25 Eylül 2020, Cuma - 17:18

  • google plus
  • twitter
  • facebook
  • rss

Bireysel aktivitelere pandemi arası

Tarih: 19 Ağustos 2020

|

Kategori:

|

Yazdır

|

Okunma: 28

Tüm dünyayı etkisi altına alan ve dünya genelinde 616 bin can kaybına neden olan Covid-19 Pandemisi, toplumsal hayatın işleyişini değiştirmenin yanı sıra bireylerin düşünce ve davranışları üzerinde de değişikliklere sebep oldu.

Pandemi süresinde uygulanan ev karantinası Türkiye’deki pek çok çalışanın düzenini sarstı. Evden çalışma modelinin uygulandığı işyerlerindeki çalışanlar, hiç olmadıkları kadar evde vakit geçirmeye başladı. İşverenler, evden çalışma sistemi sonucu daha az çalışana daha çok iş yükü yükleyerek işten çıkartmalara başladı ve Türkiye’de bir grup çalışanın pandemi nedeniyle yaşadığı fiziksel ve psikolojik kaygılara işsizlik de eklendi. Kalabalık ortamlara girerek çalışmaya devam eden grup da bu süreçte yıpranan kesim oldu. Sağlıksız ve kalabalık ortamlarda virüs bulaşma endişesi çalışanların kaygılarını artırdı.  GÖRÜNÜM, çalışanların pandemi sürecinde yaşadıkları kaygıları ve bununla zihinsel olarak başa çıkma yöntemlerini derleyerek, Psikolog Zeynep Büyükaşık ile konuştuk.

Emekçiler, para kazanma ve sevdiklerinin sağlığını tehlikeye atmama ikilemiyle karşı karşıya

Nusaybin’de inşaat işçisi olarak hayatını sürdüren Samet Kaya, kalabalık bir ortamda çalışıyor. Kaya’nın ifadelerine göre, pandemi günlerinde virüs kapması halinde sevdiklerine virüsü bulaştırmak kendisinin en büyük endişesini oluşturuyor. Kaya, işe gitmek zorunda olduğunu söyleyerek, “Dershaneye giden çocuklarım vardı, dershaneler kapanmış olmasına rağmen taksitleri ödemeliydik, su, elektrik ve diğer faturaları ödemeliydim. Sokağa çıkma yasaklarında zaten çalışamıyoruz, biz günlük ücretle çalıştığımız için parayı da sadece işe gittiğimiz günlerde alıyoruz” dedi. Çalıştığı ortamda önlemlerini aldıklarını, maske ve eldivenlerinin ücretlerini ise kendi ceplerinden karşıladıklarını, yemek yerken virüs bulaşması korkusuyla diğer işçilerle mesafeli oturduklarını dile getirdi. Kaya ayrıca, işlerini kaybetme korkusunun yanında sokağa çıkma yasağı öncesi ürün fiyatlarını iki katına çıkaranlardan da yakındı.

Kaya, “Sıkıldığımızda ve birini görmek istediğimizde gidemiyorduk, bulaşır korkusuyla, ama onun dışında sokağa çıkma yasaklarına virüsten önce de zihnen ve bedenen alışıktık” diye konuştu. Bununla başa çıkma yönteminden bahseden Kaya, “Biz de evdeyken sıkılmamak için film filan izliyoruz, kâğıt oyunları oynuyoruz ya da düğün CD’leri izliyoruz” ifadelerini kullandı.

“Ekonomik olarak toparlanmak zaman alacak”

Spor salonu işletmecisi ve Milli tekvandocu Burak Türkoğlu, korona günlerinde yaşadığı sıkıntıların kaynağı olarak işletmesinin kapalı olmasından dolayı içinde bulunduğu geçim sıkıntısını işaret etti. Türkoğlu, “Salonumuz 1 Haziran’a kadar kapalı kaldı ve bu süreç içerisinde herhangi bir destek alamadık. Yani ekonomik açıdan mağdur olduk. Yanımda çalışan arkadaşlarımın da aynı şekilde ekonomik sıkıntı çekeceğinden endişeliydim” dedi. Çalışan arkadaşlarının maaşlarını eksik de olsa ödediğini belirten Türkoğlu, “Ekonomik olarak toparlanmak zaman alacak” dedi. Türkoğlu ayrıca, ailesinden birine virüs bulaştıracağı endişesiyle, dışarıya ve nefes almaya dahi balkona çıkmadığını söyledi. Kendini psikolojik olarak iyi hissetmek için, materyal kullanmadan evde günlük vücut ağırlığı antrenmanları yaptığını dile getiren Türkoğlu, “Boş kaldığım zamanlarda da ilgimi saran kitaplar var, o kitaplardan okudum, işte film izledim bir şekilde kendimi rahatlatmaya çalıştım bu süreci unutmak için” dedi.

Çalıştığı için sevdikleriyle görüşemeyenler özlem duyuyorlar

Depo sorumlusu olarak çalışan Oktay Gül ve müşteri temsilcisi olan Emine Gül’ün pandemi günlerinde en büyük üzüntüleri, sevdiklerini görememek. Çalışmadıkları günlerde virüs bulaştırmamak için aileleriyle görüşmediklerini söyleyen çift sadece market alışverişleri için dışarı çıktıklarını belirtti. Çift, karantina sürecinde çalışma saatlerinin de değiştiğini ve kimi zaman evden çalıştıklarını söyledi. Cemile Gül, “Her gün işe metroyla gidip geliyorum. Başlarda biraz endişeliydim işe giderken ama mecbur işe gitmek zorundasın bir şekilde alıştık, metroda da zaten kişi sayısı çok azaldı” dedi. İnsanların tedirgin olduğunu söyleyen Cemile Gül, “İnsanlar artık birbirini öldürecek şekilde bakıyorlar. Sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz. Çoğu müşterim işsiz kalmış, biz işimizi kaybetmedik ama çoğu insanın gelir kaynağı gitti. Dediğim gibi çok fazla bir zarar görmedik açıkçası işsiz kalan onca insanın yanında” dedi.

Çift, kendilerini psikolojik olarak en çok zorlayanın ev ve iş arasında gidip gelmek olduğunu; sokağa çıkma yasaklarının tek güzel yanının ise birbirlerinin izin günlerinin aynı güne denk gelmesi olduğunu belirterek bununla birlikte başa çıktıklarını söyledi. Oktay Gül ise, “Sosyal medya dışında ikili farklı farklı aktiviteler yaptık; iki kişiyle yapabileceğimiz oyunlar oynadık vaktimizi bu şekilde değerlendirdik” dedi.

“Ailemi görememek en büyük endişemdi”

İstanbul’da, Ticaret Bakanlığı’nda memur olarak çalışan Emine Artık da Korona günlerinde en büyük endişesinin sevdiklerinden uzak kalmak olduğunu söyledi. Artık, “Ailemi görememek, onlardan uzak kalmak benim en büyük endişemdi ve bu endişem hala devam ediyor” dedi. Etrafında gözle görülür oranda değişiklikler fark ettiğini belirten Emine Artık, bunlardan birinin doğadaki değişim olduğunu ifade etti. Bu süreci psikolojik olarak atlatmanın en güzel yolunun gelecek hakkında planlar yapmak olduğunu söyleyen Artık, süreçle bu şekilde başa çıkmaya çalıştığını ifade etti. Artık, evde yaptığı; kitap okumak, puzzle yapmak, pilates yapmak gibi aktivitelerden faydalandığını da sözlerine ekledi.

“Bu süreçte kendimi kaygılı hissettim ”

KPSS’ye hazırlanan Nalan Eltaş, pandemi sürecinde geleceğe yönelik kaygı ve endişelerinin arttığını ifade etti. Eltaş, “Bu süreçte kendimi kaygılı, yer yer karamsar hissettim. Aslında bu süreçlerden önce de geleceğim, isteklerim ile ilgili bu duygulara pek yabancı değildim, zaten vardı olumsuz bazı duygular ve düşünceler. Bunların yoğunluğu arttı” dedi. Eltaş, kendisini en çok endişelendiren şeyin, süreç bittikten sonra hayatın doğal akışına nasıl tekrar döneceğini bilememek olduğunu ifade etti. “İllaki geçecek bu, ama o süreçte yaşayacağımız duygular beni düşündürüyor. Mesela otobüslere, metrolara, alışveriş merkezlerine, kafelere giderken yaşayacağımız ‘acabalar’. En zor sürecin bu olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullanan Eltaş, süreçle psikolojik olarak başa çıkmak için 5-6 yıldır kolilerde duran okuma kitaplarını çıkarıp yeni bir kitaplık alarak onları düzenlediğini, okumalar yaptığını anlattı. Eltaş, bunun yanında “KPSS’ye hazırlandığım için ders çalışmak kafamı dağıtıyor. Normalde insanı zor motive eden bir eylem ama şu süreçte kafa dağıtmak için iyi geliyor bana” dedi.

“İnsan sağlığının biraz daha öncelendiği bir yerde süreci daha az kaygılı atlatabilirdim”

Pandemi sürecini ailesinden uzakta, Ankara’da ev arkadaşlarıyla geçiren Hacettepe Üniversitesi 3. sınıf öğrencisi Tuğçe Çaputcu, en büyük endişesinin de ailesinden birinin hastalanması olduğunu söyledi. Sürecin başında kaygılarının daha fazla olduğunu söyleyen Çaputcu şu ifadeleri kullandı: “Annem çoğu işçi gibi emekli olmasına rağmen çalışmaya devam ediyordu. İş yerinde patronu onların hiçbir şey olmamış gibi işe gelmelerine devam etmelerini beklemişti. Bu süreç gerçekten zordu. Sonra işletmenin kısa dönem kapatılmasıyla birlikte bu sorun ekonomik olarak çözülmese de bizi daha iyi hissettirdi.” Çaputcu, “Birimiz güvende değilsek hiçbirimiz güvende değiliz. Bu durum bende endişe yaratıyor. Belki insan sağlığının biraz daha öncelendiği bir yerde yaşasaydım bu süreci daha az kaygılı atlatabilirdim” şeklinde konuştu. Çaputcu ayrıca, virüsün çok bir şeyi değiştirmediğini, aslında sadece bazı şeyleri gözle görülür kıldığını söyledi.

Çaputcu, yemekhane ve kütüphane gibi alanların kapatılması nedeniyle, kendisi gibi öğrencilerin bu işlevlerden mahrum kaldıklarını ve maddi olarak olumsuz etkilendiklerine de değindi. Tüm bu psikolojik etkenlerle başa çıkmak için, insanın öncelendiği bir toplumu hayal ettiğini, bu toplum için ne yapmalı sorusunu kendine sorarak motive olduğunu belirten Çaputcu aynı zamanda çeşitli sanat dallarıyla da uğraştığını ifade etti. Çaputcu, bunun yanında bölümün topluluğunda online etkinliklerin ve atölyelerin sayısını arttırdıklarını belirterek kendilerine sanal bir sosyallik yarattıklarını söyledi.

“Her yarım saatte bir haberleri kontrol ediyor ve endişeleniyordum”

İngiltere’de yaşayan Kader Ross, pandeminin, kendi çevresinde ve haliyle duygularında büyük değişikler yarattığını belirtti. İşe gitmek için Londra’nın en kalabalık istasyonu London Bridge’i kullandığı için endişeli olduğunu belirten Ross, şöyle konuştu: “Sürekli paranoya içinde ellerimi yıkıyor ve her saat masamı temizliyordum. Her yarım saatte bir haberleri kontrol ediyor ve daha da endişeleniyordum. İşime doğru dürüst odaklanamıyordum. Biraz takıntı haline gelmeye başlamıştı açıkçası ve zihnen yorgun hissediyordum.” Ross, geçici olarak eşinin ailesinin yanına taşındıklarını söyleyerek, Londra’dan uzaklaşmanın ilerleyen günlerde kaygılarını hafiflettiğini belirtti. Ross, yaşadığı psikolojik bunalımla başa çıkışını ise “İhtiyacım olmayan her şeyden kurtuldum. Mutfakta daha fazla vakit geçirmeye başladım. Partnerimin ailesine bahçelerini daha da güzelleştirmeleri konusunda yardımcı oldum. Okuduğum kitapları daha hızlı bitirmeye ve yenilerini okumaya başladım. Ormana düzenli yürüyüşler düzenledim. Ayrıca daha önce birkaç kere deneyip hüsranla vazgeçtiğim bir şeyi sonunda başardım: bisiklet sürmeyi öğrendim. Kendimi stresten uzak ve mutlu hissediyorum. Sadece beni mutlu edecek ve aynı zamanda kişisel gelişimime faydası olacak şeylerle meşgul oluyorum” diye ifade etti.

Psikolog Büyükaşık: “İnsanlar digerlerine virüs bulaştırma makinesiymiş gibi davranıyor”

Çalışanların en büyük endişesini, geçim sıkıntısı ve kalabalık ortamlarda çalışmaları nedeniyle sevdiklerini ziyaret edememek oluşturuyor. Bunun yanında öğrenciler ise bu süreçte gelecek kaygıları, yurt kiraları ve diğer ekonomik zorluklarla boğuşuyorlar. İçinde bulunduğu ekonomik krizle birlikte pandemi sürecinin Türkiye’de diğer ülkelere kıyasla, psikolojik olarak daha ağır atlatıldığı görülüyor. Genel olarak, insanların süreçle başa çıkma pratiklerini ve endişelerini psikolog Zeynep Büyükaşık ile konuştuk.

Başkalarına bakmakla yükümlü kişiler için aşılamaz bir süreç

Psikolog Zeynep Büyükaşık, pandemi sürecinde toplumun yaşadığı en büyük krizin ekonomik temelli olduğunu, bu süreçte vakit geçirmek amacıyla yapılan günlük aktivitelerin bu kaygılarla baş etme konusunda yeterli olmadığını dile getirdi. Bu süreçle psikolojik anlamda başa çıkabilmek için profesyonel destek alınması gerektiğini vurguladı.

“İnsanlarda aşırı takıntılı davranışlar oluştu”

Koronavirüs bulaşma korkusunun bir takıntı haline gelmeye başladığını ifade eden Büyükaşık, “Bir psikolog olarak ben bile o ilk zamanlarda markete gitmeye korkan, “Aman markete de gitmeyelim, işte onlinedan söyleyelim ama onlinedan da kargo geliyor, kargoyla bulaşırsa” gibi düşüncelerle, elime geçen her şeyi dezenfekte etme çabasındaydım. Komşularımda da aynısını gözlemledim. İnsanlar kendilerine bir virüs bulaştırma makinesiymiş gibi davranıyor” ifadesini kullandı.

Bir yandan aşırı yeniden normalleşme bir yandan kalıcı izolasyon

Normalleşme sürecinin toplumda iki farklı anlamda okunduğunu söyleyen Büyükaşık, normalleşmeyle bir kısmın tamamen eski yaşantısına döndüğünü bir kısmın ise “Hayır, kesinlikle bu normalleşme doğru değil, doğru bir tarihte de değil ve benim karantinaya devam etmem gerekiyor, kimseyle görüşmemem gerekiyor” diyerek kalıcı bir uzaklaşma, kalıcı bir izolasyon davranışını benimsediklerini söyledi.

“Yalnız olmadığımızın bilincinde olmalıyız”

Pandemi sürecinin kişilerde anksiyete oluşmasını tetikleyebileceğini söyleyen Büyükaşık, normalden biraz endişeli yapıya sahip kişilerin anksiyetelerinin de artabileceğini belirtti. Günlük hayatında takıntılara sahip kişilerin temizlik hastalığı edinme ihtimalleri olduğunu, asosyal kişilerin ise iyice toplumdan uzaklaşma davranışı gösterebileceklerini ifade etti. Bu tutumların önüne geçmek için kısmi normalleşmeye gidilebileceğini söyleyen Büyükaşık, şu ifadeleri kullandı: “Kesinlikle egzersiz yapılmasını öneriyorum, bu süreçte sevdiklerimizden çok fazla uzak kaldık ama hala uzak kalması gereken insanlar varsa kesinlikle telefondan, sosyal medyadan ya da görüntü bir şekilde o insanları kendi hayatlarımıza dâhil etmeye çalışmak, onlara vakit ayırmak çok kıymetli olacaktır. Yalnız olmadığımızın bilincinde hareket etmek gerekir. Hala bunları aşamıyorsak, ciddi şekilde kendimizi bunun getirdiği kaygı ve korkulardan veya bunun getirdiği etkilerden kurtaramıyorsak, profesyonel bir destek almayı öneriyorum.

Haberi Duyur

Kısa Adres: http://gorunum.tk/28708
Yol: Ana sayfa » Yazılar » Bireysel aktivitelere pandemi arası

Yorumla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Üniversiteliler uzaktan eğitim istemiyor

YÖK’ün aldığı uzaktan eğitim kararına üniversiteli öğrencilerden tepki geldi. Twitter'da #onlineeğitimistemiyoruz başlığı açıldı.

Kapat