7 Aralık 2018, Cuma - 19:51

  • google plus
  • twitter
  • facebook
  • rss

Tarihi hatanın faturası bugün ödeniyor

Tarih: 26 Eylül 2018

|

Kategori:

|

Yazdır

|

Okunma: 26

Kağıt kriziyle birlikte gündeme gelen SEKA özelleştirmesiyle ilgili süreç, 1998 yılında Özal döneminde başlatılmıştı. Kurumun özelleştirilmesi 2005 yılında tamamlandı ve sonrasında Türkiye’de kağıt üretimi büyük oranda durdu.

Türkiye’de ilk modern kâğıt üretimini gerçekleştiren, katma değer üreten Türkiye Selüloz ve Kağıt Fabrikaları A.Ş.’nin (SEKA) özelleştirilerek kapatılmış olması günümüzde yaşanan kağıt kriziyle birlikte tekrar gündeme geldi. Kağıt üreticisi olan Türkiye’nin kağıt ithalatçısı konumuna getirilmesiyle sonuçlanan özelleştirmeler, yerli üretimin önemini yeniden hatırlattı.

1936’da Türkiye’de kâğıt sanayiinde yatırım ve planlamalar yapmak üzere kurulan SEKA, 1998 yılında özelleştirme kapsamına alınarak Kamu İktisadi Teşebbüsü (KİT) statüsünden çıkarılmıştı. Özal Dönemi’nde başlayan SEKA’nın yok edilme süreci, Adalet ve Kalkınma Partisi ile birlikte 2005 yılında Sümer Holding ile birleştirilerek kapatılmasıyla sonlanmıştı. Balıkesir’deki SEKA fabrikası 2003 yılında, 1,1 milyon dolara Yeni Şafak Gazetesi’nin sahibi Albayrak Grubu’na satılmıştı. Danıştay bu fiyata özelleştirme yapılamayacağını belirterek karara itiraz etmiş, özelleştirme kararı tam 5 kez iptal edilmişti. Albayrak, kararı çiğneyerek fabrikayı 9 yıl iade etmeyince, yapılan yasal düzenlemeyle özelleştirme kararını verme yetkisi Bakanlar Kuruluna bırakılmıştı. Bakanlar Kurulunun, 198 milyon dolara mal olan fabrikayı 1,1 milyon dolara Albayraklar’a verilmesi kararının ardından, fabrika kapatılıp 2018 yılında tekrar açılacağı söylenmişti ancak bu açılış gerçekleşmedi.

Cumhuriyetin kalesine AVM diktiler

Necmettin Erbakan’ın damadı Mehmet Altınöz’ün Yönetim Kurulu Üyesi olduğu Milda Kağıt Sanayi Tic. A.Ş., 2003 yılında özelleştirme kapsamında Giresun Seka Aksu Kağıt Fabrikası’nı devletten 3.5 milyon dolara satın almıştı. Ankara merkezli şirket, fabrikayı 5 yıl çalıştırılma zorunluluğuyla almasına rağmen kısa bir süre üretim yaptıktan sonra TEDAŞ, SSK, Maliye, belediye, vergi dairesi ve işçilere toplam 40 milyon lira borçlanıp fabrikayı kapatmıştı. 2010 yılında Milda, 5 milyon liraya aldığı Türkiye Selüloz ve Kâğıt Fabrikası’nın makinelerini ve araziyi satarak 79 milyon lira kazandı.

Bugün, eskiden fabrikanın bulunduğu arazide TOKİ konutları yükselmiş durumda. SEKA da, Cumhuriyet döneminde kurulan kömür, çimento, şeker, pamuk, elektrik, kağıt, uçak, ipek ve deri fabrikaları gibi yok pahasına satıldı.

SEKA aslında ifade özgürlüğü de demekmiş

Kağıt krizinin ekonomik anlamda güçlü ve köklü kurumları bile iflasa sürüklemesi, küçük yayınevlerinin, yerel yayınların ve yayın anlamında bireysel üretimlerin yok olacağını gösteriyor. SEKA’nın özelleştirilmesi ile yerli kağıt üretiminin sıfırlanması, hükümet politikaları sonucu gelen ekonomik kriz, haber alma hakkının ihlal edilmesiyle sonuçlanıyor.

2005 yılında İzmit SEKA Fabrikasının özelleştirilmesine karşı SEKA işçileri direniş başlatarak, fabrikanın kapatılmasının Türkiye’yi sanayisizleştireceğine işaret etmişti. Fabrikayı İşgal eden 724 işçinin içeri kimseyi sokmaması üzerine 18 Şubat 2005’te polis operasyon düzenlemişti.

Kağıt krizi Milli Görüş’ü de vurdu

Yayıncıların ve meslek örgütlerinin kağıt krizine dair yaptığı açıklamalarda yerli üretici Türkiye Selüloz ve Kağıt Fabrikaları’nın (SEKA) özelleştirilmesi, krizin önemli bir sebebi olarak işaret ediliyor ve ithalata bağımlılık vurgusu yapılıyor. Milli Gazete, 4 Eylül’de “Zorunlu Açıklama” başlığı ile “dövizdeki yükseliş ithalata bağımlı olan kâğıt sektöründe adeta tsunamiye neden oldu” diyerek, 20 sayfa olan gazeteyi 16 sayfaya düşürdüklerini duyurdu. Kağıt sektörünün dışa bağımlı hale geldiğinin belirtildiği açıklamada “Gazeteler, karaborsaya düşen kâğıdı bile temin etmekte zorlanırken böyle bir süreçte gazetemizi ‘16’ sayfaya düşürmek zorunda kalıyoruz. Bu süreci birlik ve dayanışma içinde aşacağımızdan eminiz” denildi.

2003 yılında özelleştirilen SEKA Giresun Aksu Kağıt Fabrikası’nı Milli Görüş lideri Necmettin Erbakan’ın, Milli Gazete’nin yan şirketi olarak yakın çevresine kurdurduğu MİLDA Mecmua Gazete Dağıtım Pazarlama Sanayi Tic. Ltd. Şirketi satın almıştı. Aynı yıl Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) onayıyla kapatılan SEKA’nın Balıkesir fabrikası ise 52 milyon dolarlık piyasa değerinin bir hayli altına, 1,1 milyon dolara, bugünlerde Yeni Şafak gazetesinin sahibi olan Albayrak Grubu’na satılmıştı.

İlk yerli kağıdın öyküsü

Bundan tam 82 yıl önce 18 Nisan 1936 tarihinde SEKA’da Türkiye Cumhuriyeti ilk yerli kağıdını üretmişti. Üretilen ilk kağıdın öyküsünü, o günün tanıklarından birisi olan Cevdet Baysal, 1 Mayıs 1966 tarihli ‘Seka Postası’nda “İlk Türk Kağıdı Nasıl Çıkmıştı?” başlıklı yazısında şöyle anlatmış:

“18 Nisan 1936 Cumartesi günü, ilk Türk kağıdına saat 15.03’te kavuşmuştuk. Mütevazı bir tören yapılmıştı. Bu törende o zamanki Kocaeli Valisi Hamit Oskay, Belediye Başkanı rahmetli Kemal Öz, Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı rahmetli Nail Töre, Mehmed Ali Kağıtçı, Dr. Heller, Sefa Ülgen ve şehrin ileri gelenleri bulunmuştu. Herkeste bir heyecan vardı. Kağıt hamurları keçelerin üzerinden su halinde geçerken, bu sulu madde nasıl kağıt olacak diye merak içindeydi. Beyaz beyaz, çarşaf çarşaf kağıtlar bobinlere sarılırken o buhar dumanının içinde gözlerde sevinç yaşları vardı. Davetliler Mehmed Ali Kağıtçı’yı tebrik ediyordu. İlk Türk kağıdını alıp yüzüne gözüne sürüyor, hatıra olarak saklıyordu. İlk Türk kağıdı 70 gramlık mat bir kağıttı. Üzerine şöyle yazmıştım: İzmit 18 Nisan 1936 saat 15.03 ilk kağıdımıza kavuşma hatırası.”

Mehmet Ali Kağıtçı, 1974’te yayınlanan ‘Kağıtçılığımız’ adlı kitabında o günü şöyle anlatıyor:

“18 Nisan 1936 Cumartesi günü saat 14.30’da 1 numaralı Kağıt makinamızdan elde ettiğim ilk kağıt sahifası, uğruna yıllarca mücâdele ettiğim idealime kavuşmanın bir belgesi idi. ”

Peyami Safa, 21 Nisan 1936 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan ‘Kağıt’ başlıklı makalesinde şunları yazar:

“İzmit Kağıt Fabrikası iki gün evvel yerli kağıdı çıkardı. Ekmeksiz yaşaması mümkün olduğu halde kağıtsız yaşama imkanı olmayan meslek için, yani mesleğimiz için 18 Nisan bir Kağıt Bayramı Günü sayılmaya değer.”

Fabrikanın Gazetesi: SEKA Postası

SEKA’nın Kocaeli kent kültürüne yaptığı en önemli katkılardan biri de SEKA Postası. 1956’da Genel Müdür Enver Atafırat’ın izin ve desteğiyle yayın hayatına başlayan bu gazete, 26 yıl boyunca her ayın 1 ve 15’inde yayınlandı. Genel yayın yönetmenliğini Cevdet Yakup Baykal ve Naci Girginsoy yaptı. SEKA’da hazırlanan ve yine Selüloz Matbaası’nda basılan bu gazete, aslında işletmeden haberler vermek amacıyla çıkarılmaya başladı. Gazete, üretim raporları, kanunlar, yönetmelikler, kalkınma planları, çalışanların sorunları, toplu iş sözleşmeleri, hizmet içi kurslar gibi konuları ele aldı ve bir süre sonra bu konuların yanı sıra kültürel konular da işlendi. Makalelerin, denemelerin, şiirlerin, karikatürlerin, röportajların sıklıkla yer aldığı SEKA Postası, İzmit’te her türlü kültürel-sanatsal etkinliğe de sayfalarında yer verdi. Gazetede, İzmit’te hangi sinemada hangi filmin gösterildiğini, nerede hangi tiyatro temsilinin sergilendiğini, konserleri, sergileri, balo ve geceleri, konferansları, festivalleri, bayram törenlerini ve spor karşılaşmalarını bulmak mümkün hale geldi. Kentteki her türlü imar faaliyetleriyle yapısal farklılaşmaları da yansıtan SEKA Postası, çeyrek yüzyıl boyunca Kocaeli’nin tanıklığını yaptı, kent kültürünün kaydını tutarak bir hafıza görevi üstlendi. Ayrıca, SEKA Radyosu, SEKA Sineması, Kağıtspor Spor Kulubü, SEKA Çocuk Dostları Derneği, İşçi Sigortaları Hastanesi (SEKA Devlet Hastanesi) ile kentin gelişmesini sağladı. Uzak köy yollarının yapım işi, köy okullarının tamiratı, şehrin elektrik ihtiyacını karşılaması, gerektiğinde itfaiye işini de üstlenmesiyle SEKA bulunduğu kent için bir fabrikadan çok daha fazlasını ifade ediyor.

Haberi Duyur

Kısa Adres: http://gorunum.tk/19428
Yol: Ana sayfa » Yazılar » Tarihi hatanın faturası bugün ödeniyor

Yorumla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bağbaşı: Kulüpler çağdaş olmayınca federasyonlar da olamıyor

Spor Muhabirliği dersi bu hafta Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü eski Müdür Yardımcısı Sezai Bağbaşı’nın katılımıyla yapıldı. Spor yöneticiliğinin konuşulduğu derste Türkiye’de spor yönetimi modellerinin dönüşümü ve spor kurullarının medyayla kurduğu ilişki tartışıldı.

Kapat