22 Haziran 2017, Perşembe - 20:47

  • google plus
  • twitter
  • facebook
  • rss

Yumurta can yakmaz, karizma çizer

Tarih: 09 Ekim 2011

|

Kategori:

|

Yazdır

|

Okunma: 46

Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde (SBF) gerçekleştirilen Anayasa konulu panelde siyasetçiler, öğrenciler tarafından yumurta ile protesto edildi. Türkiye’nin gündemini oluşturan öğrenci eylemlerinin ve yumurtalı protestonun ayrıntılarını ele aldık.

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde düzenlenen bir panele katılan CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum ve TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu öğrencilerin protestolarıyla karşılaştı. Medya kuruluşlarında ‘Yumurtalı protesto’ olarak tanımlanan bu tepki, öğrenciler tarafından “Yumurta can yakmaz, karizma çizer. Yumurta bir şiddet ürünü değildir, biz bunun için yumurta attık“ diye açıklandı.

İstanbul’daki müdahale ile başladı

4 Aralık tarihinde İstanbul Dolmabahçe’ye rektörlerle görüşme yapmak için gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a taleplerini bildirmek isteyen öğrenciler, burada basın açıklaması yapmak istediler. Ancak çeşitli illerden gelenöğrencilerin gerçekleştirmek istedikleri bu eyleme polis müdahale etmiş, bu müdahale sonunda birçok öğrenci yaralanmış ve bir kadın öğrenci de polisin karnına attığı tekme sonucunda bebeğini düşürmüştü.

Batum ve Kuzu panelde

İstanbul’da yaşanan bu olaydan dört gün sonra 8 Aralık günü ise CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum ile Anaya Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu “anayasa” konulu bir panele katılmak üzere Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne geldi. Panelde ilk konuşmacı olarak saat 12.30’da konferans salonunda yerini alan CHP (eski) Genel Sekreteri Süheyl Batum konuşmasına başladığı anda aralarında Tüm İlerici Gençlik Derneği (TÜM-İGD), Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğrenci Derneği (SBF-DER) ve Yeni Demokrat Gençlik’ten (YDG) öğrencilerin bulunduğu bir grup tarafından protesto edildi. Protestocu öğrenciler, Batum’a CHP’li belediyelerin Mersin’de, İzmir’de işten attıkları işçileri, Ankara Yenimahalle’de CHP’li belediyenin başlattığı gecekondu yıkımlarını ve Maraş, Sivas, 19 Aralık katliamlarında CHP’nin oynadığı rolleri hatırlatarak, “AKP faşizminden bahsediyorsunuz ve bundan nemalanmaya çalışıyorsunuz” dedi. Ama bu ülkede AKP faşizmi yoktur, devlet faşizmi vardır” diyerek tepki gösterdi. Öğrencilerin gerçekleştirdikleri bu protestoyu ‘faşistlik’ diye nitelendiren Batum, daha sonra tepkilerin artması üzerine salonu terk etmek zorunda kaldı.

Batum’un ardından saat 14.30’da panel için Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne gelen AKP’li Burhan Kuzu da öğrencilerin protestoları ile karşılaştı. Fakülteye yaklaşık 100 sivil polisin koruması altında gelen Kuzu, konferans salonuna da sivil polislerin oluşturdukları kordon içerisinde girdi. Kuzu’nun salona girişi ile birlikte ellerinde 4 Aralık tarihinde İstanbul’da gerçekleşen eylemde polis şiddetine maruz kalmış arkadaşlarının fotoğraflarını taşıyan öğrenciler, Kuzu’yu yumurta yağmuruna tuttu. Birçok yumurtanın isabet ettiği Kuzu, daha sonra korumalarının açtığı şemsiyelerle yumurta yağmurundan kurtulmaya çalıştı. Şemsiyeler altında “Siz buranın fotoğrafını çekin, ben de orayı çekeyim de size göstereyim, Türkiye’de öğrencilerin ve üniversitelerin ne halde olduğunu herkes görsün. Bu tepkilere rektörün önlem alması lazımdı. Rektörün derhal istifa etmesi lazım. Evvela buranın tedbirini alamayan dekanın da istifa etmesi lazım” açıklaması yapan Kuzu, protestonun devam etmesinin ardından salondan çıkmak zorunda kaldı. Salondan ayrıldıktan sonra basın mensuplarına öğrencilerin gerçekleştirdikleri eylem hakkında “Sevgili gençler fikir üretin fikir, bu memlekete. O yumurtalar yüz yirmi yıl daha içerde. Zaten bu yumurtaları yemediğiniz için kafalarınız böyle çalışıyor” açıklaması yapan Kuzu, daha sonra Cebeci Yerleşkesi’nden korumalarının eşliğinde ayrıldı.

Çevik kuvvet yerleşkeye girdi

Kuzu’nun Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden ayrılamaması sebebiyle fakülteye girmek isteyen çevik kuvvet polisi, öğrencilerin engeline takıldı. Fakülte içine biber gazı sıkarak girmek isteyen çevik kuvvetle öğrenciler arasında arbede çıktı. Kuzu’nun fakülteden ayrılmasının ardından çevik kuvvet ekipleri de Cebeci Yerleşkesi’ni terk etti.

CHP’li Süheyl Batum’u, AKP’li Burhan Kuzu’yu ve fakülte içine giren polisi okullarından çıkartan öğrenciler, daha sonra toplu bir şekilde “Üniversiteler bizimdir, bizimle özgürleşecek!”, “Sermaye defol, üniversiteler bizimdir!”, “YÖK kalkacak, polis gidecek, üniversiteler bizimle özgürleşecek!” sloganları atarak Kızılay Yüksel Caddesi İnsan Hakları heykeli önüne kadar geldi. Öğrenciler adına burada basın açıklaması yapan Siyasal Bilgiler Fakültesi öğrencisi Canberk Gürer, gün içinde yaşanan olayları anlattıktan sonra, “CHP’li Batum’a da AKP’li Kuzu’ya da ve üniversitemize hiçbir izin olmaksızın giren polise de, üniversitelerimizi onların oyun alanları haline getirmeyeceğimizi bir kez daha gösterdik. Bundan sonra da üniversite öğrencileri olarak sermayeye ve onun temsilsilerine karşı mücadelemiz devam edecek” diyerek açıklamasını sonlandırdı. Öğrenciler açıklamanın ardından eylemlerini sonlandırarak dağıldı.

Dekan Göle’den Kuzu’ya cevap

SBF Dekanı Prof. Dr. Celal Göle, Burhan Kuzu’nun kendisine yönelik yaptığı istifa çağrısına 12 Aralık tarihinde yaptığı açıklamayla cevap verdi.
Yerleşke güvenliğinden dekanlığının sorumlu olmadığını ve Kuzu’nun katılacağı panelde bir protesto gerçekleştirileceğinin polis tarafından Kuzu’ya bildirildiğini belirten Göle, “Kuzu ise, Batum’un panele katılması durumunda kendisinin de panele katılacağını söylemişti.” dedi.

SBF öğretim üyelerinden öğrencilerine destek

Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde yaşanan eylemin ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın yaptığı “Öğrencilerin arkasında illegal örgütler var” açıklaması SBF öğretim üyeleri tarafından protesto edildi. 110 öğretim üyesinin imzasını taşıyan ortak açıklamada “Öğrencilerimizin protesto etkinliği, inanılmaz bir biçimde terörle ya da çeşitli karanlık odakların faaliyetleriyle ilişkilendirilerek, kriminalize edilmeye ve bunun üzerinden öğrencilere yönelik soruşturmalar haklı çıkarılmaya çalışılmaktadır. Aynı bağlamda kimi yayın organları tarafından öğrencilerimizin isim isim teşhir edilerek niteliği belirsiz odaklara hedef gösterilmesi, öğrencilerimizin öğrenim hak ve özgürlükleri bir yana, can güvenlikleri açısından büyük bir endişe kaynağıdır” denildi. Ayrıca öğretim üyelerinin yaptığı açıklamada, Burhan Kuzu’nun Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemal Taluğ ve SBF Dekanı Prof. Dr. Celal Göle’ye yönelik yaptığı istifa çağrısının da kabul edilemez olduğu vurgulandı.

Eylemci öğrenciler konuşuyor

Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde gerçekleşen, medya tarafından uzunca bir süre gündemde tutulan ve tartışılan bu eylemi, eylemde yer alan bazı öğrencilere sorduk.

“İstanbul’da yaşanan olayların hesabını sorduk”

18 Ekim tarihinde Avrupa Birliği baş müzakerecisi AKP’li Egemen Bağış’a yönelik Cebeci Yerleşkesi’nde gerçekleşen yumurtalı protestondan dolayı 2 yıl 3 ay hapis cezası istemi ile yargılanan Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslar İlişkiler Bölümü 3. sınıf öğrencisi Nihal Çarıkçı, Burhan Kuzu’ya yönelik gerçekleştirdikleri bu eylemin 4 Aralık’ta İstanbul’da öğrenci arkadaşlarının maruz kaldığı polis şiddetinin hesabını sormak için gerçekleştirdiklerini söyledi. Ayrıca Kuzu’nun bir ay öncesinden SBF’ye geleceğinin bilindiğinden ve Kuzu’nun da böyle bir protestonun gerçekleşeceğinden haberdar olduğunu vurguladı. Yapılan eylemin medyada yansımasına da değinen Çarıkçı; medyanın yapılan bu eylemin içini boşalttığını, öğrencilerin taleplerinin ne olduğunu sormadığını ve bunun yerine yumurtaya yoğunlaşarak eylemin içini boşaltmaya çalıştığını belirtti. Özellikle medyada ‘68 gençliğine atıf yapılarak “68’e geri mi dönüyoruz” tartışmalarına değinen Çarıkçı, ‘68 gençliği ile şu anki öğrenci hareketi arasında önemli farklılıklar bulunduğunu, ‘68 gençliğinin daha örgütlü bir gençlik olmasından dolayı, olaylara daha örgütlü bir şekilde cevap verdiğini söyledi. Şu an ki öğrenci hareketinin de daha görünür olmaya başladığını ve sistemi rahatsız etmeye başladığını vurguladı.

“Polis özgür düşünce önündeki engeldir”

SBF’deki olaylar kadar tartışılan bir başka konu ise polisin öğrencilere yönelik uyguladığı şiddet ve üniversitelere polisin girmesi oldu. Bu konuda SBF’ deki eylemde yer alan Hukuk Fakültesi 4. sınıf öğrencisi Merve Çakmakçı; “polis üniversitelerdeki özgür düşüncenin önündeki engellerden biridir. Polisin bugün üniversitelere girmesi demek devletin üniversitelere yaptığı bir müdahale demektir” dedi. Üniversitelerin bir misyonu ve politik bir duruşu olduğunu belirten Çakmakçı, devletin buna müdahale etmemesi gerektiğini vurguladı.

“Taleplerimiz belli…”

Türkiye’nin gündemine oturan öğrenci eylemlerinin ardından, medyada sıkça tartışılan “öğrenciler ne istiyor, talepleri nelerdir?” sorusuna İletişim Fakültesi Radyo Sinema Televizyon bölümü 2. sınıf öğrencisi Ezgi Tuncel cevap verdi. Tuncel öğrencilerin taleplerinin açık ve net olduğunu belirterek, taleplerinin başta parasız bir eğitim sağlanması, YÖK’ün kaldırılması ve öğrencilere üniversite yönetiminde söz, yetki, karar hakkının sağlanması olduğunu belirtti. Ayrıca öğrencilerin ulaşım, yurt, barınma, harç ve burs sorunları olduğunu dile getiren Tuncel, bir başka yakıcı sorunun da anadilde eğitim sorunu olduğunu vurguladı.

Haberi Duyur

Kısa Adres: http://gorunum.tk/2052
Yol: Anasayfa > Kampüs > Yumurta can yakmaz, karizma çizer

Yorumla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

reklam atölyesi1
Medya Atölyesinde ilk gün tamamlandı

Dopingle Mücadele Medya Atölyesi kapsamında atölyeler çalışmaya başladı.

Kapat