19 Kasım 2017, Pazar - 00:44

  • google plus
  • twitter
  • facebook
  • rss

Prof. Dr. Özdemir: Sosyal politika emekle sermaye arasında bir sarkaçtır

Tarih: 10 Şubat 2015

|

Kategori:

|

Yazdır

|

Okunma: 180

Sosyal Güvenlik ve Medya Atölyesinin ikinci günüde, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi (İLEF) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gamze Yücesan Özdemir, “Bir Sosyal Politika Aracı Olarak Gençlerin İstihdamı” başlıklı bir sunum yaptı.

Prof. Dr. Özdemir, günün üçüncü oturumunda genç iletişimcilerle buluştu. Gazetecilik mesleği ve sosyal politika ilişkisine değinen Özdemir, iletişim fakültelerinde sosyal politika derslerinin zorunlu olması gerektiğini söyledi.

Özdemir, sosyal politikanın hayati öneme sahip olduğunu vurgulayarak “Sosyal politika teknik bir mesele değil, hayatın içinde” dedi. “Sosyal politika emek ve sermaye arasında bir sarkaçtır” diyen Özdemir, tarihsel süreçte sosyal politika kapsamındaki düzenlemelerin güçlü olan kesim tarafından kontrol edildiğini ifade etti.

Son dönem genç istihdamı hakkında konuşan Özdemir, Ulusal İstihdam Stratejisi, AB uyum politikaları ve Hedef 2023 belgelerinin istihdamla ilgili olduğunu ve bu belgelerin iyi incelenmesi gerektiğini kaydetti.

Prof. Dr. Gamze Yücesan Özdemir (Fotoğraf: Ozan Çepni)

Prof. Dr. Gamze Yücesan Özdemir (Fotoğraf: Ozan Çepni)

“Sosyal politika emek ve sermaye arasında bir sarkaçtır”

Özdemir gençlerin istihdamıyla ilgili politika üretirken “beşeri sermaye” ve “sosyal sermaye” ifadelerinin kullanılarak çalışanların sermaye sahibi olarak gösterildiğini ve bunun bir yanılsama yarattığını dile getirdi. Gençliğin kendini ancak bireysel ve sosyal yönden geliştirdiği sürece istihdamda yer bulabileceğini dayatan ve bunun fazlasıyla birey üzerinden yürüyen bir tartışma olduğunu belirten Özdemir şunları söyledi:

“İstihdamda yer alabilmeniz için altın CV’niz olması gerektiği algısı yaratıldı. Gençlerin beşeri sermayeyle kişisel yeteneklerini ve sosyal sermayeyle ilişkilerini arttırdığı ölçüde istihdam edileceği söylemiyle ‘emeğin de sermayesi var’ denilerek, emek ve sermaye arasındaki alanı bulanıklaştırılıyor. Fazlasıyla birey üzerinden giden bir tartışma. Sorun sizsiniz ve çözüm de sizsiniz deniyor.” Sosyal güvencesizlikten başka güvencesizliklerin de olduğunu söyleyen Özdemir, “Emekli olduğunuzda emeklilik maaşınızın olmaması, güvencesizliğin yalnızca bir boyutu” dedi.

Fotoğraf: Mehmet Can Sevgiç

Fotoğraf: Mehmet Can Sevgiç

Alışveriş merkezlerinde “gün ışığına hasret” çalışıyorlar

Sistemin gençlere, “Sorun sizsiniz. Çözüm sizsiniz” dediğini anlatan Özdemir, bu meseleyi dikkatli düşünmek gerektiğini vurguladı. Sunumunun “Ne oluyor? Güvencesizlik ve geleceksizlik kıskacında gençlik” başlıklı kısmında Türkiye’de istihdamın genel durumunu anlatan Özdemir, çeşitli sektörlerin 1960 ve 2013 istihdam verilerini katılımcılara gösterdi. Türkiye’de tarımda istihdam oranının 1960 yılında %74,8 olduğunu, 2013’teyse bu oranın %23,6’ya düştüğünü söyleyen Özdemir, sanayi ve hizmet sektörlerinde de aynı karşılaştırmayı yaptı. Özdemir, sanayide istihdamın 1960’ta %11,5 iken 2013’te %26,3’e yükseldiğini, hizmet sektöründe ise istihdamın 1960’ta %13,7 iken 2013’te %50’ye ilerlediğini söyledi.

“Türkiye giderek işçileşiyor”

Özdemir, “Tarımdaki işgücü 1960’larda %74 iken şimdi %20’lere gerilemiş durumda. Tarımı bırakıp iş arayan insanlar ise hizmetler alanında iş bulmaya çalışıyor” dedi ve mevsimlik tarım işçileri üzerinde durdu. Özdemir şöyle konuştu:

“Mevsimlik işçilerin adlarını en çok yaz dönemi yaşanan trafik kazalarında duyuyoruz. Çok kötü mekânlarda kalıyorlar, altyapı sorunları, susuzluk ve eğitim sorunları var. Son zamanlarda özellikle fındık üretiminde çocuk işçiler artış göstermeye başladı. Ordu’da çocuklarla yapılan çalışmalarda 13 yaşındaki çocuklar, ‘Sonum annem babam gibi olacak’ diyor ve umut 8 yaştan 13’e gelince iyice kırılmış oluyor.”

Özdemir ayrıca, olumsuz koşullar konusunda madenlerden sonra ikinci sırada gelen çağrı merkezi çalışanlarına da değindi. Türkiye’de emek gücünü satarak ücret karşılığı yaşayanların oranının %65 olduğunu söyleyen Özdemir, “Bu oran Türkiye giderek işçileşiyor anlamına geliyor” dedi.

Fotoğraf: Mehmet Can Sevgiç

Fotoğraf: Mehmet Can Sevgiç

Özdemir, sosyal güvencesizlik, istihdam biçimlerinin güvencesizliği, iş güvencesizliği, sendikal güvencesizlik ve demokratik güvencesizlikten bahsetti. Taşeron olarak çalışılmasa bile iş kanunun zorlayıcı hükümlere sahip olmadığını söyleyen Özdemir, “Memleketteki derin yoksulluğu göremiyoruz ve medya da buna yardımcı oluyor. İktidar ise kendi söylemiyle çelişiyor ve ‘genç istihdamı arttı’ argümanları fayda etmiyor. Rakamlar gençlerin istihdam edilemediğini gösteriyor ve diplomalı işsizlik 2006’dan beri artıyor. Yani beşeri sermayede istihdam düşüyor ve genç nüfus da istihdama fayda etmiyor” dedi.

Konuşmasının son kısmında kayıt dışı istihdam ve sosyal güvencesizlik konusunda neler yapılabileceği tartışılırken Özdemir, “Bize şu ana kadar verilen eğitimde nesneleşiyor, pasifleşiyor, parçalanıyor ve kültürel istilaya uğruyoruz” dedi ve buna karşılık genç iletişimcilere süreçte kendini etkin gören, herkesi bir araya getiren bir dil önerdi.

Paulo Freire’nin Ezilenlerin Pedagojisi kitabını katılımcılara öneren Özdemir, konuşmasını Nazım Hikmet’in Rüzgara Karşı Yürüyen Adam isimli şiirinden dizeler okuyarak bitirdi.

Haberi Duyur

Kısa Adres: http://gorunum.tk/5699
Yol: Anasayfa > Yazılar > Medya > Prof. Dr. Özdemir: Sosyal politika emekle sermaye arasında bir sarkaçtır

Yorumla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık çalışanlarına dönük şiddet bitmiyor

Sağlık çalışanlarına yönelik artan şiddet hem hastalar hem de sağlık çalışanları açısından önemli bir sorun teşkil ediyor. Doğrudan ya da dolaylı yoldan şiddete maruz kalan sağlık çalışanları huzursuz oldukları bir ortamda mesleklerini yapmaya çalışıyor.

Kapat