19 Nisan 2022, Salı - 12:39

  • google plus
  • twitter
  • facebook
  • rss

Teknolojinin ve siyasal iklimin mesleğe etkisini gazetecilere sorduk: “Gazeteci rüzgara karşı yürüyebilmeli”

Tarih: 18 Nisan 2022

|

Kategori:

|

Yazdır

|

Okunma: 5

Bir yandan teknolojik gelişmelerin bu alanda neden olduğu karışıklıklar bir yandan siyasi baskılar mesleği yapmayı gün geçtikçe zorlaştırıyor. Gazetecilere bugünkü koşullarda mesleği sürdürmenin yollarını sorduk.

Sınır Tanımayan Gazeteciler’in yayımladığı verilerine göre Türkiye, 2021 yılı basın özgürlüğü sıralamasında 180 ülke içinde 153’üncü sırada yer aldı. Ayrıca Gazeteciler Cemiyeti’nin “Mesleki Memnuniyet Araştırması Raporu”na göre de 2021 yılında 241 gazeteci yargılandı, 73 gazeteci gözaltına alındı. Gazeteciler bir yandan yargılanma süreçleriyle mücadele ederken bir yandan da siyasal atmosferin değişimi nedeniyle meslek alanında köklü dönüşümler gözlemliyor.

Türkiye’deki gazeteciliğin gelişimini, siyasal atmosferin değişiminin etkisiyle sizce gazetecileri neler bekliyor?

Hazal Ocak: Şu anda iktidar gazetecilere sürekli dava açarak, hapse atma tehdidiyle baskı altına almaya çalışıyor. Sadece iktidar demeyelim iş insanları ve reklam verenler de bunu yapıyor, her anlamda otoriterleşen bir medya oluştu. Şöyle bir beklenti var tabii. ‘Seçim olacak ve ortam değişirse medya ne olacak’ diye. Ben buna umut bağlanmasını yanlış buluyorum. Bence biz bugünden itibaren bunu değiştirmeye başlamalıyız. Birlikte düzeltmemiz gerekiyor ve yeni kurulacak bir şey varsa da birlikte değiştirmemiz gerekiyor. Gazeteciler, çalışma koşullarını ve gazetecilik ile ilgili yeni ortamı da kendileri belirlemelidir. Artık işveren ile gazetecilik ayrılmalı. Medya patronları iş insanı olarak değil de gerçekten ya gazeteci olmalı ya da karıştırılmamalı. Yönetimin özerk olması ve bu yönetime gazetecilerin karar vermesi gerekiyor. Gazetecilerin her şeyden önce etik ilkelere bağlı kalarak vatandaşa olan sorumluluğuna, haber alma hakkına ve ifade özgürlüğüne olan sorumluluğunu yerine getirmesi gerekiyor. Bundan sonraki süreçte de gazetecilik konuşurken bu özgürlük ortamı için hep birlikte korkmadan çalışmamız gerekiyor.

Barış Pehlivan: Türkiye’de çok iyi gazeteciler ve yapılacak çok haber var. Ancak iktidarın basın üzerindeki ağır baskısı ve yargının bu baskının aracı olarak kullanılması gazetecilerin en büyük sorunu. Lakin her ne olursa olsun, gerekirse tek başına da kalsa gazeteci, gerçek için rüzgarın tersine yürüyebilmeli. Eğer gelecek seçimlerde iktidar değişirse, kuşkusuz bundan etkilenecekler arasında basın da var. Hem medya sahipliğinde hem de yayın çizgilerinde kritik dönüşümler bekliyorum. Gazetecilere düşense iktidar kim olursa olsun kamu yararını gözetmesidir.

Zeynep Gürcanlı: Ülke yönetiminde ne kadar ses olursa gazetecilikte de o kadar ses oluyor. Koalisyon dönemlerinde pek çok görüş iktidarda olduğu zaman gazetecilikte de benzer bir görüş yelpazesi, çoğulculuk oldu. Bu nedenle tek bir siyasi görüş yerine yönetimde farklı siyasi görüşler kendini bulabilirse bu doğrudan gazeteciliğe de yansıyor. Bu nedenle de umarım önümüzdeki seçimlerde çok sesli bir parlamentomuz ve buna bağlı olarak çok sesli bir basınımız olur ve biz de gazeteciliğimizi daha keyifli yaparız.

Mustafa Hoş: İktidar gazeteci sevmiyor, gazeteci istemiyor. Onlar için sadece bir propaganda organı olabilirsin ya da propagandist olman gerekir, bu kadar netleşmiş bir durumda. O yüzden siyasetin medyaya bakışı tamamen bu kadar net. Burada gazetecilerin ne yapacağı daha önemli. Gazetecilerin ne söylediği ve işini nasıl yaptığı daha önemli.

Kadri Gürsel: Ben Türkiye’nin yakın geleceği açısından hem iyimserim hem de endişeliyim. İyimser olmamı sağlayan öngörü şu: Türkiye’de bir iktidar değişikliği demokratik yollardan gerçekleşecektir ve bu iktidar gittikten sonra Türkiye alabildiğine önü açılan bir medya özgürlüğü ile tanışacak. Bütün mesele gazeteciliğin bu iktidar gittikten sonra sürdürülebilir sağlıklı bir temele oturtulması oluyor. Bunun içinde biz gazetecilere şimdiden tartışmamız lazım. Aslında tartışmaları yapmakta geç kaldık. Profesyonel gazetecilik ideolojisini oluşturmak, tartışmak ve bu ideolojiyi yaymamız gerekiyor ki gazetecilik Türkiye özgürleştiği anda hem siyasetle hem patronlarla hem de okur ve izleyiciyle olan ilişkilerini sağlıklı bir zemine oturtabilsin ve kendini doğru şekilde tanımlayabilsin. Bu yapıldığı takdirde Türkiye’de gelecekteki demokrasinin kuruluşunun ve devamının ayrılmaz parçası olan gazeteciliğin kendisini sağlıklı bir şeklide sürdürülebilir şekilde yenilemesi mümkün olacak.

Sedat Bozkurt: Gazeteciliği yeni baştan inşa etmemiz gerekiyor. Gazetecilik bütün değerleriyle, ilkeleriyle evrensel bir mesele. Birazını yaparım, kendimi bir milli gazetecilik pozisyonuna çıkarım diyemezsiniz. Balık satıp simitçi olamazsınız. Gazetecilik yaparsınız gazeteci olursunuz. Bunu yaparken de bunu gazetecilik örgütleri dışındaki bir gücün tekeline, sermayeye bırakmamak lazım. Zor olacak ama Türkiye’nin, sistemin baştan sona sorgulanması gerekiyor. Bunların üstüne siz gazetecilik icat edeceksiniz. Gazetecilik taraflıdır, sizin gazetecilik yapabilmeniz için o ülkedeki rejime, güçler ayrılığına dayalı bir demokrasi lazım. Onların üçü adına, kamu adına sizin halktan taraf olarak dördüncü güç olmanız lazım. Üçü olmadan siz dördüncü güç olamazsınız. Sizin gazeteci olarak rafine bir demokrasi, rafine bir hukuk devleti talep etmeniz hatta inşaatına fiili olarak katılmanız gerekir. Bağımsız gazetecilik için bunu talep etmeniz gerekir.

Turgay Türker: Gazetecinin en önemli dönüşümü, sermaye yapısı değişti. Daha önceki mevcut olan sermaye yapısı daha özgür basın ilişkilerini kabul ediyordu. Zamanla birlikte bu dönüşüm, sermayenin siyasi baskının altında olması editöryal baskıları da beraberinde getirdi. Patron ne derse üst yönetim kabul ediyor. Bu nedenle sorgulayan, nitelikli ve belki iktidarı rahatsız edecek haberler anaakım medyada yer bulmamaya başladı. Daha muhalif medya bunu görmeye başladı. Muhalif medya bunu okuyucusuyla buluşturunca da şöyle bir algı oluştu ‘onlar zaten karşı mahalle biz iyi yapsak da kötüdür’ yani dolayısıyla evrilme medya sermayesinin el değiştirmesiyle yaşandı.

Teknolojik gelişmelerin gazeteciliği nasıl etkilediğini düşünüyorsunuz?

Hazal Ocak: Türkiye’de yeni medyaya alışkanlık olmadığı için ve şu anda anaakım medya bir iktidar tekeline girdiği için insanlar artık kendi alternatif medyasını oluşturmaya başladı. Tabii ‘Bu yeni bir dünya, kurallarını da ben belirlerim’ gibi bir anlayış olabiliyor. Böyle bir durumda da etik ilkelerden sapmamak gerekiyor. Yorum tabii ki yapılabilir ama asıl şeyin yorumculuk olmaması gerekir. Özellikle muhabirlerin yine muhabir kalması gerektiğini düşünüyorum. Bu dönemde en çok muhabirlere ve haberciliğe ihtiyacımız var çünkü yeterince yorumcu var.

Barış Pehlivan: Teknolojik gelişmeleri nasıl kullandığınıza bağlı. Çok daha imkan var gazeteciler için. Ama özellikle sosyal medyanın yapısı, oradan kaynaklı içerik akışı gazeteciliğin evrensel kriterlerini zorluyor. Hızın ve beğeninin şehvetine kapılıp yalanı yaymaktan imtina etmeli.

Mustafa Hoş: Gazetecilik öyle bir hale getirildi ki halkla ilişkiler ve reklamcılık birbirine karıştırıldı. Var olan durumdan faydalanan, medyanın, hayatın teknolojileşmesiyle başka bir şeye dönüştü ama gazetecilik hiç değişmedi. Bu nedenle gazeteci, gazeteci olmak zorundadır. Vatandaş gazeteciliği diye bir şey yoktur çünkü gazetecilik süzgecinden geçmeyen bir haberin bedeli olur. Yani haberle de insanları öldürebilirsiniz, kurşundan daha ağırdır.

Kadri Gürsel: Gazetecilerin mesleklerini bir kamu hizmeti olarak görmeleri algılamaları gerekiyor. Onun dışında geri kalan şey teknolojideki değişime bağlı olarak sektörün uğrayacağı değişim. Bu yaşandıkça görülecek olan bir şey ama gazeteciliğin sürdürülebilir kılınması için de devletin regülasyonlar yoluyla buna yardımcı olması lazım özellikle dijital mecra regülasyonları gerektiriyor. Dijital medya ayakta durabilecek iş modellerini yaratmak zorunda.

Sedat Bozkurt: Gazetecilik bütün teknolojik olanakları kullansa da insan emeği ağırlıklı, fikir ağırlıklı bir meslek. Teknoloji biçimsel olarak daha şık, daha renkli yapabilir ama içerik olarak daha iyi yapamaz. Daha iyi olması için deneyimli insanların desteğini almış genç insanların yer alması lazım. Meslek değişmez mecra değişir. Sizin insanlara ulaşma ağınız genişleyebilir, daralabilir. Kendi başınıza bir medya patronu olabilirsiniz. Yaptığınız iş gazetecilik olur mu bunun asgarisini muhafaza etmeniz lazım. İnsanların güvenerek haber alabileceği kurumsal bir yapı, güven ilişkisi kurmanız lazım ve bunu elinizdeki aletlerle yapamazsınız. Her teknolojik gelişme insanlığı ileri götürüyor mottosuna inanmıyorum. Nitekim bizim mesleğimize teknolojik gelişmelerin içeriğine ve etik ilkelerine katkı sağladığını düşünmüyorum. Sadece işleri kolaylaştırıyor.

Turgay Türker: Teknolojik gelişmeler ile gazetecilik mesleği kolaylaştırıldı. Gazeteciler eski olanaklarla bugünkü olanakları bir araya getirdiğinde eskiden büyük kameralar taşırken şimdi cep telefonuyla hem ses kaydı hem yüksek çözünürlüklü fotoğraflar elde ediyor. Geriye gazetecinin muhabirlik refleksiyle hareket etmesi, haberi doğru unsurlarla okuyucusuyla paylaşması kalıyor.

Haberi Duyur

Kısa Adres: http://gorunum.tk/32231
Yol: Ana sayfa » Yazılar » Teknolojinin ve siyasal iklimin mesleğe etkisini gazetecilere sorduk: “Gazeteci rüzgara karşı yürüyebilmeli”

Yorumla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

“Türkiye benim için yalnızca bir durak artık”

TÜİK’in son verilerine göre yurt dışına göç yüzde 2 arttı. En çok göç eden yaş aralığı ise 25-29 oldu. Türkiye’de gençlerin yurt dışına gitmesinin nedenlerinin başında “Türkiye’de iyi bir gelecek hayalini kuramamak” geliyor ve gençler Türkiye'yi artık bir "durak" olarak görüyor.

Kapat