17 Ağustos 2017, Perşembe - 00:41

  • google plus
  • twitter
  • facebook
  • rss

Kadın bedeni hüküm giyiyor

Tarih: 18 Eylül 2012

|

Kategori:

|

Yazdır

|

Okunma: 265

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Mayıs ayında sarf ettiği “Kürtaj cinayettir” sözleriyle başlayan kürtaj tartışması devam ediyor.

Kadın bedeni hüküm giyiyor

Tepki gören “Kürtaj cinayettir” sözlerini, AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları 3. Olağan Kongresi’nde yaptığı konuşmada da yineleyen Erdoğan, kürtaja karşı çıkılmasını ülke nüfusunun artmaması için atılan adımlar olarak değerlendirdi ve gündemde bomba etkisi yaratan o cümleyi kurdu: “Yatıp kalkıp Uludere diyorsunuz. O zaman ben de söylüyorum: Her kürtaj bir Uludere’dir. Milletimizi dünya sahnesinden silmek için atılan bu sinsi adımlarla hep birlikte başa çıkacağız.”

Erdoğan’ın ardından Sağlık Bakanı Recep Akdağ da gereksiz sezaryen yapan hastaneler için yaptırımlar getirileceğini açıkladı. Erdoğan ve Akdağ’ın bu açıklamalarının ardından kürtaj ve sezaryen tartışması da başlamış oldu.

Kadın örgütlerinden sanat dünyasına, siyasilerden tıp dünyasına kadar herkes fikir bildirdi. Fikir beyan edenler, kürtajın cinayet olduğuna katılanlar ile kadının kendi kararı olduğunu düşünenler olarak ikiye ayrılıp, kürtaj tartışması saflarında ilginç eylem ve savunmalarla boy gösterdi.

“Devlet eliyle katil damgası yedik”

Kürtaj tartışmalarına ilişkin görüşlerine başvurduğumuz Kadın Hastalıkları ve Doğum Mütehassısı Jinekolog Doktor Derviş Özer, tasarının çok yeni uygulamalar getirmediğini, yeniliklerin süt izni, hekimin işlemi gerçekleştirmeme hakkı ve 10 hafta üzeri gebelikleri sonlandıranların alacağı ceza miktarı ile sınırlı olduğunu belirtti. “Hiçbir kadın isteyerek bebeğini aldırmaz. Parası yoktur, baskı vardır, uygun zaman değildir, tecavüzdür yani bir sorun vardır kesin. 15 çocuğu olsun 16’ncıyı aldırırken yine ağlar, istemez aldırmayı. Kürtaj yaptırıp buradan ağlamadan çıkan bir kadın bile yok” şeklinde konuşan Özer, kürtajın yasaklanmaya çalışılmasının kürtajı azaltmayacağını vurguladı.

Yasaklanması halinde kürtaj piyasasının hareketleneceğini düşünen Özer, “Fiyat artar, sağlıklı olmayan koşullarda yine devam edilir uygulamaya. Yasaklar çözüm değil. Yine yapılacaktır kürtaj” dedi.

Ayrıca tasarı yasalaşırsa beraberinde anne ölümleri ve merdiven altı yöntemlerine de sebep olacağını belirten Özer, “Sorunu olan, doğuramayacak durumda olan yine doğurmayacak. Merdiven altı şeklinde tabir ettiğimiz yöntemlerle, yani tavuk teleği, askı, şiş sokarak düşürecek o çocuğu. Parası yoksa nasıl doğursun? Bakamayacaksa neden doğursun? Sonra ne olacak?” dedi. Bu tarz sağlıksız ve bilimsel olmayan yöntemlerin beraberinde rahim enfeksiyonuna neden olacağını söyleyen Özer şöyle devam etti: “Rahim enfeksiyonu yaklaşık olarak yüzde 50 ölümle sonuçlanan, tedavisi zor ve uzun süren bir hastalıktır. Tasarının sonuçları işte buralara gidiyor.” Yasaklama değil eğitimin önemli olduğunu ve insanların kendi cinselliğini tanımaları gerektiğini söyleyen Jinekolog Doktor, her şeyin başında eğitim olduğunu ve eğitim verilmeden yapılacak tüm uygulamaların sarpa saracağını belirtti.

“İstenmeyen gebelikler ruh sağlığını bozuyor”

Türk Psikiyatri Derneği (TPD), Başbakan’ın sözlerinden sonra konuya dair tartışmaların anatomik ve psikolojik sonuçlarına dair bir açıklama yaptı. TPD’nin açıklamasında, “İnsanlar üreme ve bunu ne zaman ve de ne sıklıkla yapabileceğinin kararını verme hakkına sahiptir. Gebelik depresyonunun önde gelen sebeplerinden biri istenmeyen gebeliklerdir. Kişileri kürtaj yapmakla damgalamak, özel yaşamın gizliliğine özen göstermemek ve sosyal destek sistemlerinin yetersiz olması, kürtaj ertesinde kadınların ruh sağlığını daha fazla bozmaktadır” şeklinde ifadeler yer alıyor.

“Kendin yat kuluçkaya”

Gündemde bomba etkisi yaratan ve vajina bekçiliğini akla getiren ifadeler, kadın örgütlerinden büyük tepki aldı. Başbakan’ın Uludere benzetmesi ve Melih Gökçek’in kadına dair düşüncelerini açıklamasının ardından da muhafazakâr kesimden gelen benzeri açıklamalar, farklı kadın örgütlerini tek amaçta birleştirdi. Türkiye’de hemen her şehirde eşzamanlı kadın eylemleri yapıldı. Kadın eylemlerine erkekler de büyük destek verdi. Sokaklar eylemlerde, “Benim bedenim, benim kararım”, “Devlet elini bedenimden çek”, “Tayyip şaşırma, sabrımızı taşırma. Kendin yat kuluçkaya, bir Tayyip, iki Tayyip, üç Tayyip doğurmaya” yazılı pankartlar, konuya uygun yeniden düzenlenen eğlenceli şarkılar, halaylar, farklı şehirlerden canlı bağlantılar ve kadınların kararlı duruşları ile renkli sahnelere ev sahipliği yaptı.

Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı’nın, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı olarak değiştirilmesinin ardından eleştirilere hedef olan Fatma Şahin, kadın bedeninin denetim altına alınması anlamına gelen, kürtajın yasal süresinin düşürülmesi önerisine de tepkisiz kalarak kadın örgütlerinin eleştiri oklarını bir kez daha üzerine çekti. Kadının adının bakanlıktan silinmesine tepki göstermeyen Şahin, aslî savunucu olması beklenirken, konuya dair bir icraat göstermeden yorumlarında politik davranmayı seçerek kadın dayanışmasına dâhil olmamayı tercih etti. Ancak günlerce süren eylemler, imza kampanyaları ve kadın dayanışması sonucunda, aslında bir problem teşkil etmiyormuş gibi görünen, tasarı formatında önemli değişiklikler olmasında etkin rol oynadı. ‘Yasak’ demeden yasaklamak anlamına gelen, yasal sürenin değişmesi engellendi.

Fakat gebelik önleyici ilaçlardan doğum kontrol yöntemlerine kadar pek çok küçük ama işlevli noktada kontrolün devlet elinde olması kararlaştırıldı.

Kürtaj tartışmasından seçmeler

Erdoğan’ın kürtaj ve sezaryen açılımıyla birlikte başlayan tartışmada herkes bir şeyler söyledi. Herkes tartıştı. Herkes slogan mahiyetinde açıklamalar yaptı. Olay yaratan, mantıklı karşılanan, gülüp geçilen ve daha pek çok farklı tepkiyle karşılanan iki saflı bu tartışmada bakın neler söylendi.

Sağlık Bakanı Recep Akdağ: “Tecavüze uğrayan doğursun gerekirse devlet bakar.”

Sağlık Bakanlığı Kanser Daire Başkanı Doç. Dr. Murat Gültekin: “Bizim konuşmamız gereken korunma olmalıdır. Bugün korunamadığımız için kürtajı tartışıyoruz.”

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez: “Kürtaj insan yaşamına son vermek demektir. Bedenimiz ve hayatımız bize mülkiyet olarak değil emanet olarak verilmiştir.”

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İ. Melih Gökçek: “Anası olacak kişi zina yapmış, çocuğun suçu ne? Anası çeksin, anası kendisini öldürsün. Eğer biri ölecekse niye çocuğu öldürtüyor, cinayet bu.”

Refah Partisi eski Milletvekili Şevki Yılmaz: “Doğum bereket, kürtaj felakettir.”

Türk Tabipler Birliği Başkanı Dr. Eriş Bilaloğlu: “Dünyada anne ölümlerinin üçte bire yakını güvenli olmayan düşüklerin sonuçlarına bağlıdır. Türkiye’de 1983’te kürtajın yasallaşmasıyla birlikte anne ölümleri 10 kat azaldı.”

Haberi Duyur

Kısa Adres: http://gorunum.tk/24
Yol: Anasayfa > Siyaset > Kadın bedeni hüküm giyiyor

Yorumla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

medya atölyesi son kapak
Dopingle Mücadele Medya Atölyesi sona erdi

Beş gün süren Dopingle Mücadele Medya Atölyesi, ortaya çıkan ürünlerin sunumlarıyla sona erdi.

Kapat