7 Aralık 2018, Cuma - 19:30

  • google plus
  • twitter
  • facebook
  • rss

Özdemir’in sohbetleri “Açık Bir Yara” oldu

Tarih: 24 Eylül 2018

|

Kategori:

|

Yazdır

|

Okunma: 36

BYYO mezunu ve Özdemir’in öğrencisi olan gazeteci Hatice Aydoğdu’nun, Emin Özdemir’in son dönemine ilişkin sohbetlerini kaleme aldığı “Emin Özdemir Güncesi Hayat: Açık Bir Yara” kitabı , Akılçelen Yayınları’ndan çıktı.

Gazeteci Hatice Aydoğdu “Göğüne Sığmayan Bulut” kitabının ardından Emin Özdemir’in son dönemine ilişkin sohbetlerin yer aldığı “Emin Özdemir Güncesi Hayat: Açık Bir Yara” kitabını tamamladı. Kitap Emin Özdemir’in kendisinin kötücül hastalık olarak adlandırdığı hastalığa yakalandıktan sonraki düşünce dünyasını, kendini sorgulayışını anlatıyor. Aydoğdu, Özdemir konuşma yetisini yitirene kadar sohbetlere devam ediyor ve bu sohbetleri kitabında bir araya getiriyor.

“Emin Özdemir Güncesi Hayat: Açık Bir Yara”nın yazarı, BYYO mezunu ve Özdemir’in öğrencisi olan gazeteci Hatice Aydoğdu’yla kitap üzerine konuştuk. Aydoğdu, hazırlık sürecinden Özdemir’in son dönemindeki ruh haline kadar pek çok konuda GÖRÜNÜM’ün sorularını yanıtladı.

Hayatının son dönemini yaşadığını bildiğiniz biriyle sohbet etmek çok zor olsa gerek. Kitabı yazma kararını nasıl verdiniz?

Emin Hoca’nın hastalığa yakalandıktan sonra geçirdiği bir süreç vardı. Ben de zaman zaman Emin Hoca’yı ziyaret ediyordum. O sırada söyleşiyorduk.

Emin Hoca bu konuşmalarında her şeyden söz ediyordu: Edebiyattan, Türkiye’nin güncel sorunlarından, yaşamından, hastalığından, tedavi sürecinden, insanlardan… Çıktığı yolculuktan geri dönmeyeceğini biliyordu. Aynı zamanda yazmaya tutkun bir insanın yazı yazmadan geçirdiği günlerdi. Konuşmaların yazıya dökülmesi, kitaba dönüştürülmesi düşüncesi o koşullarda ortaya çıktı.

Emin Hoca’nın psikiyatr damadı Prof. Dr. Hakan Kumbasar’ın desteği ve katkıları da bu süreçte güç verdi.

Konuşmalar planlı mıydı?

Konuşmalar planlı değildi. Şu soruları sorayım, bunları konuşalım gibi bir durum olmadı. Gittiğimde kendiliğinden başlayan ve ilerleyen… Emin Hoca konuşma yetisini yitirene kadar da böyle sürdü.  Bu kitap bir anlamda yarım kaldı, bir anlamda bitti…

Bu kitapta Emin Özdemir’in son dönemine ilişkin neyi aktarmak istediniz?

Tek başına hastalık sürecini konuşmadık. Kitabın adı, kitabın içeriğini açıklıyor. Hayat: Açık bir yara. Hepimizin hayatı açık bir yara, bazen o açık yaraya dokunan bir şey olur. İşte o zaman o yara acımaya başlar. Emin Hoca da açık bir yara olan hayatı, tanrısı olan sözcüklerle yeniden anlattı. Ben de bunu aktarmaya çalıştım. Belki de üzerine yazı yazılan “kâğıt”tım… Dış sestim… Kitabın adını Emin Hocanın bilmesini isterdim ama olmadı…

Emin Özdemir’in kitaptan haberi var mıydı?

Evet.  Konuşmaların nasıl bir metne dönüşeceğini biliyordu.

“Göğüne Sığmayan Bulut” kitabıyla ilgili ne düşünüyordu?

“Göğüne Sığmayan Bulut” Emin Hocayla özdeşleşti. Kitabın adını çok benimsedi. Kendi adı gibi kullandı. Onun için çok önemliydi kitap. Çünkü o kitapta kendisi olduğunu söylerdi.

Sohbetler sırasında sizi etkileyen, duygusallaştıran sohbetler mutlaka olmuştur. Etkilendiğiniz anları paylaşmak ister misiniz?

Konuşmalar biraz zor geçti. Ürkek, tedirgin, sisli günlerdi. Hiç konuşmadığımız zamanlar da oluyordu…  Ayırmak, bir bölümü öne çıkarmak olanaklı değil… Emin Hocanın anlattığı belki de “ölmenin kendisi olan yaşam…”

Bu süreçte Hocanın psikolojisi nasıldı?

Herhangi bir sorun yoktu. O konuşmak istedikçe bir araya geliyorduk…

Bu kitabın yazımı “Göğüne Sığmayan Bulut” kitabından sonra mı başladı?

Evet. “Göğüne Sığmayan Bulut” kitabının yazım aşmasında Emin Hoca hastalığa yakalandı. Göğüne Sığmayan Bulut” çıktığında da hastalığının tanısı konulmuştu. Bu kitap daha sonra…

Kitapta Emin Özdemir’in son yazısı “Savruluşlar ve Dizeler”e de yer vermişsiniz. Bu metinden biraz bahseder misiniz?

“Savruluşlar ve Dizeler” yazısı Hocanın Sözcükler dergisine son döneminde yazdığı, son yazısı. Bu yazıyı da kitaba eklemek istedik. Bu metni okuduğunuzda şunu göreceksiniz. Hoca yazarken henüz teşhis konulmamış ancak sanki hastalığını biliyor gibi. Son yazısında Türkiye’nin gelmiş olduğu son nokta ve bu durumdan duyduğu üzüntüler, yaşadıkları ve yaşadıklarının onu nasıl üzdüğünü anlatıyor. Emin Hoca bu kitapta öldükten sonrası için de vasiyet niteliğinde sözler söylüyor. Aslında tam olarak vasiyet sayılmaz. Fakat ölümünden sonra düzenlenecek töreni, hangi mezarlıkta yatmak istediğini ilk kez bu kitapta açıklıyor. Öğrencilerinin cenazesini kaldırmasını, törenin Kocatepe Camii’nde olmasını ve Cebeci Asri Mezarlığa gömülmek istediğini anlatıyor. Mezar taşına “Türkçe Sevdalısı” yazılmasını da vasiyet ediyor.

Hocanın pişmanlığı ya da yapmak isteyip yapamadığı bir şey var mıydı?

“Yargılama Düşleri” adlı kurmaca bir metin üzerinde çalışıyordu. Ne yazık ki tamamlayamadı. Kitapta da bahsediyor zaten, bitiremediği için üzgündü.

Şu an metin yayınlanabilir durumda mı?

Bitiremediği bir metin…  Emin Özdemir Hocam bu haliyle yayımlanmasını ister miydi? Bilemiyorum. Yapıyı daha tam oturtmadığını söylemişti.

İlginç bir kapak tasarımı olmuş. Kapakta daktilo kullanmanızın özel bir sebebi var mı?

Emin Özdemir daktiloyla özdeşleşmiş bir insandı.  Büyük kızı Prof. Dr. Özlem Özdemir Kumbasar, “babam benim için daktilo sesiydi” diyor. Çocukları babaları uzun zaman daktilo başında zaman geçirdiğinden daktilo üzerine su dökermiş. Kapaktaki daktilo Hocayı yansıtan bir obje oldu.

Haberi Duyur

Kısa Adres: http://gorunum.tk/19420
Yol: Ana sayfa » Yazılar » Özdemir’in sohbetleri “Açık Bir Yara” oldu

Yorumla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bağbaşı: Kulüpler çağdaş olmayınca federasyonlar da olamıyor

Spor Muhabirliği dersi bu hafta Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü eski Müdür Yardımcısı Sezai Bağbaşı’nın katılımıyla yapıldı. Spor yöneticiliğinin konuşulduğu derste Türkiye’de spor yönetimi modellerinin dönüşümü ve spor kurullarının medyayla kurduğu ilişki tartışıldı.

Kapat