19 Ocak 2018, Cuma - 07:23

  • google plus
  • twitter
  • facebook
  • rss

İMO Ankara’dan Oğuz Atay ödül töreni ve edebiyat söyleşisi

Tarih: 20 Aralık 2017

|

Kategori:

|

Yazdır

|

Okunma: 83

İMO Ankara Şubesi tarafından İnşaat Mühendisliği Haftası kapsamında Hayatın Koordinatları Fotoğraf Yarışması Sergisi’nin açılışı ve Hayatın Koordinatları Öykü Yarışması’nın ödül töreni yapıldı. İLEF Öğretim Görevlisi Gökhan Bulut, “Kuş Yağmuru” öyküsüyle ödüle layık görüldü.

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) tarafından, İnşaat Mühendisliği Haftası etkinlikleri kapsamında Oğuz Atay’ın anısına düzenlenen Hayatın Koordinatları Öykü Yarışması’nın ödülleri, dün akşam 19.00’da İMO Kongre ve Kültür Merkezi’nde yapılan ödül töreniyle sahiplerini buldu. Ödül töreninin ardından “Edebiyatla Kavga” başlığında bir söyleşi yapıldı. Etkinlikte ayrıca, Oğuz Atay anısına düzenlenen Hayatın Koordinatları Fotoğraf Yarışması Sergisi açıldı. Ziyaretçiler, 28 Aralık’taki ödül törenine kadar sergideki fotoğraflar için oy kullanabilecek.

Ödül töreninde konuşan İMO Ankara Şube Başkanı Selim Tulumtaş, Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar romanından alıntı yaparak başladı. “Atay’ın bahsettiği tunç devriminin ne zaman geleceğini bilmiyoruz ama bu umudumuzu yaşatmak istiyoruz” diyerek devam eden Tulumtaş, “Gözlerini, yüreklerini ve beyinlerini, fotoğraf makineleri ve kalemlerini kullanarak ortaya çıkarttıkları ürünleri bizlerle paylaşan bütün katılımcılarımıza teşekkür ederim” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

İMO Ankara Şube Başkanı Selim Tulumtaş

Öğr. Gör. Gökhan Bulut’a öykü ödülü

Tulumtaş’ın konuşmasının ardından, Oğuz Atay öykü yarışmasının kazananlarına ödülleri verildi. Yazar Sibel Öz, BirGün Gazetesi Kitap Eki editörü Doğuş Sarpkaya ve İMO temsilcisi tarafından yapılan puanlamaya göre ödül kazananların belirlendiği yarışmada, “Kuş Yağmuru” isimli öyküsü ile ödül almaya hak kazanan İLEF Öğr. Gör. Gökhan Bulut, ödülünü Doğuş Sarpkaya’nın elinden aldı. Mühendis olanlar ve olmayanlar şeklinde iki ayrı kategorinin yer aldığı yarışmada ödüle layık görülen isimler ise şöyle:

İnşaat mühendisi ve inşaat mühendisliği öğrencisi kategorisinde

  • Berk Demir – “Sevgimizin Matematiği”
  • Emre Yörük – “Muğlak”
  • Hasan Demir – “Melek”

Mühendis olmayanlar kategorisinde

  • Gökhan Bulut – “Kuş Yağmuru”
  • Gökten Çağrı Aktan – “Küçük Kızlar Pembe Giyer”
  • Rıdvan Karaman – “36”
  • Ümit Yiğit – “Gülmemeler Değil”

İLEF Öğr. Gör. Gökhan Bulut, “Kuş Yağmuru” öyküsüyle ödüle layık görüldü.

İMO’da “Edebiyatla Kavga” söyleşisi yapıldı

Ödül töreninin ardından yazar Özgür Mutlu, BirGün Gazetesi Kitap Eki editörü Doğuş Sarpkaya ve yazar Arzu Eylem’in konuşmacı olarak katıldığı “Edebiyatla Kavga” başlığında söyleşi yapıldı.

Sarpkaya: “Roman daha önce taşlaşmış bütün türleri parçalayarak ortaya çıkmıştı”

İlk konuşmacı Doğuş Sarpkaya konuşmasında Oğuz Atay’ın edebiyatı ve edebiyatla kavga konuları üzerinde durdu. Romanın ortaya çıkışı ve yükselişinin edebiyatla kavgayı karşıladığını düşündüğünü belirten Sarpkaya, “Roman daha önce katılaşmış, taşlaşmış bütün türleri parçalayarak ortaya çıkmıştı” dedi. “Aristokratların netleşmiş edebi beğenileri vardı, şiirle ilgileniyorlardı ve destanlar onların derdiydi ama dramayla fazla ilgilenmiyorlardı” ifadelerini kullanan Sarpkaya, “Burjuvazi, ortaya çıkmaya başladığı andan itibaren aslında romanı hegomanik bir tür olarak öne sürmeye başladı diyebiliriz. Edebiyatla kavga dediğimiz kısım burada başlıyor” diyerek sözlerine devam etti.

Sarpkaya, “Ezilenlerin, yenilmişlerin, duvar dibinde yürüyenlerin, paçası çamurluların öyküleri anlatılmaya başlandığı andan itibaren burjuvazi bir şekilde edebiyatın kendisine müdahale etmek istemiştir ama ondan sonra zaten bir an önce söylediğim şey gerçekleşmiştir. Burada da işçi sınıfı ile burjuvazi arasındaki mücadelenin aslında bir şekilde edebiyata yansımasını görüyoruz” diyerek sözlerine son verdi.

Mutlu: “Edebiyatçının en önemli alanı dildir”

Özgür Mutlu, Jeoloji mühendisi olarak Oğuz Atay ile ilgili bir etkinlikte bulunmaktan duyduğu mutluluğu belirterek konuşmasına başladı. “Edebiyatla kavga konusu hakkında konuşabilmemiz için ilk önce kavga nedir, edebiyat nedir ve edebiyatın işlevleri nelerdir diye sormamız ve bunları bilerek konuşmamız lazım” diyen Mutlu, kavganın TDK’da “herhangi bir amaca, bir isteğe ulaşabilmek için sarf edilen çaba ve verilen mücadele” olduğunu aktararak devam etti. “Kavga ediyorsak bir mücadelemiz var demektir. İşte bu mücadelelerin içinde edebiyatın bir yeri var mı, bize bir şey kazandırıyor mu sorusunu sormalıyız” dedi.

Edebiyatçının yazarken dille sürekli bir kavga içerisinde olduğunu belirten Mutlu, “Hiçbirimiz, içinde yaşadığımız toplumun sıkıntılarından, acılarından azade değiliz. Geçmişimiz aynı dertlerimiz aynı aramızdan ayrılan ölüler aynı. Dolayısıyla, yazar bu toplumsal problemlerin ister istemez içerisinde var olan bir özne. Bu yüzden edebiyatçının en önemli alanı dildir” diyerek edebiyat ve siyaset ilişkisine değindi.

Eylem: “Yazarın amacı bilinci rahatsız etmektir”

Son konuşmacı Arzu Eylem, edebiyatla kavga konusunu yazar-edebiyat kavgası ve edebiyatın kavgadaki yeri olarak iki farklı şekilde değerlendirdiğini söyledi. “Sadece edebiyatla bir mücadele sürdürmek bence mümkün değil. Edebiyat, sadece mücadelenin belli bir yerinde olabilir” diyen Eylem, Kieslowski’nin “Dünyayı değiştirecek olanlar filmleri yapanlar değil filmleri izleyenlerdir” sözüne atıfta bulunarak, “Yani bir olayı, trajediyi filme çekmeniz dünyayı değiştirebileceğiniz anlamına gelmiyor. Ancak bu filmi izleyenler bir bakıma dünyayı değiştirebilir. Bu sözü edebiyata da uyarlayabiliriz” ifadelerini kullandı.

Eylem, yaratıcılığın kapitalizm sürecinde sürekli baltalandığını dile getirerek, “Eğer üretebiliyorsanız, yaratabiliyorsanız zaten devrimcisinizdir. Belki de edebiyat mücadele eden insanlar için bir bakıma güç olabilir” dedi. Eleştirel kuramların ortaya çıkmasıyla edebiyatın da bir ideoloji olarak kabul edildiğini söyleyen Eylem, sözlerine “Kitapların, romanların bir bakıma insanları uyuşturmak için yazılan metinler olduğu söylenmeye başlanınca bir eleştiri ortamı çıktı ve bu ortam belki de kavga ve edebiyatı el ele tutuşturdu” diye devam etti. Eylem, “Edebiyat, hikayeleri bilmemizi sağlar, bilincimizin sınırlarını genişletir, düşünmeye sevk eder, ahlakı sorgulatır ve belki de en önemlisi ötekiyi sevmemizi sağlar. Yazarın amacı bilinci rahatsız etmektir” diyerek konuşmasını bitirdi.

Söyleşi, etkinliğe konuk olan konuşmacıların kitaplarını imzalaması ve düzenlenen kokteylin ardından sona erdi.

Haberi Duyur

Kısa Adres: http://gorunum.tk/16583
Yol: Anasayfa > Yazılar > Güncel > İMO Ankara’dan Oğuz Atay ödül töreni ve edebiyat söyleşisi

Yorumla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Prof. Dr. Çiler Dursun: “Haberde gerçekliği yansıtmada kadınlar daha yürekli”

Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Çiler Dursun’la Türkiye’deki kadın habercilerin çalışma koşullarıyla ilgili yürüttüğü TÜBİTAK destekli proje hakkında konuştuk.

Kapat