18 Mayıs 2019, Cumartesi - 22:02

  • google plus
  • twitter
  • facebook
  • rss

KampüSanat sona erdi

Tarih: 19 Nisan 2019

|

Kategori:

|

Yazdır

|

Okunma: 77

Hacettepe Üniversitesi tarafından ilki düzenlenen KampüSanat etkinlikleri, üçüncü ve son gününde de oldukça renkliydi.

Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Edebiyat, İletişim, Güzel Sanatlar Fakülteleri ve Konservatuarı ortaklığıyla düzenlenen, KampüSanat etkinliğinin üçüncü günü Sıtkı Tekmen’in konuşmacı olduğu Yaratıcı Yazarlık semineriyle başladı. Eş zamanlı birçok etkinliğin yapıldığı son günde Hacettepe Beytepe ve Sıhhiye Kampüsleri’nin duvarlarını süsleyen uygulamalara yer verildi.

HÜ Edebiyat Fakültesi dekanlığı tarafından düzenlenen Yaratıcı Yazarlık semineri Sıtkı Tekmen tarafından verildi. Beytepe Kampüsü Edebiyat Fakültesi Bedrettin Cömert Salonu’nda başlayan seminere, öğrencilerin ilgisi yoğundu. Katılımcıların sorularıyla paralel şekilde ilerleyen konuşmada Sıtkı Tekmen’e sıfırdan doğan, kendine ait şeyleri olmayan insanın nasıl özgürleşeceği sorusu yöneltildi.

Sorunları birlikte aşabilme yeteneğinin insanı insan yapan bir unsur olduğunu dile getiren Sıtkı Tekmen, “Kendinizden özgürleşmek, neyi neden yaptığını bilmek, bu mekanizmayı öğrenmek sizi özgürleştirir” dedi.

Sıtkı Tekmen

Duvar Resmi Uygulaması Beytepe ve Sıhhiye kampüslerinde yer alacak

Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü, KampüSanat Projesi kapsamında çalışmalarına üç ay önce başladı. İstanbul’dan iki sanatçı Doç. Dr. Devabil Kara, Prof. Dr. Hüsamettin Koçan, HÜ öğretim üyesi Prof. Cebrail Ötgün’ün eserleri okulun duvarlarını süsleyecek.

Prof. Dr. Ötgün, KampüSanat’ın son gününde çalışmalarını sonlandırmayı planladıklarını belirtti. Duvar Resmi Uygulaması çalışmaları Beytepe’de iki, Sıhhiye’de bir tane olmak üzere toplam üç duvarda sergilendi.

Beytepe’deki duvarlardan birine sgraffito tekniği (sgraffito, sözcük anlamı itibariyle “kazınmış” anlamına gelen bir astar kazıma tekniği) ile renkli çimentolarla ve harçla bir resim yapılıyor. HÜ Resim Bölümü’nden Prof. Dr. Cebrail Ötgün, oluşturduğu kompozisyonu GÖRÜNÜM’e şöyle yorumladı:

“Dikdörtgenler kütüphaneden seçilen kitapların boyutları, kitap formu. Üçgenler ise tandıra ekmek yapıştırmak için kullanılan form. Geleneksel üçgenin simgesel anlamları şöyledir, ters üçgen kadını; düz üçgen erkeği temsil eder. Ruhsal gıda kitap ve biyolojik gıdanın birleşimini anlatıyor bu kompozisyon. Henüz bir adı yok.”

Prof. Dr. Ötgün’ün ekip arkadaşları HÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü Öğretim Görevlisi Mehdi Sadık, Araştırma Görevlisi Sadık Arslan, doktora öğrencisi Mehmet Sıddık Turan, yüksek lisans öğrencisi Ramazan Ertuğrul ve lisans öğrencisi Fırat Payan’dan oluşuyor.

Beytepe Kampüsü’ndeki bir diğer çalışma, Prof. Dr. Hüsamettin Koçan’a ait.

“Buranın akademinin topluma yarar sağlaması açısından güzel bir örnek olacağını düşünüyoruz”

İki gün önce açılan arkeolojik kazı alanı sürecinin içinde çalışan lisans öğrencileri Özgür Özmen ve Tolga Kaan Kıyak, ilk izlenimlerini GÖRÜNÜM için şöyle değerlendirdi:

“Projenin başından beri içindeyiz. Arazi oluşturuyoruz. Arazi, pratik için arkeoloji bölümünün laboratuvarı niteliğindedir. Bu yüzden çok güzel bir alan oldu burası. Buranın yapılmasında da biz, öğrenciler çalıştık. Bu dönem Hitit temasını belirledik. Buranın sürekliliğini sağlamak için devamında farklı temalarda devam edeceğiz. Örneğin seneye Frig, Urartu, başka medeniyetler olabilir. Hem burada malzemesini, mimarisini; hem de kültürünü, tarihini ve siyasi tarihini göstermek, bilgi edinmek için etkinliklerimizi devam ettireceğiz. Bölüm içi olduğu kadar bölüm dışına da hizmet verme amacımız var. İnsanların çok bilgi sahibi olduğu bir şey değil kazı. Belki müze olarak algılanıyor halk tarafından ama biz insanların bu işin yapıldığı sahayı görüp, anlaması için uğraştık. Sergileme yöntemimiz de ona göre oldu. Kazılarda bulduğumuz şekilde sergilemeye çalıştık. Arkeolojik kazının canlandırmasını yaptık. Dışarıdan gelenler, merak edenler için görsel bir örnek olacak hem de Arkeoloji Bölümü öğrencileri için eğitim amaçlı kullanılacak burası daha sonra. Çünkü bizim teknik, arazi gibi çeşitli uygulamalı derslerimiz oluyor. Onlar da burada yapılacak. Bu üç gün kapsamında da, ilkokul çocukları da geldi, diğer bölüm hocaları da geldi. İlgisi olan herkes geldi ama çocukların gelmesi önemli. Sonuçta, okul hayatımda hiçbir zaman arkeolojiye dair bir şey öğrenmedim. Çocukların az da olsa bilgi sahibi olması… Tarihi eserlerin üzerine ‘seni seviyorum’ gibi yazılar görmeye alışık olduğumuz bir ülkedeyiz. Biraz daha erken yaşta bilinçlenmeye başlarsak iyi olur. Kazının nasıl yapıldığı, malzemenin nasıl elde edildiği, onun restorasyonunun nasıl yapıldığı ve daha sonra nasıl saklandığına dair çok genel bir bilgi verdik. Aynı zamanda arkanızda gördüğünüz kaplarda restore edilmiş örnekler var, onları da göstermeye çalıştık. Kaplarda da Seramik Bölümü yardımcı oldu, tüm kapları onlar yaptı. Daha sonra buraya gömülmesini, sergilenmesini biz sağladık. Çocukların geçmişten bugüne bir şeyler kaldığını görmesiyle daha farklı bir bilinç oluşturabilirsiniz. Buranın akademinin topluma yarar sağlaması açısından güzel bir örnek olacağını düşünüyoruz.”

Kazı alan çalışmasında görev alan Arkeoloji lisans öğrencileri

Haberi Duyur

Kısa Adres: http://gorunum.tk/22987
Yol: Ana sayfa » Yazılar » KampüSanat sona erdi

Yorumla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İLEF, en engelsiz fakülte oldu

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından düzenlenen 2019 Yılı Engelsiz Üniversite Ödüllerinde İLEF, Mekanda Erişim ve Eğitimde Erişim alanlarında engelsiz fakülte ödülü aldı. Ankara Üniversitesinden iki fakülte ve iki yüksekokulu daha Mekanda Erişim ödülü alırken İLEF, Eğitimde Erişim ödülü alan tek fakülte oldu.

Kapat