20 Ağustos 2018, Pazartesi - 10:00

  • google plus
  • twitter
  • facebook
  • rss

Futbolda “yabancı sınırı” tartışması bitmiyor

Tarih: 25 Ocak 2018

|

Kategori:

|

Yazdır

|

Okunma: 85

A Milli Erkek Futbol Takımı’nın başarısızlıklarının üst üste gelmesinin ardından yabancı futbolcu sınırı meselesi yoğun bir şekilde tartışılmaya başlandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da yorumda bulunduğu futbolda yabancı sınırı konusu hemen hemen her mecrada çeşitli eleştiriler aldı ve almaya devam ediyor. Yerli futbolcuya yeterince destek sağlanmayan, yerli futbolcuların yurt dışı piyasasını tercih ettiği ve yabancı oyuncuya duyulan hayranlığın her geçen gün arttığı Türk futbolunda, bu konu, futbol dünyasında büyük bir gündem oluşturuyor ve diğer spor dallarına da olumsuz yansıyor.

Futbolda yabancı sınırı nedir?

Yabancı sınırı, bir ligde futbol federasyonun uygun gördüğü sayıda yabancı oyuncuyu takımların kadrosuna katması durumudur. Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) 2015 yılında yaptığı son düzenlemeye göre, kadroda bulunabilecek yabancı oyuncu sayısı 14, sahaya çıkabilecek yabancı sayısı ise 11 olarak belirlendi. Yabancı sınırlamasının şartı ise kadroda 2’si altyapıdan, 4’ü Türkiye’de yetişen 14 yerli oyuncu ve 1 Türk kaleci bulundurmak.18 kulübün onayıyla alınan bu kararla, yerli oyuncular için kulüplere teşvik sistemi de getirildi. Yani transfer edilen yabancı oyuncular için ortak kasaya belli bir para konulacak ve yerli oyuncu oynatan takımlara teşvik olarak paylaştırılacaktı. Fakat bu uygulama kulüplerin bu parayı fazla bulması nedeniyle gerçekleşemedi.

Yabancı sınırı tartışmasının arka planı

Dünya Kupası elemelerinde A Milli Erkek Futbol Takımı’nın başarısızlıkları yoğun tepki çekti. Uzun yıllardır başarısız sonuçlar alan takıma bu yıl gösterilen tepkinin ilginç olan yanı ise, bu başarısızlıkta tek neden olarak yabancı oyuncu sayısının gösterilmesi oldu. Fatih Terim’le yaşanan gelişmelerin ardından A Milli Takımı’nın başına getirilen Ukraynalı Teknik Direktör Mirceau Lucescu da özellikle üç büyüklerde olmak üzere takımlardaki yabancı futbolcu sayısından yakındı.

Hırvatistan maçının ardından Başbakan Binali Yıldırım ise oynanan oyuna tepki göstererek, “Dünya kadar para veriyoruz bunlara. Bunun adı ‘desinler ki ağanın fesi var’” ifadelerini kullandı. Bu konuşmaların üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir televizyon programında “Yabancı oyuncu sayısının aşırı oluşu bize dezavantajlar getiriyor.

En önemli dezavantajları Milli Takım’ımıza yansıması. Yerliler az şans buldukları için Milli Takım’da yeterince güçlerini gösteremiyorlar. İşi bitmiş oyuncuların alınmasına karşıyım” ifadeleri TFF’yi ve futbol yorumcularını harekete geçirdi. Televizyon ekranında ve sosyal medyada birçok yorumcu ve futbolseverin tepkileri, yaşanan tartışmanın önünü açtı ve gündem olmasına neden oldu. Ekim ayının başında gerçekleşen Kulüpler Birliği toplantısının ardından yapılan açıklamalarda yabancı sınırlaması meselesinin ele alınan maddeler arasında olmadığı belirtildi.

Transfer döneminde rekor ücretlerle kadrosuna birçok yabancı oyuncu katan Galatasaray ise Türkiye lig tarihinde bir ilke imza attı. Süper Lig’in 8. haftasında Konyaspor ile karşılaşan sarı kırmızılılar ilk 11’de 11 yabancı futbolcuyla sahaya çıktı. Bu maçın ardından yeniden gündeme gelen yabancı sınırlamasının Kulüpler Birliği’nde konuşulmamış olması dikkat çekti. Zira o dönem Kulüpler Birliği Başkanı Dursun Özbek, aynı zamanda Galatasaray Spor Kulübü Başkanlığı görevini de yürütmekteydi.

Türk futbolunda yerli ve yabancı oyuncuların durumu

Türk futbolunda yıllardır süregelen bir sorun da altyapının yetersiz olması. Amatör ligden, profesyonel lige birçok takım temellerini sağlam atmak, iyi bir altyapı oluşturmak için geç kalmış durumda. Altyapı sorununun oluşturduğu saikler ise birçok genç yeteneğin göz ardı edilmesi, uluslararası piyasada boğulmak ve en sonunda da yerli futbolcu özlemi çekmek oldu.

Süper Lig’de forma şansı bulamayan veya lig kalitesine önem veren yerli futbolcular da yurt dışı piyasasında kendilerini göstermek için yurt dışını birinci plana koyuyor. Bu futbolcuların Milli Takım içinde yıllardır göz ardı edilmesi bir yana, birçoğu başka ülkelerin altyapılarında yetişen oyuncular. Bazılarıysa Milli Takım’da var olan kariyerlerine rağmen Süper Lig’den öteye gitmek istemiyor.

Öte yandan yeni dünya ekonomi düzenine ayak uydurmaya çalışmak da yabancı futbolcu hayranlığını körükledi. Oyuncu, transfer döneminde marka haline gelmiş takımların imaj değişikliği olarak kullanıldı. Yani yabancı futbolcu demek takıma bir çeşit prestij kazandırıyor. Ayrıca genel olarak Türkiye’ye gelmeyi kabul eden yabancı futbolcuların yaş ortalamasının futbol hayatına devamlılığı için oldukça yüksek olduğu görülüyor.

Ülkede “tecrübeli futbolcu aldık” mutluluğu yaşansa da, o tecrübeler bazen çok büyük tecrübesizliklerin göstergesi olabiliyor. Sil baştan başlamak yerine, tecrübelisine ve en iyi reklam verenine ödenen milyon dolarlar tüm bunların yanında çelişkili gözükse de akıllara şu soruları getiriyor: Yabancı futbolcular olmasaydı Türk futbolu bu kadar ilerleyebilir miydi? Uluslararası piyasada adını duyurabilir miydi? Bu kadar çok taraftar toplayabilir miydi?

Yabancı sorunu ve marka değeri

Yabancı oyuncu sayısının artışıyla esasında Süper Lig’in hem marka hem de pazar değeri yükseldi. Antalyaspor’un Samuel Eto’o ve Samir Nasri transferleri, Alanyaspor’un Vagner Love hamlesi bu değer yükselmesine örnek. Zira bu isimler dünya çapında tanınan ve Süper Lig gibi gelişmekte olan liglerde daha yüksek bütçeli takımlarda oynamayı tercih etmesi beklenen futbolculardı. Büyük isimlerle rekabet ortamına giren yerli oyuncular ise kendini geliştirme fırsatı yakalıyor. Buna en iyi örnek, geçtiğimiz sezonda kendinden beklenenden üstün performans sergileyen Başakşehir Spor Kulübü’nün oyuncusu olan ve bu sezon başında Roma’ya transfer olan Cengiz Ünder. Ünder 20 yaşında bir forvet oyuncusu olarak kariyerinin en önemli imzasını temmuz ayında dünyanın en büyük kulüplerinden Roma’ya attı.

Bir diğer örnek ise iki sezondur şampiyon olan Beşiktaş’ın oyuncusu Cenk Tosun. Tosun, bu yıl Şampiyonlar Ligi’nde Beşiktaş’ın 3’te 3 yaparak başladığı maçların hepsinde gol attı. Almanya doğumlu Tosun, yaklaşık 2 sene Almanya Milli Takımı’nda forma terletmesinin ardından 2013 yılında Fatih Terim direktörlüğünde bulunan Türkiye A Milli Takımı’na katıldı. Beşiktaş’ta “yedek forvet” olduktan sonra gol krallığına ulaşan Tosun, iyi kulüplerin transfer etmek istediği bir oyuncu haline geldi. Yeteneklerinin ve başarılarının ardından “Tosun Paşa” lakabına layık görülen futbolcu için övgüler devam ederken, kimse onun başka bir ülke altyapısından geldiğini vurgulamadı.

Bu örneklerde, Süper Lig’de oynayan yerli oyuncuların ciddi bir kısmının yurt dışında yetiştiğini görüyoruz. Öte yandan Süper Lig’in dünya devleriyle olan yarışta genelde mağlup olan taraf olması oyuncuları Avrupa piyasasına yönlendiriyor. Hatta Türk uyruklu olmasına rağmen, bazı oyuncular altyapısında yetiştiği ülkelerin milli takımlarında forma giymiş veya giymeye devam ediyor.

Yabancı sınırı kuralında yanlış anlaşılan bir nokta var; kural takımlara 14 yabancı ile kadro kurma zorunluluğu vermiyor. 28 Türk oyuncudan oluşan Altınordu Takımı bu kuralda bir zorunluluk olmadığının en büyük göstergesi.

Yabancı oyuncuyu “millileştirme” politikası

Yabancı oyuncu fazlalığından yakınan kesimler, onlar sayesinde elde edilen başarıları gördükçe yabancı oyuncuyu da millileştirme politikasına gitti. Bu sezon Galatasaray, yaklaşık 2 senedir aldığı büyük eleştirilerden kurtulmasını sağlayan Batefimbi Gomis’i transfer etti. 32 yaşındaki forvet oyuncusu lig başladığından beri her maçta gol atmasının yanı sıra asistleriyle de ön plana çıktı. Geldiği zaman sosyal medya fenomeni olan bir isimden ırkçı söylemlere maruz kalan Gomis, bu başarıların ardından taraftarın büyük sevgisini kazandı. Onun başarısının ardından yabancı sınırlamasını eleştirenler “yiğidi öldürüp hakkını yemedi”. Gomis’in Karabükspor maçındaki seremoni için İstiklal Marşı’nı ezberlemesi de, sınırı eleştirenler için bir meşrulaştırma politikası haline geldi. Bu aslında hemen hemen her yabancıya uygulanan bir adet olmaya başladı. Yalnız Gomis için unuttukları bir nokta vardı; Senegalli oyuncu Fransa Milli Takımı’nda forma giyiyor.

Yabancı sınırı ne olacak?

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kasım ayında yine bir televizyon kanalında yaptığı açıklamada, TFF ve kulüplerin bir araya gelerek 2019 sonrasına yönelik biçimde yabancı sınırı konusunu masaya yatırmaları gerektiğini belirtti. Ardından Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ise yabancı sınırı konusunun Kulüpler Birliği’ne iletildiğini ve ele alındığını açıkladı.

Yabancı oyuncu sınırı eğer 2019’da daha da azaltılırsa Galatasaray en zararlı çıkacak kulüplerden olacak. Zira sarı kırmızılarının 9 yabancı oyuncusunun sözleşmesinin bitiş tarihi 2020 ve sonrasına denk geliyor. Beşiktaş ve Fenerbahçe’de ise 4 futbolcunun sözleşmeleri 2019 sonrasında bitiyor.

Yabancı oyuncu sınırı meselesinin 2019 düzenlemelerine kadar tartışmaların odağında yer alacağı anlaşılıyor.

Haberi Duyur

Kısa Adres: http://gorunum.tk/16918
Yol: Anasayfa > Yazılar > Güncel > Futbolda “yabancı sınırı” tartışması bitmiyor

Yorumla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bütünleme sınavı geri geldi

Ankara Üniversitesi Senatosu bütünleme sınavlarının kademeli olarak kaldırılması kararını iptal etti. Yeni kararla birlikte, birinci sınıf dersleri için 3 – 9 Eylül'de bütünleme sınavı yapılacak.

Kapat