Öğretim Programının Okuma ve Yazma Becerilerine Etkisi” başlıklı doktora teziyle ilk kez verilen Dil Derneği Emin Özdemir Türkçe Ödülü’nü kazanan Dr. Sedat Karagül, kürsüye gelerek duygularını katılımcılarla paylaştı. Karagül, Özdemir ile tanışıklığının çocukken izlediği “Bir Kelime, Bir İşlem” programı sayesinde olduğunu anlattı. O yaşlarda Özdemir’in dile bu kadar hakim olmasının şaşırtıcı geldiğini belirten Karagül, yıllar geçtikçe ise bunun ömre yayılan çalışmaların karşılığı olduğunun farkına vardığını aktardı. Karagül, çocukluğundan itibaren Türkçe’ye büyük merakı söyleyerek üniversitede Türkçe Öğretmenliği okumaya karar verdiğini, bu sayede yazarı daha yakından tanıma şansı yakaladığını dile getirdi ve ödülle ilgili duygularını, “Siz bana yaşamımın en büyük onurunu, mutluluğunu yaşatıyorsunuz” sözleriyle ifade etti. Bu kürsüde olmasının kendisi için çok anlamlı olduğunu dile getiren Karagül, “Onunla tanıştığı gün bile eli ayağına dolaşan ben, o büyük ustanın, Türkçe emekçisinin adına verilen ilk Türkçe Ödülünü alan kişi olarak karşınızdayım” diye konuştu.

Prof. Dr. Sever: Türkçe’ye adanmış bir yürek

Dr. Karagül’ün konuşmasının ardından Prof. Dr. Sedat Sever kürsüye geldi. Köy Enstitüleri’nin Özdemir’in hayatında büyük bir önemi olduğunu, Özdemir’in belleğinin ve yaşamının buradan beslendiğini belirtti. “Bana ‘onu tanımlayın’ deseler, ‘Türkçe’ye adanmış bir yürek’ derim” sözleriyle Türkçe’nin yazarın hayatındaki önemini bir kez daha hatırlatan Prof. Dr. Sever, dil ve kültürün birlikte geldiğini vurguladı. Prof. Dr. Sever, Özdemir’in bu anlamda düşünen insanlar yetiştirmeyi önceliği haline getirdiğini ifade etti ve konuşmasını, “Yaşamının sonuna değin nice öğretmen ve öğrenciyi besleyen bir aydındı” ifadeleriyle sonlandırdı.

Prof. Dr. Alemdar: İletişim eğitiminde bir kutup yıldızıdır

Etkinlikte bir diğer katılımcısı olan Prof. Dr. Korkmaz Alemdar, Özdemir’in bir dil emekçisi olmayı tercih ettiğini vurgularken kendisiyle birlikte çalışma fırsatı yakaladığı dönemle ilgili düşüncelerini izleyenlerle paylaştı. Özdemir’i, “Düşünen, Türkçe’yi düzgün konuşan, Türkçe’yi düzgün yazan bir kuşak yetiştirebilmek için iletişim fakültelerinde emek veren birisidir” sözleriyle tanımlayan Alemdar, İLEF’in SBF’den ayrılıp fakülteye dönüşmesiyle birlikte Özdemir’in okula büyük emekler verdiğini anlattı. Alemdar, Özdemir’in, dile yaptığı katkıların dışında, bir hoca olarak anlamının “Türk dilinin yanı sıra söylenenleri anlayan ve anladığını aktarabilen, insanları aydınlatabilen bir eğitimi amaç edinerek bunu gerçekleştirmeye çalışan nadir hocalardan biri” olmasında yattığını belirtti. Alemdar, Özdemir’in kendisi için anlamını da “Benim nazarımda iletişim eğitimde bir kutup yıldızıdır” şeklinde açıkladı.

Kansu: İyi ki vardı, iyi ki yaşadı ve aramızda yaşamaya devam ediyor

Prof. Dr. Alemdar’ın ardından kürsüye gelen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Işık Kansu da Özdemir’le ilgili düşüncelerini paylaştı. Özdemir’i bir ‘ahlat ağacı’na benzeten Kansu, ahlat ağacının bu toprakların ağacı olduğunu ve buradaki insanın binlerce yıllık deneyiminden süzülüp gelen dokunuşunun, ağaca değmesiyle o kuru ağacın şaşırtıcı bir meyve ağacına dönüştüğünün görüleceğini hatırlattı. Kansu, Köy Enstitülerinin de yalnızlık ve yokluk içinde yaşayan çocuklar için bir ‘ahlatın aşısı’ olduğunu, Özdemir’in de bu anlamda kişisel özellikleriyle bir Köy Enstitülü olduğunu belirtti ve Özdemir’in kendisi için anlamını da, “Emin öğretmenim” hitabıyla vurguladı. Kansu, yaptıkları bir sohbetten kendisine çok değerli bir miras kaldığını, “Bana çok değerli bir söz bırakmıştı. ‘Işık, dokusuna sevgi girmeyen yazı, yazıdan sayılmaz’ demişti” sözleriyle aktardı. Kansu, Özdemir’i andığı konuşmasını “İyi ki vardı, iyi ki yaşadı ve aramızda yaşamaya devam ediyor” sözleriyle sonlandırdı.

Kansu’nun konuşmasının ardından müzik dinletisi için Zeynep Karababa ve Ali Ekber Ergun sahneye çıktı.

Binyazar: Benim ağabeyim, arkadaşım ve dostumdu

Törende son sözü Özdemir’in eski dostu Adnan Binyazar aldı. Özdemir ile uzun yıllara dayanan dostluklarından bahseden Binyazar, eski dostuyla aralarındaki ilişkiyi “Adnan ve ben, bir kağıdın iki yüzü gibiyiz” şeklinde ifade ettiğini söyleyerek kağıdı kutsal gördüklerini ve  dostluklarını da bu kutsiyet içinde 62 yıl yaşattıklarını belirtti. Binyazar, Özdemir’in aile ilişkilerinde de saygı ve sevgi dolu bir insan olduğunu, bu açıdan aile mutluluğu için onun kadar çaba gösteren ikinci bir kişi görmediğini ifade etti. Özdemir’in kendisi için anlamını, “Benim ağabeyim, arkadaşım ve dostumdu. Yeryüzünde nitelikli ne varsa benim için oydu” sözleriyle anlatan Binyazar, arkadaşının kendi hayatındaki birçok gelişmeyi adım adım izleyen bir insan olduğunu söyleyerek “En büyük şansım onun aynı anda öğrencisi ve yoldaşı olmak” dedi. Binyazar, harf ve dil devrimi gibi Özdemir’in de sonsuza kadar yaşayacağını söyledi.

Etkinlik, düzenlenen kokteyl ile sona erdi.

Haberi Duyur

Kısa Adres: http://gorunum.tk/20022
Yol: Ana sayfa » Yazılar » Emin Özdemir Türkçe Ödülü sahibini buldu

Yorumla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Basın tarihinde bir devir sona erdi: ANKA kapandı

Altan Öymen tarafından kurulduğu 1972 yılında bu yana 46 yıldır yayın yapan ve birçok önemli gazetecinin çalıştığı ANKA Haber Ajansı, dün itibariyle yayın hayatına son verdi.

Kapat