8 Mart 2020, Pazar - 19:15

  • google plus
  • twitter
  • facebook
  • rss

Otosansür: Her alanda var, mücadele gerekli

Tarih: 26 Ocak 2020

|

Kategori:

|

Yazdır

|

Okunma: 71

Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD)’nin düzenlediği “Duyup, görüp, bilip de susmanın dayanılmaz hafifliği: Otosansür” başlıklı panelde avukatlık, kadın hakları ve gazetecilik alanındaki otosansür masaya yatırıldı. Her alanda görülen otosansürün ortadan kaldırılabilmesi için sansür mekanizmalarıyla mücadele edilmesi gereği, tüm konuşmacıların ortak vurgusu oldu. 

Bu yıl 27’nci kez düzenlenen Adalet ve Demokrasi Haftası kapsamında düzenlenen panele konuşmacı olarak  Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, gazeteci Yavuz Oğhan ve Ankara Barosu Başkanı Erinç Sağkan katıldı. Çağdaş Sanatlar Merkezi’ndeki panelin moderatörlüğünü ise Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Öğr. Gör. Dr. Gökhan Bulut yürüttü.

Etkinliğin açılış konuşmasını ÇGD Genel Başkanı Can Güleryüzlü yaptı. Konuşmasına gazeteci, yazar Uğur Mumcu’yu anarak başlayan Güleryüzlü, “Bugün Uğur Mumcu gazeteciliğine her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Halkın haber alma hakkına halel getiren anlayışların hakim olduğu bir dönemde, gazetecilik artık sadece gazetecilerin sorunu değildir” ifadelerini kullandı. Otosansürün sadece basında değil toplumun bütün katmanlarında yaşanan bir sorun olduğunu dile getiren Güleryüzlü, “Otosansür insanın makineleşmesidir, insani özelliklerinin adeta yok olmasıdır, özgür olma yanılsamasıdır” dedi.

“Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz”

Panelde ilk olarak söz alan Canan Güllü, Türkiye’deki kadın hareketinin tarihçesine değinerek son yıllarda gerçekleştirilen bazı hukuksal düzenlemelerin kadın hakları üzerinde tehdit oluşturduğuna dikkat çekti. Güllü, “Bu ülke ciddi biçimde cinsel istismar görüyor. Acillerden her gün en az kırk vaka alıyoruz, bundan otuzu cinsel istismar. Son bir buçuk aydır adalet Bakanlığının adli tıp merkezinde cinsel istismar verileri yasaklanıyor” diye konuştu. Kaç kadın öldürüldüğünü medyaya yansıyan haberlerle öğrendiklerini söyleyen Güllü, yargıda davaların üstlerinin kapatıldığını belirtti. Çalışmalarını tehditlere rağmen sürdürdüklerini açıklayan Güllü, konuşmasını “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz” dedi. Güllü, otosansürün her alanda olduğu gibi kadınların yaşamında da olduğunu ve bununla da mücadele etmeye çalıştıklarını dile getirdi.

 

“Kendi içimizde otosansür uyguladığımız hiçbir şeyin altına imza atmadık”

Panelin ikinci konuşmacısı gazeteci Yavuz Oğhan oldu. Gazeteciliğe yaklaşık otuz yıl önce Ankara’da başlayan Oğhan,  AKP öncesini ve AKP dönemini gözlemleme imkanının olduğunu söyleyerek, iki dönemi karşılaştırdı. Eski dönemlerde de medyada gazeteci olmayan patronların olduğunu aktaran Oğhan, şunları söyledi:

“AKP öncesinde de sorular vardı ama yine de yelpaze genişti ve her açıdan haberlerin yayımlanabileceği mecralar vardı. Onların arkasında duran yöneticileri, kurumları vardı. Bugün arkadaşlarımız haber yaptıklarında o haberi yayınlayacakları mecra bulamıyorlar. Medyada 2002’den sonra erozyona şahit olduk. Yavaş yavaş medyadaki bütün alanlar iktidar tarafından kontrol altına alındı.”

İktidarın kendi istedikleri dışında sızıntılara izin vermek istemediğini belirten Oğhan, yeni teknolojilerle birlikte oluşan yeni mecraların değerlendirilerek gazetecilik yapılabileceğini dile getirdi. Oğhan, bir süredir dijital ortamda hazırlayarak abonelere mail ile gönderdikleri “Pencere” gazetesi için de “Bugün gazetemizin 100’üncü sayısını çıkardık. Gazetemizde şunu incitebiliriz, bununla sorun yaşayabiliriz diye kendi içimizde otosansür uyguladığımız hiçbir şeyin altına imza atmadık. Bu da büyük bir keyif” diye konuştu.

“Otosansürü aşmanın yolu hukuk devletinden geçer”

Panelin son konuşmacısı Ankara Barosu Başkanı Erinç Sağkan da Türkiye’nin bir suskunluk sarmalına sürüklendiğini belirterek başladığı konuşmasında “Dışlanma korkusu, sosyal medyada linç kampanyalarıyla yaşanıyor” dedi. Yargı alanında yaşanan olumsuzluklardan söz eden Sağkan, yeni yargı reformu değişikliği önerisindeki kanun hükümlerini eleştirerek sözlerini sürdürdü. Türkiye’de yargı bağımsızlığı sağlanmadan bir hukuk reformunun mümkün olmadığının altını çizen Sağkan, mevzuat alanında bir yargı reformuna ihtiyaç olmadığını sözlerine ekledi. Konuşmasında otosansürün hukuk alanı üzerindeki etkilerine de değinen Sağkan, “Yazmak, çizmek, söylemek gibi belirli noktalarda durmak zorunda hissediyoruz. Hem toplumsal dışlanma hem yargısal yaptırıma uğrama kaygısından. Bunu aşmanın yöntemi, Türkiye’yi hukuk devleti çizgisine çekmek, bağımsız bir yargıya kavuşturmaktan geçiyor. Yargı bağımsızlığına kavuşturulduğu an, artık yazdığından, ifade ettiğinden çekinmeye gerek kalmayacak, çünkü artık sırtımızı yargıya dayayabileceğiz” diye konuştu

 

Etkinlik soru ve cevap bölümünden sonra sona erdi.

Adalet ve Demokrasi Haftası nedir?

Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı (UMAG) tarafından bu yıl 27’nci kez düzenleniyor. Uğur Mumcu’nun öldürüldüğü 31 Ocak’ta başlayıp Prof. Dr. Muammer Aksoy’un öldürüldüğü 31 Ocak’ta sona eriyor. Çok sayıda örgüt ve kişinin katıldığı haftada, önceden belirlenen bir tema etrafında düzenlenen etkinliklerde çeşitli alanlardaki sorunlar ve çözüm önerileri konuşuluyor.

Haberi Duyur

Kısa Adres: http://gorunum.tk/26861
Yol: Ana sayfa » Yazılar » Otosansür: Her alanda var, mücadele gerekli

Yorumla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ÇGD ödül töreni 13 Mart’ta

Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD)’nin belirlediği 2019 Yılın Başarılı Gazetecileri ödül töreni 13 Mart’ta düzenlenecek.

Kapat