22 Ocak 2018, Pazartesi - 10:57

  • google plus
  • twitter
  • facebook
  • rss

Sınav sistemi politikası: “Ya tutarsa”

Tarih: 28 Aralık 2017

|

Kategori:

|

Yazdır

|

Okunma: 50

Türkiye’de milyonlarca öğrenci ve aileyi etkileyen sınav sistemleri yeniden değişti. Eğitim öğretim yılı başında alınan kararlarla önce temel eğitimden liseye, sonrasında ise yükseköğretime giriş sistemi yenilendi. Liseye giriş sınav sistemi son 15 yılda altı, üniversite giriş sistemi de üç kez değiştirilmiş oldu. Son değişiklikle üniversiteye giriş sistemi 40 yıl içinde sekizinci değişikliğini gördü.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 15 Eylül’de katıldığı canlı yayında “TEOG kaldırılsın” talimatı ve daha sonra üniversite sınavı sisteminin değiştirileceği yönündeki açıklamalarının ardından Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK), eğitimde öğrenci seçme sistemlerini yenilemek için hazırlıkları başlattı. Eğitim-öğretim dönemi başlangıcının ardından sınav takvimlerinin açıklanmasına karşın alınan değişiklik kararı, ortaöğretim 8. sınıftaki 1.3 milyon öğrenci ve yaklaşık 2 milyon üniversite adayı ile aileleri için şaşkınlık ve endişe yarattı.

Bir ayda üçüncü değişiklik

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, 2017 Akademik Yıl Açılış Töreni’nde 2010’dan itibaren uygulanan sınav sisteminin değiştirileceğini duyurdu. Başkan Saraç açıklamasında, yaklaşık 4 aylık maratonda tamamlanan YGS-LYS sınavlarının birleştirilerek iki oturumlu tek bir günde tamamlanacak sınav sistemine geçileceğini açıklamıştı. YÖK’ün 9 Kasım’da yaptığı son açıklamayla, YKS, bir ayda üçüncü kez değiştirildi.

Yapılan değişiklikle sınavın ilk oturumunun cumartesi sabahı, ikinci oturumunun ise pazar sabahı yapılmasına kararlaştırıldı. Sınavın ilk oturumu olan TYT, yeniden düzenlenerek soru sayısı arttırıldı. İlk açıklamada 80 soruluk Temel Türkçe ve Matematik sorularından oluşacağı duyurulan sınava, diğer dersler de eklendi. Soru sayısına 5 Coğrafya, 5 Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, 5 Felsefe ve 5 Tarih olmak üzere toplam 20 Sosyal Bilimler sorusu ile 6 Biyoloji,7 Fizik ve 7 Kimya olmak üzere toplam 20 Fen Bilimleri sorusu eklenerek 80 olan soru sayısı 120’ye çıkarıldı. Öğrencilere yeni oturum için 135 dakika süre verildi.

Saraç’ın açıkladığı sistem teknik ayrıntılar dışında, 1974-75 yıllarında aynı günde sabah ve öğlen olmak üzere iki oturumda uygulanan sınav sistemi ve 1999’dan 2010 yılına kadar uygulanan tek basamaklı Öğrenci Seçme Sınavı’na (ÖSS) benzerliği ile dikkat çekti.

Sistem kararsızlığı

 Türkiye’de üniversitelere sınavsız ya da kendi yaptıkları sınavlarla öğrenci seçme süreci, 1974’te Üniversitelerarası Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi’nin (ÜSYM) kurulmasının ardından yerini sınav sistemlerine bırakmıştı.

ÖSYM’nin 1974 yılında hazırladığı ilk sınav olan ÜSS (Üniversitelerarası Seçme Sınavı), aynı gün içerisinde iki oturum halinde gerçekleşti. Sistem iki yıl sonra değiştirilerek tek günde tek oturum şeklini aldı. Sınav 1981’de ikinci kez değişti ve Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı (ÖSYS) oldu.

Bu yeni sistem iki aşamalı hale geldi. Sınav sonuçlarına 1982’de Ortaöğretim Başarı Puanı (OBP) eklenmeye başlandı. 1999’da ÖYS kaldırılarak sistem yalnızca ÖSS olarak yeniden tek basamağa indirildi.

2006’da ÖSS tekrar güncellenerek tüm lise müfredatını kapsamaya başladı. 2011’de sınav yeniden değiştirildi ve iki basamaklı, 6 sınavdan oluşan YGS-LYS sistemi yaratıldı. Son yapılan değişikliğin ardından ise üniversiteye giriş sistemi son 40 yılda 8. kez değiştirilmiş oldu.

Sınavlar eşitsizliği derinleştirdi

 Üniversite sınavının öğrencileri bilgilerine göre elemeye başlaması ailelerde “daha iyi eğitim” talebini yükseltti. Türkiye’de ilk kez ‘70’li yıllarda açılan dershanelerin sayısı ‘80’lere gelindiğinde 200’ü geçerken, yaygınlaşmaya da devam etti. 1978’de sınav merkezileşince müfredat ile sınav içeriği arasında paralellik kurulamaz oldu. Dershaneler son dönemde kapatılsa da eğitimdeki özelleştirme adımları ile eğitim sistemi yalnızca üniversite başarısını hedefleyen, fırsat eşitliğini ortadan kaldıran bir sürece dönüştü.

 Ortaöğretime geçiş sistemi tam bir muamma

Üniversiteye geçişte sınavlar değişirken ortaöğretimden liseye öğrenci seçme sürecindeki hızlı dönüşüm de dikkat çekti. Kolej olarak açılan ve Anadolu lisesi olarak bilinen okullar, 1997 yılına kadar öğrencilerini ilkokuldan itibaren merkezi sınavla alıyordu.

Bu sınavın ardından öğrenciler ortaokula başlamadan önce 1 yıllık hazırlık eğitimine giriyorlar. Bu eğitimin ardından da yabancı dille ortaokul ve lisede eğitimlerine devam ediyorlardı.

Ancak sekiz yıllık kesintisiz eğitim uygulamasının başlamasıyla Anadolu liselerinin ortaokul kısımları kapatıldı, Anadolu liseleri hazırlık ve üç yıllık lise eğitimi vermeye başladı. Bu kez yeni düzenlemeyle öğrenciler, 8. sınıftan itibaren Anadolu liselerine yerleşmek için sınava girmeye başladı. Sınavın adı da Liselere Geçiş Sınavı (LGS) olarak değiştirildi. 2004 yılına gelindiğinde ise LGS olarak devam eden sistem, Ortaöğretim Kurumları Seçme ve Yerleştirme Sınavı (OKS) olarak değiştirildi. OKS ise 2008 yılında kaldırıldı. OKS yerine 6 ve 7. sınıflarda yıl sonunda merkezi olarak yapılan Seviye Belirleme Sınavları (SBS) sistemi getirildi. 2009’da ise SBS sadece 8. sınıf öğrencilerine yönelik yapılmaya başlandı.

2012 yılında SBS için MEB tarafından aşamalı olarak kaldırılma süreci başlatıldı ve 2013 yılında SBS son kez yapıldı. 2013-2014 eğitim-öğretim yılından itibaren ise SBS yerine TEOG sistemi getirildi.

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın “TEOG kaldırıldı” açıklamasının ardından sınav sistemi son 15 yılda 6. kez değişirken, 1.3 milyon ortaokul son sınıf öğrencisi ile aileleri için kaosa dönüştü.

Okulların açılmasından 2 ay geçtikten sonra açıklanan yeni sisteme göre liseye geçiş sınavına girmek zorunlu olmaktan çıktı. Yeni sisteme göre artık öğrenciler ikamet adreslerine en yakın 5 okulu tercih listelerine yazarak liselere sınavsız geçiş yapabilecek. Öğrenciler fen liselerine ve 2014 yılında dönüştürülerek proje okul adını alan liselere girebilmek içinse merkezden hazırlanacak bir sınava tabi tutulacak. Ayrıca, şu anda yaklaşık 20 tanesi yüzde 1’lik başarı isteyen liseler ile fen liseleri, sosyal bilimler liseleri, anadolu liseleri ve teknik liselerden; 170’i ise imam hatip liselerinden oluşan proje okullarının sayısı arttırılacak. Hangi okulların proje okula dönüştürüleceği ilerleyen zamanlarda açıklanacak.

Eğitim Sen’den Değişikliğe Tepki:

“Adrese dayalı bir sistemin öncelikle öğrencilerin seçme hakkını kısıtlamakta, öğrencileri sadece oturduğu mahalle ya da eğitim bölgesine hapsetmektedir. Semtlerin ekonomik ve sosyal farklılıkları ve eşitsizlikleri okullara da kaçınılmaz olarak yansımaktadır. Okulların teknolojik donanımlarından, öğrencilere yönelik olarak sunulan olanaklara, velilerin okul yaşantısına katkısına kadar pek çok alanda bu farklılıkları ve eşitsizlikleri görmek mümkündür. Sanki tüm okullar eşit ve aynı olanaklara sahipmiş gibi bir ön kabul ile öğrencileri kendi bölgelerinde/mahallelerinde bulunan okullara gitmeyi zorlamak sınıfsal eşitsizliklerin devamını ve öğrencilerin ait olduğu toplumsal sınıfa göre eğitim almaya zorlamak anlamına gelecektir. Bu durum pek çok velinin öğrencinin gitmesini istediği okulların bulunduğu bölgeye taşınması veya adresini taşımasına neden olacaktır ki bu durumun yaratacağı sosyal ve ekonomik sorunlar oldukça ciddi sonuçlar üretecektir.”

Türkiye, eğitimde 12 yıl öncesinden daha geride

 Her üç yılda bir, dünyada 15 yaş grubu öğrencileri arasında yapılan PİSA raporu verilerine göre Türkiye eğitimde geriliyor. Türkiye PİSA sınavı sonuçlarında 12 yıl önceki puanının altına düştü.

İlk kez 2000 yılında yapılmaya başlanan değerlendirmeye Türkiye 2003 yılında katılırken puanlarını 2012 yılına kadar devamlı arttırdığı gözlemlendi

2015 yılında yayımlanan son raporda ise Türkiye, fen bilimlerinde 9, matematik ve okuma alanlarında ise 3’er puan kaybetti.

Son 9 yılda ise PİSA puanını en çok düşüren ülke yine Türkiye oldu.

Dünyanın en iyi üniversiteleri sıralamasında da Türkiye’nin son yıllarda sıra kaybı yaşaması dikkat çekti.

2018 raporunda 77 ülkeden 1000 üniversitenin ele alındığı Times Higher Education (THE) verilerine göre listeye Türkiye’den 16 üniversite girerken bunlardan 8’i sıra kaybetti 2’si ise listede  ilk kez yer aldı.

Asya ülkelerinde yükseliş görülmesine rağmen Türkiye üniversitelerinin gerilemesi akademik özgürlük endişeleri ve araştırmalara ayrılan bütçelerdeki kesintilerle birlikte açıklandı.

PISA verileri

Haberi Duyur

Kısa Adres: http://gorunum.tk/16702
Yol: Anasayfa > Yazılar > Eğitim > Sınav sistemi politikası: “Ya tutarsa”

Yorumla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kadın cinayetleri 2017 yılında da artmaya devam etti

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun medya taraması verilerine göre 2017 yılında 409 kadın öldürüldü. Kadınların birçoğu; boşanmak, ilişkisini sonlandırmak veya kendi hayatına dair karar vermek istediği için öldürüldü.

Kapat