17 Mart 2021, Çarşamba - 20:36

  • google plus
  • twitter
  • facebook
  • rss

Gazeteciler “dönüşümden” endişeli

Tarih: 25 Aralık 2020

|

Kategori:

|

Yazdır

|

Okunma: 78

Farklı medya kuruluşlarında ve mecralarında çalışmalarına rağmen hepsi gazeteciliğin pandemi sürecinde yaşadığı dönüşümden endişeli. Asıl endişe kaynağı olan ise bu dönüşümün kalıcı olması. Gazetecilikte yaşanan dönüşümü gazetecilerle konuştuk.

Pandemi ve gazetecilik üzerine konuştuğumuz gazetecilerin ortak kaygıları, ortak kayıpları ve ortak düşünceleri mevcut. Pandeminin gazeteciliği nasıl etkilediğini ve dönüştürdüğünü alanda çalışan gazetecilerin ağzından dinledik.

Bu süreçte çalışma düzeninizde ne gibi değişiklikler oldu?

Vural Erişmiş – K24 Televizyonu

Vural Erişmiş (K24 Televizyonu): Normalde her ay yirmi, yirmi üç haber yapılıyordu fakat bu süreç içinde kaynaklarımla olan ilişkimi sıkıntıya soktum çünkü yaklaşık bir buçuk aydan fazla kaynaklarımla hiç konuşamadım ve bu süreçte ekrana çıkma yetisini tamamen sekteye uğrattım çünkü on beş gün ücretsiz izin kullandım. Sonra da altı günlük periyotlar şeklinde bir buçuk ay devam ettim ve hafta sonu izinlerinde çalışmadım. Gerçekten bu bizi haber yazma sürecinden tamamen soğuttu. Pasif duruma düşürdü.

Seyfettin Ersöz (Milliyet Gazetesi): İş sözleşmesi gereği, mesai saatinin dışında çalışmama rağmen ekstra mesai ücreti de almıyorum. Ayrıca “nasılsa evdeyiz” algısından hareketle mola saati uygulaması da kaldırıldı.

Alican Uludağ (Cumhuriyet Gazetesi): Pandemi sürecinde Mart ayı itibariyle evden çalışma sistemine geçtik. Günlük olayları, evden takip ettik, haberleştirdik

Kenan Şener (CNN Türk Televizyonu): İnternet, telefon, WhatsApp gibi uygulamaları daha fazla kullanmaya başladık. Bu dönemde kaynaklarımıza mikrofon uzatmaktan çok onların görüşlerini alıp haberlere yansıtmak şeklindeki çalışmaya ağırlık verdik. Yine zorunlu olarak mikrofon uzatmamız, röportaj yapmamız gereken kişiler varsa sosyal mesafe kurallarına uymaya gayret ettik.

Başak Kaya (Sözcü Gazetesi): Sabah yine erken kalktık, o anlamda çok değişen bir şey olmadı. Gazetelere baktıktan sonra gündemi yazma telaşı başladı. Onun dışında çok büyük saat farkı olmadı.

Kıvanç El – Milliyet Gazetesi):

Kıvanç El (Milliyet Gazetesi): Eskiden doğal olarak sabah 09:00’da gazetede toplantıya giderdik, şimdi öyle bir şey yok. O beyin fırtınası toplantıları olmuyor. Ev hayatıyla çalışma hayatını ortaklaştırıyorsun. Bir taraftan kızınla ilgilenmen gerekiyor bir taraftan yemek yapıyorsun bir taraftan da haberini yazman gerekiyor. Çünkü eşin de çalışıyor, sıra sende oluyor, yapıyorsun. Yani böyle iş hayatıyla ev içi hayatın birbirine eklemlendiği bir süreç yaşadık.

Nergis Demirkaya (Gazete Duvar internet sitesi): Bakanlar Kurulu toplantısı gibi biz de o tür ziyaretlerimizi Zoom üzerinden gerçekleştirdik, sohbetlerimizi yaptık, gündemdeki konuları ele aldık. Haber üretmek, bilgi almak için daha çok telefonu kullandık. Bu süreçte evden çalışma yöntemi bizim de hayatımıza girdi.

Gökçer Tahincioğlu (T24 internet sitesi): Evlere biraz kapanarak bir çalışma süreci yürütmeye çalıştık. Sokağa çıkma yasakları başladığında ise gazeteciliğin doğası gereği basına tanınan ayrıcalıktan yararlanarak sokakları görüntüleme, neler olup bittiğini izleme şansına sahip olduk. Basın için de bizim için de çok alışılmadık, zorlu bir süreçti.

Bu değişiklikler haber akışını ve içeriğini etkiledi mi, etkilediyse nasıl etkiledi?

Vural Erişmiş: Kaynak bulmak konusunda çok sıkıntı yaşadık. Birçok sefer gittiğimiz kaynakların evine bu sefer malzemelerimizin tamamı temizlenip, dezenfekte edilip alınıyorduk ya da hiç eve alınmıyorduk. Bu bizim için çok sıkıntılı oldu. Neredeyse hiç haber yapamadık, hatta bu süreçte kaynaklarımızın çoğu konuşmama ya da görüşmeme kararı aldı. Bu da hem haberimizin içeriğini etkiledi hem de çeşitliliğini ortadan kaldırdı çünkü metinlerimiz sıradanlaştı. Neredeyse kopyala yapıştır noktasına bile geldik.

Seyfettin Ersöz – Milliyet Gazetesi

Seyfettin Ersöz: Haberlerin hem niteliği hem de niceliği düştü. Büroda her sabah yapılan gündem toplantılarından mahrum kaldık. Günlük tüm gazetelere erişme ve gazete okuma alışkanlığımız olumsuz etkilendi. Bunları şu an eve geçmemizle yapamıyoruz. Evden çalışmayla birlikte kaynaklarla ilişkimiz neredeyse sıfıra indi. Haber için kaynaklarımız sadece; internet, sosyal medya ve telefon ile yaptığımız sayılı görüşmeler oldu. Sahada olmadığımız için olayları yerinde takip edemiyoruz. Hem kaynaklarla hem de meslektaşlarımızla görüşemiyor, fikir alışverişinde bulunamıyoruz.

Alican Uludağ: Elbette, evden çalışmak ile alanda olmak arasında ciddi fark var. Büroda veya alandaki verim ve iş disiplini evde çalışmayla bir tutulamaz. Zaten gazeteciliğin doğasında alanda olmak vardır.

Kenan Şener: Pandemi sürecinde tek tek kısa haberler girmektense bülten içlerine doktorların ya da Bilim Kurulu üyelerinin on beş, yirmi dakikalık konuk alınması şeklinde bir uygulamaya da gidildi. Bu da bizim günlük haber akışımız çerçevesinde bir değişiklik.

Başak Kaya: Evde olmanın getirdiği bir rahatlık var tabi. İstediğin saatte kalk. İstediğin saatte yemek ye ama yine sürekli bilgisayarın başındaydık, değişen bir şey olmadı.

Kıvanç El: Eskiden yüz yüze görüştüğümüz, haber aldığımız insanlarla şimdi telefonda görüşmeye başladık. Hatta Zoom üzerinden görüşme yaptık. Teknolojinin imkânları üzerinden görüşmelerimizi gerçekleştiriyoruz. İçerik problemi genel olarak uzaktan da yakından da zaten var. O ayrı bir tartışma konusu bence. İçerikler daha zayıfladı diyemem.

Gökçer Tahincioğlu – T24 internet sitesi

Gökçer Tahincioğlu: Bu dönemde Af Paketi, İnfaz Düzenlemesi Paketi çıktı ama yakından takip edemedik. Bütün ülkeyi ilgilendiren bir şeydi ama onun yansımalarını çok yakından izleme fırsatı bulamadık. Her biçimde habere ulaşmak zor oldu. Bir yandan da insanlar salgınla ilgili neler olup bittiğini merak ediyordu ama aynı zamanda gün geçtikçe bu bilgilere olan ilgi de azaldı. Virüse ilgimiz de azaldı o nedenle başka haberlere yönelmek gerekiyordu, onlara erişmek de pek kolay olmadı. Onun için de gazeteciler zorlu bir dönem geçirdiler.

Nergis Demirkaya: Sıcak, aktüel haber sayımız bu anlamda azaldı. Sorunlar var ama sonuçta bunun üzerine ilişki ağımız var. Bilim Kurulu üyeleriyle ve daha birçok siyasetçiyle görüşebilirsiniz ve bunun yolu var. Evlerimizde kalarak haber üretmeye devam ettik ama orada da tabii perde arkası bizde çok önemlidir. Telefonla alabileceğiniz bilgi her zaman sınırlıdır. Ancak yüz yüze temasla daha ayrıntılı ve daha net birçok bilgiye ulaşırsınız, o bizi sınırladı. Hem haber üretmeyi hem haberin içeriğini bu anlamda biraz sıkıntıya soktu. Bizim gözümüzle gördüğümüz sıcak ve güncel şeyi engelledi.

Sizce uzaktan çalışmanın gazeteciliğe etkisi nedir?

Vural Erişmiş: Kaynağınızla yüz yüze görüşme, aynı ortamda bulunma şansınız yok. Habere konu olan kişilere ulaşma konusunda sıkıntı yaşıyorsunuz. Kaynağınızın o anki ruh halinde size söylemek istediği şeyleri alamıyorsunuz. En kötü tarafı televizyonda, televizyon sektöründe uzaktan olmanız. Bir nevi haber yapmamanız daha mantıklı çünkü hiçbir şekilde istediğiniz verileri alamıyorsunuz. Alacağınız veriler sokak verileri, halkın verileri, uzman verileri. Sosyal medya üzerinden canlı yayınlar, telekonferanslar yapıldı. Bu yöntemlerle kaynaklarımızla konuşma fırsatı yakaladık ama telefonda yaptığınız görüşmeler hiçbir zaman aynı bilgiyi aynı değeri vermiyor.

Seyfettin Ersöz: Gazetecilik alan çalışmasına dayanan bir meslektir. Evden kısıtlı kaynaklarla yapılan habercilik sadece günü kurtarmaya yöneliktir. Maalesef, gözlemlerimiz sermayenin kar-zarar düşüncesiyle uzaktan çalışma modelinin sürekli hale getirilmeye çalışıldığıdır. Uzaktan çalışma gazetecilerin haber reflekslerini zamanla törpüleyecek, haberin içerik zenginliğini düşürecek bir gelişme iken fikir işçilerinin de hak kaybı olasılıklarını artıracaktır.

Başak Kaya – Sözcü Gazetesi

Başak Kaya: Bence çok mümkün değil. Yalıtılmış bir durumda çalışmak bir gazeteciye uygun değil. Netice itibariyle sosyal bir iş yapıyoruz ve insanlarla iletişim içerisinde olmalıyız, konuşmalıyız, gidip gelmeliyiz, olayları izlemeliyiz. Evde oturduğun yerde olmuyor, çok sınırlanıyor o zaman kısır döngüye düşüyor. Mesela şimdi evden çalışmanın farklı bir versiyonunu düşünüyorlar. Örneğin ofise gitmeden evden araç gelip alacak görev yerine gideceksin. Görev yerinden sonra tekrar eve döneceksin ofise gitmeyeceksin. Gene sosyalleşeceğiz yani yüzde yüz evden çalışma olmayacak.

Kenan Şener: Eğer geçici bir süreç olacaksa bir deneyim olarak kazanılabilir ama eğer kalıcı olacaksa gazetecilerin uzaktan çalışması Türkiye’de gazeteciliğin çok köklü bir değişim geçireceği anlamına gelir. Eğer gazeteciler evden çalışmaya başlarlarsa temel ilkelerinden ve temel gayelerinden uzaklaşmasına neden olacak kadar ciddi köklü bir değişim söz konusu olur. Yani mesleğin köküne dinamit koyar.

Alican Uludağ: Uzaktan çalışma, işverene şunu gösterdi: “çalışan sayısını azaltıp, kalanları evden çalıştırarak işleri yürütebilirim”. Örneğin Demirören Medya’da buna ilişkin söylentiler başladı. Temmuz sonrasında Ankara Büro’nun kapatılarak tamamen evden çalışmaya geçilmesi gibi. Bu da daha çok gazetecinin işsiz kalmasına neden olacak kötü sonuçları doğurabilir. Gazetecilik üzerinde ise her açıdan olumsuz etkisi var. Gazetecilik evden veya uzaktan yapılacak bir meslek değil. Muhabir alanda değilse, olaylara bizzat şahitlik etmiyorsa yaptığı haber eksik kalır. Muhabirin de alandan soyutlanmasına, sadece rutin işleri yazan bir “araca” dönüşmesine neden olur.

Gökçer Tahincioğlu: Gazetecilik bazen bir yerde bulunmayı gerektirir bazen de bir bilgiyi bulmak için onlarca kişiyi aramayı gerektirir. Bu dönemde sokağa çıkma engelleri, salgın, risk nedeniyle kısa süreli bununla ilgili bir sıkıntı yaşandı ama daha sonra gazeteciler yeniden alanda bulunmaya çalıştılar. Çünkü gazetecilik öncelikle tanıklık etmektir, bu olayları izleyebilmektir, o atmosferi yansıtabilmektir, gördüğünü aktarabilmektir, bilgiyi doğrulamaktır, gene istihbaratları doğrulayıp yansıtmaktır. Bu anlamda evden çalışma alışkanlığının kötüye kullanılması gazeteciliği sadece editörlüğe sıkıştırır.

Kıvanç El: Ben uzaktan çalışmayı kısmen destekleyen bir kişiyim ama bunun belli şartları var. Bence uzaktan çalışmak “gazeteci evinde otursun interneti, ajansı, televizyonu açsın oradan geçen haberleri toplayıp gazeteye yazsın” demek değil. Böyle bir uzaktan çalışmaya karşıyım, bu yanlış bir sistem. Olanaklar sağlandığı zaman uzaktan çalışılabilir. Olanaktan kasıt maddi ve manevi haber kaynağına ulaşmanı sağlayabilecek araç gereçler, bunlar yapıldığı zaman evden çalışılabilir ama ne olursa olsun belli aralıklarla belki bu hafta başında veya maksimum on günde bir gazetecilerin çalıştığı büroyla, çalıştığı iş arkadaşlarıyla bir araya gelip o haftayı, o dönemi planlaması lazım. Beyin fırtınasını yaratması lazım.

Nergis Demirkaya: Tamamen reddediyorum, uzaktan gazetecilik yoktur. Gazeteci haberin içinde, yakınında, yöresinde, çevresindedir. Alanı ne olursa olsun temas olmadan bu mesleğin yapılacağını düşünmüyorum. Bir davayı uzaktan izleyemezsiniz, bir olayı uzaktan izleyemezsiniz. Mesela Meclis’teki bir oylama sonucunu bile uzaktan izleyemezsiniz. Evde yapabileceğiniz işler var, biz de bir sürü haber ürettik evde otururken. Sürekli telefonlarımız çalıştı, her şeyi kontrol etmeye çalıştık aradık, sorduk. Bir konu belirledik üstünde değerlendirmeler aldık ama bu yeterli değil. Haberler böyle eksik kalıyor. Biz görmeden, duymadan haber yapmamalıyız. Bence bu tartışmanın başlaması açısından üzücü bir durum.

Haklarınızda kayıp yaşandı mı?

Vural Erişmiş: Bizi direkt olarak on beş gün ücretsiz izne çıkarttılar. Bu süre boyunca evimizde oturduk, çalışmaya devam etmedik. Bize daha sonra bu on beş günlük ücretsiz iznin ücretini verdiler, bu sefer de bunun yıllık izinden kesileceği söylendi. Yani on beş günlük yıllık iznimizden olduk.

Seyfettin Ersöz: Uzaktan çalışmaya geçişle birlikte, iki haftada bir olmak üzere kullandığımız iki günlük izinlerimiz iptal edildi. Bu süreçte, evdeki teknolojik harcamalarımız başta olmak üzere yemek, elektrik, su gibi temel giderler nedeniyle faturalarda gözle görülür bir artış yaşandı. Bu sayede medya grupları yemek, ulaşım gibi rutin giderlerden kâr sağlarken; zaten düşük maaşlarla çalışmak zorunda kalan gazetecilerin masrafları arttı.

Kenan Şener – CNN Türk Televizyonu

Kenan Şener: Biz maaşlarda bir kayıp yaşamamamıza rağmen izinlerde bir kayıp yaşadık. Başka kurumlardaki arkadaşlarımızın maaşlarında da kayıp yaşadığını duyuyoruz maalesef. Aynı zamanda pek çok gazeteciden ücretli izinlerini tüketmesi talep edildi.

Başak Kaya: İzin kullanmam talep edilmedi ama bundan sonraki günlerde edilebilir.

Kıvanç El: Çalıştığım kurumda ben yaşamadım. Şöyle bir kayıp oldu; yemek parası alıyorduk onu almıyoruz artık. Ama başka gazetelerdeki birçok arkadaşımız kısa çalışma ödeneğine geçti. Biz de geçecektik, geçiyoruz dendi ama sonuç olarak geçmedik. Teknik olarak fazla mesailerimizi yine aldık. Onun dışında ulusal ve dini bayramlar içerisindeki fazla mesailerimiz zaten ödenmiyordu.
Bu geçmişte de kayıptı şu anda da kayıp. Sonuç olarak evden çalışıyorsunuz. İnterneti, suyu daha fazla kullanıyorsunuz. Aslında yaşam giderleriniz bir anlamda artıyor. Avrupa’da ve birçok ülkede bu yaşam giderleri için uzaktan çalışma tazminatı gibi çeşitli ödemeler yapılıyor. Türkiye’de bu henüz yok. Sanırım başka hiçbir kurumda da yok bizim gazetede de yok.

Gökçer Tahincioğlu: Dediğim gibi ben şanslı kesimdenim. Benim çalıştığım kurumun hak ihlali ya da hak kaybı denebilecek bir uygulaması olmadı. Hatta çok insani ve duyarlı bir tavırla karşılaştık. Ama birçok meslektaşımız eve gönderilip düşük ücretlerle çalıştırıldı. Hem sağlıklarıyla ilgili sıkıntı oluşturabilecek uygulamalar hem de özlük haklarıyla ilgili birçok sıkıntılı uygulama yapıldı. Birçok meslektaşımız bu süreçten ya işsiz olarak ya ücreti azalmış olarak çıktı. Bana kalırsa basın açısından hak kayıplarının çok olduğu bir dönemdi.

Nergis Demirkaya – Gazete Duvar internet sitesi

Nergis Demirkaya: Bizim olmadı ama bu süreçte gazetelerin basılmamasıyla bile karşılaşıldı. Sokağa çıkma yasaklarının olduğu o zor dönemde işsiz kalan arkadaşlarım oldu. Kurumların ekonomik sıkıntıları nedeniyle Kısa Çalışma Ödeneği’ne başvuranlar oldu. Eksik maaş almak durumunda kalan, işsizlik riskiyle karşı karşıya olan, maaşları ödenmeyen, ödenemeyen arkadaşlarımız oldu. Aslında bütün Türkiye’deki etkiyi basın sektörü ağır bir şekilde yaşadı. Çünkü maliyetli de bir iş yapıyoruz. Bir de hoş olmayan şeyler oldu, bir televizyon kanalı sahadaki muhabirler girmesin diye kurumun önüne konteynır koydu. Bir yandan risk var ama başka bir formül oluşturulmalıydı. Mesleki açıdan çok acı bir görüntüydü.

Çalışma yoğunlunuz nasıl etkilendi?

Vural Erişmiş: Normalde biz haftanın altı günü sabah dokuz akşam altı çalışıyorduk. Pandemi sürecinden hemen sonra on beş günlük ücretsiz iznimiz oldu. Ücretsiz izinden sonra altı gün izin kullanıp bir gün çalıştık en son olarak da iki gün üst üste izin kullanıp beş gün çalışabiliyorduk. 1 Haziran itibariyle tamamen normalleştik ve haftanın altı günü sabah dokuz akşam altı çalışıyoruz.

Seyfettin Ersöz: Çalışma saatlerinin uzadığını söylemek mümkün. Örneğin çoğu kez İçişleri Bakanlığı’nın pandemi ile ilgili akşam gelen genelgelerini yazdım. Bu çalışma saatleri kimi zaman gece on ikiye, bire kadar uzadı. İş sözleşmesi gereği, mesai saatinin dışında çalışmama rağmen ekstra mesai ücreti de almıyorum. Ayrıca “nasılsa evdeyiz” algısından hareketle mola saati uygulaması da kaldırıldı.

Alican Uludağ – Cumhuriyet Gazetesi

Alican Uludağ: Çalışma yoğunluğum azaldı. Bu da alandan uzak olmayla bağlantılı bir düşüş. Adliyede bir duruşmayı saatlerce takip edebilirsiniz. Ancak evden çalışma sisteminde bu tür yoğun iş akışı elbette olmaz. Ancak, evden çalışmada mesai kavramı ortadan kalkıyor. Büroda, belli saatler arası çalışırken, evde her an haber geçme durumunuz oluyor.

Kenan Şener: Ben editör olarak görev yapıyorum, muhabir arkadaşlarımız nasıl yorumlarlar bilmiyorum. Ben editör olduğum için benim çalışma saatlerim ve yoğunluğum nerdeyse yüzde yetmiş düzeyinde arttı. Daha erken saatlerde ofise geçip bütün gazeteleri ve basını tarayıp bütün planlamaları yapıp arkadaşlarımı yönlendirmem gerekti. Pandemi sürecinden önce sabah toplantıları yapardık. Bu toplantıları online toplantı haline getirdik ama sabah toplantılarındaki o etkileşim ister istemez online toplantılarda yakalanamıyor.

Başak Kaya: Daha düşük tempoluydu ama daha zorlayıcı oldu çünkü üretmek çok zor.

Kıvanç El: İş yoğunluğunda biraz artış oldu. Eskiden haber akışı içinde günlük programları takip edip özel haberler için vakit harcıyorduk. Şimdi birçok program oluyor. Başka şehirlerdeki programları da Ankara’dan yapmaya başlıyorsun. Teknolojinin imkânlarını da gördüğün zaman yönetim “madem uzaktan görüşebiliyorsun o zaman şunu da yap bunu da yap” diyebiliyor. İş yoğunluğu da artıyor. Bir de tabij evden çalışma mesai kavramını tamamen ortadan kaldırıyor. Eskiden büroya gidip gazeteleri okurduk tartışırdık şimdi doğal olarak bütün gazeteleri sabah kalkıp kendin bakıp okuyorsun. İnsanlarla tartışma veya beyin fırtınası yapma olanağın olmadığı için kendini daha fazla geliştirmeye çalışıyorsun, bu tarz bir yoğunluk var. Eskiye göre artmadı demek yanlış olur.

Not: Söyleşinin yapıldığı dönemde, Kenan Şener CNN Türk Televizyonu Ankara Editörü; Kıvanç El, Milliyet Gazetesi Cumhurbaşkanlığı Muhabiri; Alican Uludağ, Cumhuriyet Gazetesi Yargı Muhabiri olarak görev yapıyordu. Her üç gazeteci de şu anda başka kurumlarda çalışıyor olmakla birlikte haberimizde, görüşlerini aldığımız tarihteki kurumlarını belirttik.

Haberi Duyur

Kısa Adres: http://gorunum.tk/29849
Yol: Ana sayfa » Yazılar » Gazeteciler “dönüşümden” endişeli

Yorumla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gazeteci Şahiye Say’ın “Su Tanecikleri” kitabı çıktı

BYYO mezunu, gazeteci Şahiye Say’ın kendi gazetesi Samandağ’da yayımladığı yazılarından oluşan “Su Tanecikleri” adlı kitabı raflarda yerini aldı.

Kapat