7 Aralık 2018, Cuma - 21:43

  • google plus
  • twitter
  • facebook
  • rss

Kadın gazeteciler, Türkiye’de kadın gazeteci olmayı anlattı

Tarih: 08 Mart 2018

|

Kategori:

|

Yazdır

|

Okunma: 139

Ankara Üniversitesi KASAUM tarafından düzenlenen “Türkiye’de Kadın Gazeteci Olmak” paneli dün ATK Sanatevi’nde yapıldı. Yerel ve ulusal medyadan kadın gazetecilerin konuşmacı olarak katıldığı panelde Prof. Dr. Çiler Dursun’da araştırma sunumu yaptı.

Ankara Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi (KASAUM) tarafından 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında düzenlenen “Türkiye’de Kadın Gazeteci Olmak” paneli dün ATK Sanatevi’nde yapıldı. 13.30’da başlayan etkinliğin moderatörlüğünü SBF Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serpil Sancar yaparken Hürriyet gazetesi köşe yazarı Oya Armutçu, BirGün gazetesi muhabiri Sevgim Denizaltı, Kanal 26’dan spiker Hanife Kamar da etkinlikte konuşmacı olarak yer aldı. İLEF Prof. Dr. Çiler Dursun da “Ulusal ve Yerel Televizyonlarda Kadın Habercilerin Çalışma Koşulları ve Habercilik Mesleğine Bakış Açıları” başlıklı araştırmasının bir bölümüyle ilgili sunum yaptı.

Fotoğraflar: Cengiz Mert Aksekili

Armutçu: “Doğruyu yaparsanız geceleri rahat uyursunuz”

Mesleklerde kadın erkek ayrımına karşı olduğunu belirterek konuşmasına başlayan Hürriyet Gazetesi köşe yazarı Oya Armutçu “Bir kere bu başlık dâhil olmak üzere kadın gazeteci, erkek gazeteci; kadın doktor, erkek doktor ayrımına karşıyım. Her şeye rağmen gazeteci olmanın belki de bugünlerde nasıl bir şey olduğu ya da gazeteci olunabiliyor mu bunu tartışmamız gerekiyor” dedi.

Başarılı bir öğrenci olduğunu ve okulu bittikten sonra Hürriyet’te çalışmaya başladığını belirten Armutçu, günümüzde gazetecilerin bu şansa sahip olmadığını söyledi. Konuşmasına adliye muhabiri olarak başladığı meslek hayatından örneklerle devam eden Armutçu,“Benim dönemimde adliyeye giden tek kadın muhabir bendim. Artık yargı muhabirliği diye başka bir alan var.  Artık adliyede erkeklerden çok kadın muhabirler var. Televizyondaki moderatörler ya da bu haberleri yapanların önemlice bir bölümü kadın, bunlar tabii ki sevindirici gelişmeler” ifadelerini kullandı.

Günümüzde sıkça yapılan bir yanlışa değinen Armutçu, “Yanlış şeyleri kamuoyuna aktarmanın kadın veya erkek olmakla alakası yok, bu artık cinsiyetin de dışında. Köşe yazarıysanız cinsiyetten bağımsız bir şekilde öncelikle okuryazar olmalısınız. Kamu yararını kendi kişisel ya da kurumunuzun yararından üstün tuttukça iyi gazeteci olursunuz, doğruyu yaparsanız geceleri rahat uyursunuz” diye konuştu.

Denizaltı: “Kadınlar emeğinin yeterince görünmediğini düşünüyorlar”

Prof. Dr. Çiler Dursun’un kendisini panele muhalif medyadaki kadınları temsilen çağırdığını söyleyerek konuşmasına başlayan BirGün gazetesi muhabiri Sevgim Denizaltı, muhalif ve alternatif medya ayrımına değindi. “Muhalif medya veya alternatif medya diyenler var. Ben daha çok alternatif diyordum ama sonra düşününce, ‘bir gerçeklik var ve siz alternatif yaratıyorsunuz’ dedim. Özellikle kadın gazeteciler açısından düşünürsek alternatif medya dediğimizin büyük bir bölümünde kadın gazeteciler sorun yaşıyor ve çoğunun karar alma mekanizmalarında erkekler var” ifadelerini kullanan Denizaltı, “E o zaman neyin alternatifi, kadınların sesi bu kurumlarda da kısılıyor. Kadınlar bu kurumlarda da emeğinin yeterince görünmediğini düşünüyorlar ve başarılı görünmek için erkek meslektaşlarından daha çok çalışmaları gerektiğini düşünüyorlar. O zaman neyin alternatifi? O yüzden muhalif demek daha doğru olabilir” dedi. Kadınların ana akım dışındaki mecralarda da ayrımcılığı ve şiddeti yaşadıklarını belirten Denizaltı, “Kadınlar ayrımcılığı ve şiddeti farklı biçimlerde deneyimliyorlar. Ana akım medyadaki kadın meslektaşlarımın anlattıklarını dinlediğimde tüylerim diken diken oluyor” dedi.

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Kadın ve LGBTİ Komisyonuyla bir araştırma yaptıklarını dile getiren Denizaltı, “221 kadınla bir anket çalışması yaptık. Orada açık uçlu soru sormuştuk, ‘yaşadığınız ayrımcılığı ve mobingi paylaşmak ister misiniz?’ diye ve bunu yaşadığını anlatan bazı kadın meslektaşlarımızın çalıştığı kurumlar arasında alternatif medya dediğimiz kurumlar da var” diyerek sözlerine devam etti. Kadın gazetecilerin mesleki dayanışma ve örgütlenme pratikleri hakkında konuşan Denizaltı, “Kadın gazetecilerin cendereyi kırmasının, içinde bulundukları bu durumu değiştirmesinin tek yolu bence bir araya gelmelerinden ve bir arada mücadele etmelerinden geçiyor” dedi.

Kamar: “Kadın erkek olarak değil genel olarak bir ayrım var”

Medya sektöründeki ayrımcılığı vurgulayarak sözlerine başlayan Kanal 26 spikeri Hanife Kamar, “Gazetecilik vicdan işidir. Başkalarının hakkını ararken kendi hakkından feragat etmektir. Bakarsanız 10 yıldır sektördeyim ama 5 yıldır sigortalıyım. Kadın erkek olarak değil genel olarak böyle bir ayrım var” dedi.

Kadına yönelik şiddetin üretim sürecine değinen Kamar, “Rahatsız olduğum başka bir şey var. Eğer bu sektörde olacaksak yönetmen olacaksak, haber müdürü olacaksak, kadınlar nasıl diye dizilerimize bir bakalım, kadın ezilen, itilen, kendi ayakları üzerinde duramayan, kocası tarafından şiddet gören durumunda ve yine bunları kadın yönetmenler, öğrenciler çekiyor. Bu senaryoları yazanlar da yine iletişim fakültesi mezunu kadınlarımız” ifadelerini kullandı.

Çiler Dursun: “En eril anlatı haber”

İLEF Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çiler Dursun, “Ulusal ve Yerel Televizyonlarda Kadın Habercilerin Çalışma Koşulları ve Habercilik Mesleğine Bakış Açıları” başlıklı araştırmasının sonuçlarını dinleyicilerle paylaştı.  Yerel, bölgesel ve ulusal medyada çalışan kadın gazetecilerin çalışma koşulları üzerine araştırma yaptıklarını belirten Prof. Dr. Dursun sona eren televizyon haberciliği araştırmasının sonuçlarını dinleyicilerle paylaştı. “Yerel, bölgesel ve ulusal medyada çalışan kadın gazetecilerin çalışma koşullarına, kendi mesleklerine ve habercilik yapma biçimlerine bakış açılarının toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifiyle yani feminist bir yaklaşım içerisinden ele almaya çalıştık” diyerek sözlerine devam eden Dursun, televizyon haberciliği, yazılı basın haberciliği ve internet haberciliği sektörü olarak üç alana baktıklarını belirtti.

En eril anlatının haber olduğunu belirten Dursun, “Televizyon sektöründe ve yazılı basında gördüğümüz kadarıyla en eril anlatım haber. Bugün haber sosyolojisi alanında gelinen nokta ana akım değildir ama haberin sunduğu hakikatin kısmi bir hakikat olduğu rahatlıkla söylenebiliyor” ifadelerini kullandı. Anketlere verilen yanıtların sonuçlarına bakıldığında televizyon haberciliği sektöründe çok güçlü bir cinsiyet eşitsizliği farkındalığı olmadığına değinen Dursun, “Televizyon haberciliği sektörü için çok güçlü bir cinsiyet eşitsizliği farkındalığı veya ayrımcılığa ilişkin güçlü bir farkındalık görülmüyor ama mülakatlara girdiğimiz de kayıt edilen ya da kayıt dışı söylenenleri de dahil ettiğimiz zaman aslında herkes her şeyin farkında” dedi.

Türkiye’de iletişim biliminin kurucularından biri olan İLEF emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Oya Tokgöz de paneli takip edenler arasındaydı. Prof. Dr. Tokgöz’ün de katkıda bulunduğu panel soru cevap kısmının ardından sona erdi.

Prof. Dr. Oya Tokgöz

Haberi Duyur

Kısa Adres: http://gorunum.tk/17632
Yol: Ana sayfa » Yazılar » Kadın gazeteciler, Türkiye’de kadın gazeteci olmayı anlattı

Yorumla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bağbaşı: Kulüpler çağdaş olmayınca federasyonlar da olamıyor

Spor Muhabirliği dersi bu hafta Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü eski Müdür Yardımcısı Sezai Bağbaşı’nın katılımıyla yapıldı. Spor yöneticiliğinin konuşulduğu derste Türkiye’de spor yönetimi modellerinin dönüşümü ve spor kurullarının medyayla kurduğu ilişki tartışıldı.

Kapat