26 Şubat 2021, Cuma - 11:56

  • google plus
  • twitter
  • facebook
  • rss

Özlemle anıyoruz… Arşivimizdeki Mumcu: 32 yıl önceki söyleşisi, suikast haberi ve BYYO’luların onun için söyledikleri

Tarih: 24 Ocak 2021

|

Kategori:

|

Yazdır

|

Okunma: 36

Gazeteci, yazar Uğur Mumcu, 28 yıl önce bugün bombalı suikastle katledildi. Mumcu’yu gazetemizin arşivinde yer alan haberlerle anıyoruz.

Gazeteci, yazar Uğur Mumcu’nun Ankara’da evinin önünde uğradığı bombalı suikastle katledilmesinin üzerinden 28 yıl geçti. Mumcu’nun katilleri hala yakalanmadı.

Beykoz’da saklandığı eve Ocak 2000’de yapılan polis baskınında öldürülen Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu’nun evinde, Uğur Mumcu suikastına ait ipuçları bulundu. Evde ele geçirilen disklerde, Mumcu’nun evinin krokisinin olduğu görüldü.

Dava iddianamesinde, Mumcu’nun 06 YR 245 plakalı aracına konulan bombanın Ferhan Özmen tarafından hazırlandığı, Necdet Yüksel’in gözcülüğünde Oğuz Demir tarafından arabaya yerleştirildiği belirtildi. Oğuz Demir yıllardır kayıp.

Her yıl katledildiği yerde okurları ve sevenlere tarafından anılan Mumcu, bu yıl sokağa çıkma kısıtlamaları nedeniyle bu noktada anılamıyor.

32 yıl önce BYYO‘da araştırmacı gazetecilik anlatmıştı

Gazeteci yazar Mumcu hain suikaste uğramadan dört sene önce, o zamanlar Basın Yayın Yüksek Okulu olan okulumuza gelmiş ve kendisiyle araştırmacı gazetecilik üzerine bir söyleşi yapılmıştı. Mumcu, o dönem araştırmacı gazetecilerin ölüm tehdidi aldığını söylemişti.

Gazetemizin 1989’da yayımlanan 10. sayısındaki haberimiz ile 1993 yılının Ocak ayında çıkardığımız 47. sayımızdaki Mumcu haberleri:

Uğur Mumcu araştırmacı gazeteciliği değerlendirdi

Mumcu, araştırmacı gazetecinin normal bir gazeteciden farklı olduğunu belirterek, “Yasal ve fikri saldırılar, polemikler araştırmacı gazetecinin güncel sorunlarıdır” dedi.

Dilek Doğruer

Cumhuriyet  gazetesi yazarlarından Uğur Mumcu, araştırmacı gazetecinin normal gazeteciden farklı bir tutum içinde olduğunu belirterek, “Araştırmacı gazeteci tıpkı bir dedektif gibi en ince ayrıntıları bulup, genel tabloya yerleştirmelidir” dedi.

Mumcu geçtiğimiz günlerde okulumuza gelerek, “Araştırmacı Gazetecilik” konusunda öğrencilerle bir söyleşi yaptı. Araştırmacı gazetecinin güncel sorunlarının yasal ve fiziki saldırılar, polemikler olduğunu anlatan Mumcu şunları söyledi:

“Araştırmacı gazeteci her şeyden önce bilgi sahibi olmalıdır. Bunun için kitap okumalı ve gerekli kitapların nerede olduğunu bilmelidir. Araştırmacı gazeteci, olayı incelerken küçük ayrıntılar üzerinde durmalıdır. Ancak böyle yapılırsa okuyucunun yerleşik kanıları değişebilir. Araştırmacı gazeteci haber kaynağı üzerinde güven uyandırmalıdır. Yani haber kaynağını açıklamamalıdır. Bunun aksi olursa kaynak çürür. Hukuksal birtakım oyunları rahatça yapabilmek için mutlaka hukuk bilgisine de sahip olmak gerekir. Araştırmacı gazeteci bir olayı başından sonuna kadar izler. Herhangi bir olayın sonuna nokta koymak çok zordur. Olay geliştikçe yeni boyutlarıyla izlenmelidir.”

Dönemden döneme, olaydan olaya araştırmaların niteliğinin değiştiğini belirten Mumcu, araştırmacı gazetecinin çok tehdit aldığını, fiziki saldırıların yapıldığını ve öldürme girişimleri olduğunu söyledi. Mumcu, Türkiye’de ayrıntılı ve ciddi haberin okuyucusunun az olduğunu vurgulayarak, “En fazla emek ayrıntılı haberlere veriliyor, fakat okuyucusu çok az. Bu yüzden bunlar nankör haberlerdir. Şu anda uygulanan Ceza Yasası’nın katılığı sürdükçe araştırmacılık daha da zorlaşır” diye konuştu.

Meslek yaşamında sık sık, “Bu kadar bilgiyi nereden buluyorsun?” şeklinde sorularla karşılaştığını anlatan Mumcu,  şöyle konuştu:

“Ben gerçekten çok basit bir yolla, gerekli adresleri rehberlerden yararlanarak buluyorum. Ayrıca bir yıl boyunca kaldığım cezaevinde yaptığım görüşmeler benim için öğretici oldu. Bu tür görüşmeler bizim başka koşullarda ulaşamayacağımız dünyalardan kesintiler veriyor.”

Uğur Mumcu öğrencilerin araştırmacı gazetecilikle ilgili sorularını da güncel örneklerle yanıtladı.

Mumcu’yu susturdular

Bir Mumcu susmuş olabilir, ama onun yaktığı mumun ışığında binlerce Atatürkçü laik, devrimci genç yürümeye devam edecektir. Onu susturduklarını sananlar yanılıyorlar. Uğur Mumcu ve izindekiler asla susturulamazlar, susturulamayacaklardır.

Görünüm

Cumhuriyet Gazetesi yazarlarından Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993 Pazar günü uğradığı bombalı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Bu iğrenç saldırı Mumcu’nun kimliğinde Atatürk ilkeleri ve laikliğe karşı yapılan bir saldırıdır. Mumcu’yu susturduklarını sananlar yanılıyorlar. Bir Mumcu susmuş olabilir, ama onun yaktığı mumun ışığında binlerce Atatürkçü, laik, devrimci genç yürümeye devam edecektir. Tüm yazılarımda teröre karşı mücadele veren, terörün arkasındaki karanlık güçleri gün ışığına çıkartmak için savaşan değerli gazeteci Mumcu, ülkemizde demokrasinin yeşermesinden bile korkuya kapılan demokrasi düşmanlarının hedefi oldu.

Bahardan kalma bir kış gününde eşi ile birlikte, hasta ziyareti için evinden çıkan Mumcu, arabasını çalıştırdığı an tahrip gücü çok yüksek bir bombanın patlaması ile paramparça oldu. Sürekli tehdit edilen Mumcu; sonunda karşısına çıkacak kadar bile cesareti olmayan aşağılık katillerin kalleşçe saldırısına hedef oldu. Mumcu’nun cesedinden bile korkan yüreksiz katiller onu paramparça ettiler.

Olaydan hemen sonra İstanbul Cumhuriyeti arayan bir kişi olayı “İslami Kurtuluş Örgütü”nün üstlendiğini bildirdi. Olayı “İslami Büyük Doğuş Akıncılar Cephesi” ve “PKK” da üstlendi.

Büyük gazeteci ve dürüst insan Uğur Mumcu’nun öldürülmesi yurt içinde ve yurt dışında büyük tepkilerle karşılandı. Gazete bürolarında açılan deftere, gözü dönmüş demokrasi düşmanlarınca şehit edilen Mumcu için sevenleri duygu ve düşüncelerini yazdılar.

Mumcu’nun Ardından

Prof. Dr. Aysel Aziz: Uğur Mumcu’nun önemi dogmatik düşünce içinde olmaması, çağdaş, demokratik ve Atatürkçü bir anlayışla konuları ele alarak, incelemesi ve bunları büyük bir nesnellikle topluma aktarması; dolayısıyla Kitle İletişim Araçlarıyla kamuoyu oluşturma görevini bilimsel bir anlayışla ele almasından kaynaklanmaktadır. Bu kişiliğin temeli ise çok iyi bir hukukçu, bilim adamı olmasından kaynaklanmaktadır. Türkiye’de araştırmacı gazetecilik, Uğur Mumcu ile başlamıştır. İletişim Fakültelerine düşen görev ise bu kimliği devam ettirecek, araştırmaıcı gazeteciler yetiştirmektir.

Prof. Dr. Türker Alkan: Mumcu’nun öldürülmesi ve bunun karşısında toplumda gelişen tepkiyi kendi içinde soyut bir olay olarak ele almamak lazım. Bu olayı yıllardır aydınlara gazetecilere karşı yapılan cinayetler zincirine karşı bir tepki olarak görüyorum. Bu tepkinin diğer önemli boyutu da Mumcu’nun kişiliğinde belirginleşen bir takım temel ilkelerin varlığıdır. Laiklik, demokrasi, Atatürkçülük gibi Cumhuriyet’in temel ilkelerini savunan Mumcu, bu yanı ile diğer aydınlardan ayrılıyordu.

Her toplumda radikal kesimler daha gürültücüdür. Türkiye’de de işlemi hareket taraftarı olanlar daha gürültücü olmaya başladılar. Laik, Atatürkçü, demokratik kitleler uzun zamandır sessiz kaldı. Bu sessizlik radikal dincilerin egemen olduğu görüşünü destekler nitelikteydi. Mumcu’nun öldürülmesi ile toplumda susan kesimin tekrar sesini çıkarması Türkiye için yeni bir olgu. Bir bakımdan da önemli bir gelişme. Toplum tekrar 12 Eylül benzeri gelişmeleri istememektedir. İktidar katilleri bularak toplum desteğini almalıdır.

Prof. Dr. Korkmaz Alemdar: Uğur Mumcu, halkın bilmesi istenilmeyen konuları açığa çıkartırdı. Bu bakımdan çok önemli bir gazeteciydi. Onun kaybı bu bakımdan çok önemli bir kayıptır. Uğur Mumcu’nun öldürülmesinden hükümet sorumludur. Hükümetin de özellikle SHP kanadı sorumludur. Çünkü Mumcu, sorgulayan, araştıran, dolayısıyla tepkileri çeken bir gazeteciydi. Böyle bir gazetecinin istemeden korunması gerekirdi; her Türk vatandaşının korunması gerektiği gibi…

Prof. Dr. Cevat Geray: Uğur Mumcu araştırıcı ve ilkeli bir gazeteciydi. İlkeli derken kalemini, namusunu koruyacak dürüst davranış ve tutumlar içinde oldu. Ve saptadığı gerçekleri olduğu gibi kamuoyu ile paylaşmaya çalıştı. Hiçbir hesap kitap gözetmeksizin çıplak gerçekleri olduğu gibi yansıtmaya çalıştı. O açıdan gelecek kuşak gazetecilere, bu mesleği seçenlere çok iyi bir örnek oluşturdu. Mumcu, gerçekleri bulup çıkarmayı ilke edinen bir gazeteciydi. Kendisiyle görüşmemizde “Apo ve PKK” araştırmasıyla ilgili olarak SBF dekanlığına başvurduğunu bana yansıtmıştı.

Prof. Dr. Vahdet Aydın: Bu cinayet bir çağdaşlık, demokrasi sorunudur. Mumcu ilkelerine sadık kaldı. Cesur bir gazeteciydi. Onun kaleminde: demokratiklik, laiklik ve cesurluk ilkelerine sadık olan insanlar adeta birleştiler. Mumcu son derece kibar, cana yakın ve örnek bir aile babasıydı.

Murat Güngür (RTS 3): Türk basının olduğu kadar Türk halkının da yiğit bir savaşçısını kaybetmenin üzüntüsü içindeyiz. Mumcu’nun laik ve devrimci yolu daima yolumuzu aydınlatacaktır. Mumcu’ların ölmeyeceğini arkasından yetişen genç gazeteciler gösterecektir.

Didem Özbahçeçi (HİT-1): Kemalizm’i onun vücudunu yok ederek ortadan kaldıracaklarını zanneden demokrasi düşmanları yanılıyorlar. O bir mum yaktı, asla sönmeyecek, o çığlık asla susmayacak. Rahat uyu koca reis.

Ahmet Torun (GZT-4): Uğur Mumcu’yu öldürenler kim olursa olsun, gerçek olan bir nokta var ki o da toplumumuza yol gösteren bir gazetecimizi, yazarımızı seçerek bizi büyük bir yasa boğmuş olmalarıdır. Biz gazetecilik okulundan yetişen arkadaşlar olarak onun yerini dolduramayız ama ilke ve hedefleri doğrultusunda kendimizi yetiştireceğimize söz veriyoruz. Bu cinayetler bizim gözümüzü korkutmayacak, aksine bizi daha da güdüleyecek, ivme kazandıracaktır yetişmemize. Ülkeyi terör ortamına çekmek ve kaos meydana getirmek isteyenlerin hedef olarak demokratik ve laik gazeteci yazar ve aydınları seçmeleri de ayrıca dikkat çeken bir husustur.

Yalçın Tarcan: Uğur Mumcu, Atatürkçü, demokrat, ilerici, hukukun üstünlüğünü insan haklarını savunan değerli bir araştırmacı gazeteciydi. Ölümü hepimizin izlediği gibi bütün Türk halkını çok üzdü. Yeri kolay kolay doldurulamayacak bir insandır. Tüm devrimcilerin başı sağ olsun.

Arş. Gör. Abdülrezak Altun: Uğur Mumcu’nun kaybı, onu bir kişi olarak gördüğümüzde sadece yakınları, tanıyanları ve sevenleri açısından önemlidir. Ancak Mumcu ve onun gibiler, toplumsal sistemin bir öğesi haline dönüşmüştür. Eksikleri sadece bir bireyin değil toplum açısından yaşamsal bir organın yokluğuna denktir.

Bir gazeteci olarak Mumcu’nun gösterdiği çaba basanını demokratik toplumlarda yasama, yürütme ve yargının yanında dördüncü güç olarak varlığını sürdürmesini sağlamıştır. Bu özellikle Türkiye’de giderek gerçek görev ve kimliğinden uzaklaşan basın açısından yeniden gözden geçirilmesi gereken bir noktadır.

Türk toplumunun sürekli gündeminde olan düşünceye karşı şiddet Mumcu’nun öldürülmesiyle yeni bir örneğini sergiledi. Olayı gerçekte bu yönüyle ele almakta da fayda var. Aslında temel noktanın nereden kaynaklanırsa kaynaklansın, nereye yönelirse yönelsin “Şiddet” olduğu gözden kaçmamalıdır.

Mumcu’nun öldürülmesi ile sadece üzülmek ya da birilerinden nefret etmek değil, insanları sevmek ve birbirimizi anlamaya çalışmak da gereklidir. Yoksa bugün Mumcu’ya yarın sana, bana…

Arş. Gör. Nuran Yıldız: Uğur Mumcu’nun öldürülmesinin en acı yanı, ardında bıraktığı boşluk. Bu konuda açıkça şunları söyleyebilirim ki, onun araştırmalarını, yazılarını, o düzeyde gerçekleştirecek kimseyi göremiyorum basın dünyasında.

Arkasından yanan binlerce mum, cenazesindeki binlerce insan Mumcu’nun boşluğunu dolduramayacaklar. Herkesin Mumcu suikastına başkaldırmasının gerçek nedeni de bence bu.

Büyük olasılıkla katilleri bulunamayacak. Diyelim ki bulundular ve bunlar da yüzlerce kişiydi. Diyelim ki cezalandırıldılar. Sonuç değişmiyor ki…

Mumcu’yu binlerce insan okuyordu, okuyacaktı… Şimdi herkesin üzerinde kara bir gölge var. Güneşin bir an önce o gölgeyi silmesini diliyorum.

 

Haberi Duyur

Kısa Adres: http://gorunum.tk/30040
Yol: Ana sayfa » Yazılar » Özlemle anıyoruz… Arşivimizdeki Mumcu: 32 yıl önceki söyleşisi, suikast haberi ve BYYO’luların onun için söyledikleri

Yorumla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Emek Araştırma’nın, pandeminin işçi sınıfına etkisine odaklanan son sayısı yayımlandı

Emek Araştırma Dergisi'nin son sayısında, COVID-19 salgınının işçi sınıfı üzerine etkilerini değerlendiren makalelerin yanı sıra toplumsal cinsiyet ve sendikacılık üzerine çalışmalar da yer alıyor.

Kapat