19 Kasım 2017, Pazar - 01:14

  • google plus
  • twitter
  • facebook
  • rss

Aygün: ‘Bölgedeki HES projeleri siyasi amaçlı’

Tarih: 11 Eylül 2012

|

Kategori:

|

Yazdır

|

Okunma: 68

Türkiye’de yapımı son yıllarda büyük bir hızla devam eden hidroelektrik santrallerine yönelik çevresel tepkileri CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün Görünüm’e anlattı.

Son yıllarda Karadeniz Bölgesi ile Doğu Anadolu Bölgesi’nde doğanın katledilmesine neden olan hidroelektrik santralleri, tepki çekmeye devam ediyor. Santrallerin yapılmasına karşı çıkan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün, Hidro Elektrik Santrali (HES) projelerine karşı hukukçuların, mühendislerin, tıp odalarının haklı eleştirilerinin ve itirazlarının hükümet tarafından dikkate alınmadığını belirtti. Hükümetin, yaşanan bu duruma karşı, çevreye uyumlu hayat hakkını gözden geçirmesini ve başka enerji kaynaklarının araştırılmasının gerekli olduğunu vurguladı.

Başlatılan HES karşıtı mücadelelerde köy halkının daha çok gayret sarf ettiğini aktaran Aygün, devletin çevre hakkı temelli ve çevrecilerin görüşlerini merkeze alarak karar vermesi gerektiğini söyledi. Bu kapsamda oluşturulmuş Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED), İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü’nün işlerlik bakımından yetersiz olduğuna dikkat çeken Aygün, “Çevre Bakanlığı’nın oluşturduğu bu kurumun işlerinin, şirketlerin önünü açma faaliyeti olarak düşünüyorum. Bu raporların nasıl verildiği, uzmanların nasıl çalıştığı konusunda ciddi kuşkular var. Bazı şirketlerin kurumda iş gören uzmanlara rüşvet verdiği özellikle muhalif basında yer alıyor. ÇED raporlarının akla mantığa aykırı olduğu söylenmektedir, şirketlerin hem ÇED ile ilgili kurullar üzerinde hem de tek tek bilirkişiler üzerinde baskı kurduğu söyleniyor. Bu denetim işlerinin mühendis odalarına bağlı bağımsız uzmanlar tarafından gerçekleştirilmesi gerekir” dedi.

“Güvenlik ve asimilasyon odaklı düşünceler var”

Tunceli’nin her fırsatta gerçekleştirilen protestolarda daha çok dini, kültürel ve kimliksel boyutlarıyla ön plana çıkarıldığını vurgulayan Aygün, “Tunceli’de yapılmak istenen HES ve baraj projelerinin temelinde yatan düşünce bölge güvenliğini sağlamak, toplu yerleşimi engellemek, dil ve inanç asimilasyonunu kolaylaştırmak ve halkın merkezi otoriteye itaatini kolaylaştırmaktır. Bu bölgedeki projelerin siyasi amaçlı olduğunu kanıtlayan resmi belgeler de mevcuttur. 1930’larda yayınlanan raporlarda da aynı tutumun var olduğunu görüyoruz. Hâlâ PKK ile mücadele adı altında yetkililerin görüşü ‘Barajlarla örgütün geçişini engelleriz, bölgenin boşaltılmasını sağlarız’ şeklinde. Bu fikirlerin açık açık basında yer aldığını görebiliyoruz. Türkiye’nin bir bölümü ile ilgili olarak güvenlik ve asimilasyon odaklı düşünceler var. Tüm bunlar birlikte düşünüldüğünde bölgede yürütülen çevre mücadelesinin, etnik ve siyasi bir boyutta tartışılması gerekiyor” dedi.

“Medya, çevreci mücadelenin bir parçası”

Her fırsatta HES protestolarına katıldığını kaydeden Aygün, bu zorlu dönemlerin ancak köylülerin dayanışmasıyla, çevrecilerin ve demokratik güçlerin de birlikte yürüteceği ortak mücadele ile aşılabileceğini belirtti. HES’lerin medyadaki temsili konusunda ise yerel medyanın daha duyarlı olduğunun altını çizen Aygün, “Ana akım medya sermaye ile ilişkileri ölçüsünde ve hükümetin politikalarına yakınlığı nedeniyle daha taraflı ve daha çarpıtılmış haberler yapıyor. Fakat bu durumun ne olursa olsun çevresel hareketlerle birlikte gruplar, ana akım medyada da sesini yükseltip daha büyük hareketlenmeleri beraberinde getirecek” dedi.

Bu yaşanan gelişmelerle birlikte medyanın da yürütülen mücadelenin bir parçası olduğunu dile getiren Aygün, “Yerel medya yeterli değil, buna rağmen merkezi medyaya göre daha önemli bir rol oynuyor. Yerel medyanın örgütleyici bir rolü var. Fakat hem sosyal hem de yerel medya ana akım medya unsurlarının önüne geçmiştir. Ben de çevreci grupları ve örgütleri elimden geldiğince sosyal medyadan takip ediyorum. Hareketler özellikle sosyal medya üzerinden örgütleniyor ve sosyal medyada da siz kendi ağınızı kuruyorsunuz. Bu ağlarda mesajlaşmalar yapılıyor, eylem yeri ve saati belirleniyor. Konu ile ilgili tartışmalar yapılıyor, yani yeni bir dünya inşa ediyorsunuz. Ben de sosyal medyada bu ağların içerisinde yer alıyorum. Etkililiğini fark edebiliyorum, sadece çevre mücadelesinde değil, bir işkence, cezaevindeki bir dayak olayı ve kadına yönelik şiddet olayı da anında sosyal medyada büyük bir güç yaratıyor” diyerek konuşmasına devam etti.

“Sokakta yürütülen mücadele önemli”

Son olarak HES’lere karşı yürütülen mücadelede “Aktivistlerle birlikte yürüyen bir milletvekili olmak istiyorum” diyen Aygün sözlerine şunları ekledi: “Meclis’te grubumuzun HES’ler ile ilgili verdiği birçok araştırma önergesi ve kanun teklifi bulunmakta. Fakat AK Parti sayısal çoğunluğu elinde bulundurduğu için bütün bu çalışmaları boşa çıkarıyor. Bu yüzden Parlamento’da yürütülecek mücadeleden daha çok sokakta yürütülecek mücadele önemli. Çevre mücadelesinde toplumsal muhalefete büyük rol düşüyor.”

Haberi Duyur

Kısa Adres: http://gorunum.tk/250
Yol: Anasayfa > Yazılar > Kent-Çevre > Aygün: ‘Bölgedeki HES projeleri siyasi amaçlı’

Yorumla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık çalışanlarına dönük şiddet bitmiyor

Sağlık çalışanlarına yönelik artan şiddet hem hastalar hem de sağlık çalışanları açısından önemli bir sorun teşkil ediyor. Doğrudan ya da dolaylı yoldan şiddete maruz kalan sağlık çalışanları huzursuz oldukları bir ortamda mesleklerini yapmaya çalışıyor.

Kapat