31 Ocak 2023, Salı - 23:44

  • google plus
  • twitter
  • facebook
  • rss

Gazetecilerden İstanbul ve Bursa’da “dezenformasyon yasası” protestosu

Tarih: 21 Haziran 2022

|

Kategori:

|

Yazdır

|

Okunma: 87

TBMM Genel Kurulu’nda yarın görüşülmesi beklenen ‘dezenformasyon yasası’na karşı bugün İstanbul ve Bursa’da eylemler yapıldı. Yarın Ankara’da da bir eylem düzenleniyor.

Basın meslek örgütleri, İstanbul ve Bursa’da sosyal medyaya yeni yaptırımlar getiren  yasaya karşı açıklamalarda bulundu. İstanbul’da konuşan Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Gökhan Durmuş, Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) İstanbul Temsilcisi Uğur Güç ve DİSK Basın İş Genel Sekreteri Özge Yurttaş, halk arasında ‘dezenformasyon yasası’ olarak bilinen teklife karşı çıktıklarını belirterek teklifin basına sansür niteliği taşıdığını belirtti. Bursa’da ortak basın açıklamasını okuyan ÇGD Bursa Şube Başkan Yardımcısı Ozan Kaplanoğlu, sosyal medya yasasının doğrudan basın özgürlüğünü hedef almakla beraber, düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik yeni kısıtlamalarında içinde olduğunun altı çizildi.

TGS Genel Başkanı Durmuş: “Türkiye’de habercilik yok edilmek istenmektedir”

İstanbul’daki basın açıklamasında söz alan Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş, teklifle ilgili şu noktaları vurguladı:

“Üç haftadır Türkiye’nin, gazetecilerin, gündeminde bu yasa tasarısı var. Başından beri itiraz ediyoruz çünkü bu yasa tasarısı meslek örgütlerine sorulmadan, bürokratlar, siyasetçiler tarafından hazırlanmıştır. Bu yasa tasarısıyla Türkiye’de habercilik yok edilmek istenmektedir. Basın özgürlüğünün son zerrecikleri ortadan kaldırılmak istenmektedir.”

“İnternet medyasında çalışanlara basın kartı vereceğiz, internet medyasında çalışanlar resmi ilan da alacaklar” gibi süslemelerle RTÜK gibi Basın İlan Kurumu’nun da bir sansür ve ceza mekanizmasına dönüştürüldüğü gizlenmek istendiğini belirten Durmuş sözlerine şunları ekledi:

“Bu yasa tasarısıyla gazetecilerin zaten ulaşmakta zorlandığı basın kartı tamamen bürokratlar tarafından verilecek bir karta dönüşecektir. ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi yaymak’ suçlaması gibi sübjektif değerlendirmelerle gazetecilere yeni cezaların yolu açılmaktadır. Daha geçtiğimiz hafta bu yasa kanunlaşmadan Diyarbakır’da 16 meslektaşımız tutuklandı, suç delili olarak kameralar, fotoğraf makineleri, yaptıkları haberler gösterildi. İki gün önce Ordu’da haber kaynağını açıklamayan bir internet sitesinin bilgisayarlarına el konuldu.”

Geçtiğimiz günlerde Diyarbakır’da 16 gazetecinin tutuklandığını ve Ordu’da haber kaynağını açıklamayan bir internet sitesinin bilgisayarlarına el konulduğunu hatırlatan Durmuş:

“Daha yasa gelmeden gazetecilik fiilen engellenmeye başladı. Biz basın meslek örgütleri olarak bu yasanın tamamen geri çekilmesini ve Türkiye’de ihtiyaç duyulan basın ve dezenformasyon konusundaki kanunu basın meslek örgütlerinin hazırlaması gerektiğini düşünüyoruz. Meclis’te, komisyonlarda yapılan görüşmelerde bunların hepsini ifade ettik ama kulakları sağır, gözleri görmüyor. Hiçbir önerimiz bu tekliflerin içerisinde düzeltilmedi, itirazımız buna. Bu kanun bu tasarı bizim tasarımız değildir, basın kanunu değildir çünkü içerisinde gazeteci yoktur. Buna karşı mücadelemizi karalılıkla sürdürmeye devam edeceğiz. Bugün Türkiye’nin çeşitli illerinde bu yasa tasarısına karşı mücadele ateşini başlattık. Bundan sonra da bu yasanın geri çekilene kadar meslek örgütleri olarak aynı kararlılıkla mücadelemizi sürdüreceğiz ve bu yasayı geri çektireceğiz” diye konuştu.

ÇGD İstanbul Temsilcisi Güç: Bu yasa tasarısı basın tarihin en ağır sansürlerinden biridir

Gökhan Durmuş’un ardından söz alan Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) İstanbul Temsilcisi Uğur Güç, getirilen yasanın gazetecilere karşı sansür yasası olduğunu ifade ederek şöyle konuştu:

“Yasa tasarısını haber aldığımızda önce Dijital Mecralar Komisyonu’nda sakıncalarımızı ve itirazlarımızı dile getirdik. Sonra Adalet Komisyonu’nda itirazlarımızı dile getirdik raporlaştırıp sunduk. Fakat bu yasa içerisinde hiçbiri dikkate alınmadan yasa çıkartılmaya çalışılıyor. Perşembe’nin gelişi çarşambadan belli olduğu için önce Diyarbakır’da 22 arkadaşımızı gözaltına aldılar. Bunlardan 16’sı tutuklandı. Daha şimdiden gazetecileri hapsetmeye başladılar. Seçim öncesinde gündeme getirilen basın yasası önce ‘gazetecilere basın kartı vereceğiz’, ‘internet çalışanlarına basın kartı vereceğiz’ denilerek havuç gösteriliyor ancak ardındaki sopayı saklıyorlar.”

Bu şekilde düzenlenen yasa tasarısı basın tarihinin en ağır sansürlerinden birisi olduğunu söyleyen Güç şöyle devam etti:

“Bu tamamen sansür yasasıdır. Bundan başka hiçbir gerekçeyle bu maddeler açıklanamaz. Dezenformasyonu zaten iktidarın kendisi yapıyor. Enflasyon yüzde 150 oldu desek bizi cezaevine atacaklar. Yarın benzine zam geldi desek bizi cezaevine atacaklar. Biz cezaevinden korkmuyoruz. Zaten tutuklanıyoruz, zaten yargılanıyoruz ama gerçekleri yazmaya devam ediyoruz. Bu şekilde yasalaşırsa sosyal medyada sıradan vatandaşların bile hapislere atılacağı günler bizi bekliyor demektir. İktidarın kurguladığı geleceği biz gerçekleri yazarak deleceğiz. Gerçekleri yazmaktan hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz.”


DİSK Basın-İş Genel Sekreteri Yurttaş: Özgür bir ülke için özgür basın şart

DİSK Basın İş Genel Sekreteri Özge Yurttaş da şunları söyledi:

“Kalemimize, basın özgürlüğüne, ifade özgürlüğüne sahip çıkmaya devam edeceğiz. Hakikatin, gerçeğin gücü hiçbir şeyle örtülemeyecek kadar etkilidir. Sadece çıplak sesimiz, sadece kalemimiz, sadece kameramız kalsa bile yazmaya, anlatmaya, kayıt altına almaya ve insanlara hakikati ulaştırmaya devam edeceğiz. Umarız bundan sonra halkın haber alma hakkına yönelik ve basın özgürlüğüne yönelik her türlü saldırı karşısında ortak bir şekilde elimizden gelenin en iyisiyle var gücümüzle karşı koyabildiğimiz bir uzun döneminde ilk adımı olsun. Tutuklanan meslektaşlarımızın serbest kaldığı, uydurma gerekçelerle gözaltına alınan haklarında dava açılan meslektaşlarımızın artık adliyelerde ya da hapishanelerde değil, görevlerinin başlarında olduğu yarınlar için buradayız.”

Daha fazla sansür, daha fazla baskı uygulamaları karşısında sessiz kalmamak için burada olduklarını söyleyen Yurttaş, bugün buradaki mütevazi buluşma yarın Türkiye’nin farklı yerlerinde olacağını ve Ankara’da gerçekleşecek itirazlar yasayı meclisten geçse de geçmese de işlemeyecek hale getireceğini ve bir iradeye, dönüşeceğini söyledi. Yurttaş “Özgür bir ülke için özgür basın şart. Özgür basın için örgütlü bir basın ve örgütlü bir toplum şart” diyerek seslendi.

TBMM Genel Kurulu’nda yarın görüşülmesi beklenen teklif öncesi basın meslek örgütleri Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Bursa Şubesi, Disk Basın İş ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Bursa’da ortak basın açıklaması yaptı.

Sosyal medya yasası doğrudan basın özgürlüğünü hedef alıyor

Ortak açıklamayı ÇGD Bursa Şubesi Başkan Yardımcısı Ozan Kaplanoğlu okudu. Kaplanoğlu, iktidarın ülkenin sorunlarına çözüm bulmak yerine, bunların konuşulmasını, yazılmasını engellemek için bir baskı düzenlemesini Meclis gündemine taşındığını belirtti. Açıklamada Teklifin doğrudan basın özgürlüğünü hedef almakla beraber, düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik yeni kısıtlamalarında içinde olduğunun altı çizildi. Kaplanoğlu’nun okuduğu ortak açıklamada, Teklifle yalnızca engellemelerden söz edilmediğini, sosyal medyada yazılan, paylaşılan, haber olarak sunulan tüm bilgiler artık iktidarın muğlak suç tanımının süzgecinden geçeceğine vurgu yapıldı.

Düşünce ve ifade özgürlüğüne doğrudan müdahale

Bursa Barosu Başkanı Metin Öztosun da yarın TBMM’de görüşülmesi beklenen ve kamuoyunda dezenformasyon yasası olarak bilinen düzenlemenin aslında düşünce, ifade ve basın özgürlüğüne doğrudan müdahale eden, kısıtlayan bir teklif olduğunu belirtti. Öztosun, TBMM’yi bu yasa teklifini geri geri çevirmeye çağırdı.

Haberi Duyur

Kısa Adres: http://gorunum.tk/32854
Yol: Ana sayfa » Yazılar » Gazetecilerden İstanbul ve Bursa’da “dezenformasyon yasası” protestosu

Yorumla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

TOKİ’den “İlk Evim, İlk İş Yerim” projesi: 20 yıl vadeli projeye gençlerin vadesi yetmeyebilir

TOKİ’nin başlattığı "İlk Evim, İlk İş Yerim" projesinde gençlere 50 bin konut ayrıldı. Türkiye’nin yedi farklı bölgesinde yapılacak konutlara 20 yıl vadeli ödeme planıyla sahip olunabilecek. Taksitler yıllık enflasyon oranında artacak.

Kapat