17 Ağustos 2017, Perşembe - 06:53

  • google plus
  • twitter
  • facebook
  • rss

Bir tiyatro fenomeni: Yastık Adam

Tarih: 20 Aralık 2011

|

Kategori:

|

Yazdır

|

Okunma: 353

Martin McDonagh’ın kalemi, oyuncuların performansı ve özel efektler… Bunların hepsi birleştiğinde ortaya çıkan şey ise Yastık Adam…

Bir tiyatro fenomeni: Yastık Adam

Ankaralı sanatseverlerin bu sezon izleme şansı buldukları Yastık Adam, muhteşem oyunculukla harmanlanıp izlemeye değer bir hâl almış. Zaten oyun, hâlihazırda aldığı ödüllerle gereken ilgiyi görmüşe benziyor. Oyunu izlerken gerçekle kurgu arasında gidip geliyor ve aklınızın sınırlarını zorluyorsunuz.

“Seyircinin ilgisi beni mutlu ediyor”

Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuarı mezunu Tolga Tekin, Yastık Adam’ı bundan 10 yıl önce izlediğini ve çok beğendiğini söyledi. Bu oyunu 10 yıl önce Bulgaristan’da izlediğini söyleyen Tekin, “Bulgarca konuştukları için tek bir kelime bile anlamadım. Buna rağmen oyunu çok beğenmiştim. Türkiye’ye de gelmesini çok istemiştim” dedi. Yastık Adam’la Baykal Saran En İyi Oyuncu Ödülü’nü alan Tekin, ödülün beş yıldır verildiğini geçen dört ödülü de çok iyi oyuncuların aldığını belirtti. Bunun gurur ve heyecan verici olduğunu sözlerine ekleyen Tekin, “Sözün bittiği yer bir oyuncu için. Ayaklarım yere basmıyordu. Bunu duyduğumda uçtum. Ödülün yanı sıra bizi mutlu eden şey seyircinin en sonda yaptığı alkıştır. Biz o alkışlar için bu kadar yıl okuyup çalışıyoruz. Bizim oyunumuzun karşılığı budur” dedi.

“Oyuncu hala” geliştiremediği şeylerle ölüyor

İyi oyunculuğun her zaman kendini bir şekilde seyirciye beğendirmek olduğunu söyleyen Tekin, “Türkiye’deki oyunculara bakın bir de Avrupa’dakilere bakın. Adamlar sadece oyunculuk yapmıyor. Hokkabazlık, müzik aleti çalmak… Hepsini bir arada yapıyorlar. Bunu yapmayana oyuncu demiyorlar. Bizde biraz farklı. Bizde böyle olmamasını disipline bağlıyorum” diyen Tekin sözlerini şöyle bitirdi: “İnsan kendini geliştirmeli. Bu işte bitmek diye bir şey yok. Oyuncu hâlâ geliştiremediği şeylerle ölüyor. Araştırmak gibi bir şey söz konusu değil. Ben on beş yıl boyunca bir gün bile aksatmadım. Bunun da meyvelerini alıyorsunuz. İşlerinizi ne kadar iyi yaparsanız tiyatro o kadar gelişir. Türkiye’deki tiyatroyu geliştirmeyi başkalarının da üstlenmesi gerekiyor.”

“Seyircinin ilgisi beni çok mutlu ediyor”

Oyunda Katurian’ın (Murat Çidamlı) zihinsel engelli kardeşi Michal karakterine hayat veren Buğra Koçtepe, rolünü çok severek oynadığını ve bu rolün kendisine manevi bir doygunluk verdiğini söyledi. Oyunun bütününü de çok beğendiğini söyleyen Koçtepe, “Oyunun seyircide bıraktığı etki, bana çok moral veriyor. Baktığımızda aslında oyunda hiç müzik yok, dans yok. Ciddi, karamsar, bunalım bir oyun. Seyircinin buna rağmen bu oyuna gösterdiği ilgi ve konsantrasyonun yüksekliği beni çok mutlu ediyor” diye konuştu.

Oyunda kullanılan özel efektlerle seyircinin akıl yürüttüğünü belirten Koçtepe sözlerine şöyle devam etti: “Televizyon gibi değil. Size sunulan bir şey var. Bağ kuruyorsunuz ya da tiplerle özdeşleşiyorsunuz. İnsanı yalın hâliyle gösteren bir metin. Bu yüzden sanırım seyirciye çarpıcı geliyor. Bir çocuk katilinin insanlar tarafından nasıl görüleceği bellidir ama bu metinde onun dramatik tarafını gördüğünüz ve bilinçli yapmadığını bildiğiniz için başarılı bir oyun.”

“Sahne tekniğimiz yeterli değil”

Oyunda Tupolski karakterini canlandıran Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi mezunu Mesut Turan, Türkiye’deki tiyatronun iyi bir yerde olduğunu fakat eksiklikleri olduğunu söyledi. Her şeye rağmen teknik anlamda dünyada at başı gitmenin çok güzel olabileceğini fakat sahne tekniğinin yetersiz olduğunu dile getiren Turan, “Teknik anlamda hiçbir şey son değil. Tekniğin sonu yok. Her gün bir şey çıkar. Dünyada imkânları ölçüsünde devletin desteklediği, bu kadar çalışanının olduğu başka bir sahnemiz yoktu. Sahneler hep kiralıktı” dedi. Devlet tiyatrolarının kendi bütçesi dâhilinde imkânlarını sunduğunu belirten Turan, devlet tiyatroları olmazsa bu tarz oyunların hiç oynanamayacağını ve özel tiyatrolarda da Yastık Adam gibi oyunları bulamayacağımızı sözlerine ekledi.

Oyundaki Katurian rolüne hayat veren ve performansıyla seyircileri etkileyen Hacettepe mezunu Murat Çidamlı, Türkiye’nin hala Aydınlama Çağı’nda olduğunu ve bu yüzden Devlet Tiyatroları’nın olmazsa olmaz bir kurum olduğunu söyledi ve şunları ekledi: “Türkiye’de sanatı destekleyen gelişkin bir burjuvazi kesimi yok. Dolayısıyla tiyatroyu, Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren devlet üstlenmiş durumda.”

İnsanların sanat hakkının gasp edilmesi şaşırtıcı değil

Bu ülkede insanların barınma, yeme, içme gibi ihtiyaçları gasp altındayken sanat haklarının da gasp edilmesinin çok şaşırtıcı olmadığını sözlerine ekleyen Çidamlı, bunun özellikle gasp edilmiş bir şey olduğunu çünkü sanat yapan bireylerin erken yaşta uyanmaya başladığını belirtti. Çidamlı konuşmasını şöyle bitirdi: “Sanatla büyüyen insanları bir noktadan sonra koyun gibi güdemiyorsunuz. Oy kullanabilen, akıllı, demokrasi yanlısı bireyler hâline geliyorlar. Bu da galiba pek tercih edilmiyor.”

Haberi Duyur

Kısa Adres: http://gorunum.tk/1016
Yol: Anasayfa > Kültür-Sanat > Bir tiyatro fenomeni: Yastık Adam

Yorumla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

medya atölyesi son kapak
Dopingle Mücadele Medya Atölyesi sona erdi

Beş gün süren Dopingle Mücadele Medya Atölyesi, ortaya çıkan ürünlerin sunumlarıyla sona erdi.

Kapat