25 Kasım 2017, Cumartesi - 05:24

  • google plus
  • twitter
  • facebook
  • rss

Sağlık çalışanlarına dönük şiddet bitmiyor

Tarih: 12 Kasım 2017

|

Kategori:

|

Yazdır

|

Okunma: 43

Sağlık çalışanlarına yönelik artan şiddet hem hastalar hem de sağlık çalışanları açısından önemli bir sorun teşkil ediyor. Doğrudan ya da dolaylı yoldan şiddete maruz kalan sağlık çalışanları huzursuz oldukları bir ortamda mesleklerini yapmaya çalışıyor.

Ankara Tabip Odasının (ATO) Sağlık Bakanlığı Beyaz Kod Sisteminden elde ettiği bilgiye göre, 27 Haziran 2016-12 Temmuz 2017 tarihleri arasında 10 bin 591 sağlık çalışanı şiddete uğradı. Şiddete uğrayan sağlık çalışanlarından 6 bin 731’i ise hekim. Yapılan başvurulara göre, son 1 yılda sağlık çalışanlarının 867’si fiziksel şiddete 7 bin 881 sözel şiddete ve bin 813’ü hem fiziksel hem de sözel şiddete maruz kaldı.

Ses Başkanı İbrahim Kara

Sağlık çalışanları, mesleklerinden ötürü karşılaştıkları yaralılar ve ölü bedenler yani ikincil travma dışında doğrudan şiddetin hedefi olarak birincil travma yaşıyor. Sağlık alanında yaşanan şiddet olaylarının yıllar içerisinde dozunun ve miktarının giderek artması, özellikle sivil toplum örgütlerinin bu konuya ilişkin özel çalışmalar yapmalarının gerekliliğini ortaya çıkarıyor.

“Para ilişkisi şiddeti artırıyor”

2003 yılından itibaren uygulanmaya başlanan Sağlıkta Dönüşüm Programı kapsamında birçok yenilik yapıldı. Özellikle sosyalizasyon programından vazgeçilerek, sağlık hizmetlerinde serbest piyasa yolunun açılması ile meydana gelen olumsuzlukları Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Genel Başkanı İbrahim Kara şöyle ifade ediyor:

“Sağlık çalışanı ile hastanın arasına para ilişkisinin giriyor olması hastanelerde yaşanan şiddetin temel nedenleri arasındadır. Özellikle son dönemlerdeki sağlığı piyasalaştırma sürecinin içerisinde, sağlık çalışanları performansa dayalı döner sermaye ödemelerinden kaynaklı yoğun bir iş yükü altına giriyorlar. Bir diğer nokta ise, para ilişkisi içine girildiğinde orada sağlık emekçisinin mesleğini icra eden bilim insanı algısından uzaklaşılıyor. Hastanın parasını verdiği ve bu para sayesinde her istediğini yaptırabileceğini düşündüğü, ticari bir işletmenin sahibi algısı yerleşiyor ve tutumlar da buna göre şekilleniyor. Hastalar, yani parayı verenler hizmetin sunumundan ‘kendilerince’ memnun kalmadıklarında sağlık çalışanlarına bu öfkelerini yöneltiyorlar.”

“Hasta gelsin diye dua mı edelim”

Sağlık Bakanlığı tarafından Performans Sistemi ile ilgili yayımlanan yönetmelikte, kaliteli ve verimli hizmet sunumunu teşvik etmenin amaçlandığı vurgulansa da pratikte bu temenninin aksi ortaya çıkıyor. SES Genel Başkanı Kara, performansa dayalı ücretlendirme ile hekimin işlem yapılmaması gereken hastaya işlem yapmasına kadar çeşitli sorunlarla karşılaştıklarını dile getirdi. Hekimler arasında rekabete neden olan bu uygulamada performansın değerlendirilmesinin sorunlu bir anlayış olduğunu belirten Kara, “Hastanede neyin performansı bu! 24 saatlik nöbetim sırasında hastaneye hasta gelmiyor olabilir ama ben orada çalışıyorum, mesai harcıyorum hasta gelsin de işlem yapayım, para kazanayım diye dua mı edeyim?” diye sordu.

“Muayene süresi kısa tutuluyor”

Hasta ile hekimi karşı karşıya getiren nedenlerden bir diğeri de muayene sürelerinin gerekenden kısa olması. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 2006 yılında yapılan Sağlık Hizmetleri Memnuniyet Araştırmasına göre, hekimlerin muayene ve  için hastalara ayırdığı süre yüzde 37,6 ile 1-5 dakika aralığında en yüksek orana sahipken, hekimlerin gerekli gördükleri 20 ila 30 dakika arası muayene süresi yaklaşık yüzde 16 ile son sıralarda yer alıyor. SES Genel Başkanı Kara, randevu sisteminin getirilmesi ile zaten hekimin günlük bakabileceği hasta kotasının doldurulduğunu, bunun yanında gelen hastaların da geri çevrilmemesi istendiğinde, kısa olan muayene süresinin daha da kısa tutulmak zorunda kalındığına dikkat çekti.

Meydana gelen aksaklıklar nedeniyle mağdur olan hasta ve sağlık çalışanları arasında gerginlik olduğunu bildiren Kara, sağlık çalışanlarının bu duruma çok sık maruz kaldığını ve bu nedenle karşısındakinin öfkelenmesini, tacizini çoğu zaman şiddet olarak düşünmediğini söyledi.

Silah raporu, maluliyet raporu gibi ciddi rapor talepleriyle hastanelere başvuran hastaların muayenesinin hastanelerde ayrı bir bölüm tarafından üstlenilmediğini, bunun da hekimin iş yükünü arttırdığını kaydeden Kara, “Çok kısa zamanda bu başvuruları değerlendirmek zorunda kalan hekimler, nitelikli bir araştırmadan uzaklaşabildikleri gibi, silah raporlarının verilmesi konusunda bazı nüfuzlu kişilerin baskılarına da maruz kalabiliyorlar” dedi.

Sağlık çalışanları potansiyel suçlu olarak görülüyor

Sağlıkta dönüşüm programı kapsamında 2004 yılında uygulamaya konulan SABİM hattı, yurttaşların sağlık sistemi ile ilgili talep, eleştiri ve önerilerini aktarabilmeleri ile sağlık hizmetlerinden yararlanırken sistemin herhangi bir aşamasında karşılaştıkları sorunları iletebilmeleri için 7-24 hizmet veriyor. Sağlık çalışanı haklarının göz ardı edilmesi, konuyla ilgili yeterli eğitimi almamış kişilerin burada görev yapması ve gerekli araştırma yapılmadan cezai işlem uygulanması gibi olumsuzluklar da zamanla SABİM’in işleyişinden doğan sorunlar olarak ortaya çıkıyor. Kara, sağlık çalışanlarının baştan potansiyel suçlu olarak görülüyor olmasına ve SABİM hattına yapılan şikayet ile sağlık çalışanlarının ifadesine gerek olup olmamasına bakılmaksızın soruşturmaya tabi tutulduğunu ifade ediyor. İstanbul Samatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin 6’ncı katından atlayarak 30 Kasım’da intihar eden acil tıp asistanı Dr. Melike Erdem’i hatırlatan Kara, “Bir arkadaşımız şikâyet edildi diye İstanbul’da kendisini hastanenin bilmem kaçıncı katından attı. Bu arkadaşımız neden intihar etti. Çünkü bu durum onu yaralamış. Çalışma koşulları zaten ağır, bir de üzerine şikayetlerle yıpratılıyorsunuz” diye konuştu.

“Çözüm kamunun bilinçlenmesi”

Hastanelerdeki şiddeti engellemeye yönelik yeterli önlemlerin alınıp alınmadığı sorusuna, şiddetin anlık bir durum olduğunu, bu nedenle de kapıda silahlı güvenlik tutularak çözülemeyeceğini söyleyen Kara, ağır cezai yaptırımların uygulanması gerektiğini belirtti.

Çözüm olarak kamuoyunu bilinçlendirmek gerektiğini aktaran Kara, özellikle siyasi iktidarlar temsilcilerinin meslekleri itibarsızlaştıran cümleler kurmamaya özen göstermesi gerekliliğinden bahsetti.

İbrahim Kara, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası olarak şiddet olaylarında, özellikle ölümle sonuçlanan olaylarda iş bırakma eylemine gittiklerini ifade ederek, bu konuda sessiz kalınmaması gerektiğini söyledi.

Haberi Duyur

Kısa Adres: http://gorunum.tk/16058
Yol: Anasayfa > Yazılar > Güncel > Sağlık çalışanlarına dönük şiddet bitmiyor

Yorumla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çocuklarınızı çimenlerden uzak tutun

AÜKP'nin “Sağlıklı Yaşam ve Sağlıklı Çevre” panelinde konuşan Prof. Dr. Münevver Pınar, alerjik hastalıklardan korumak için çocukların çimenlerden uzak tutulmasını önerdi.

Kapat