21 Ekim 2017, Cumartesi - 05:59

  • google plus
  • twitter
  • facebook
  • rss

Lacileri çekti ama gönlü hâlâ kırmızı kazağında

Tarih: 18 Mart 2012

|

Kategori:

|

Yazdır

|

Okunma: 44

DİSK’in eski Genel Başkanlarından Süleyman Çelebi, CHP İstanbul Milletvekili olarak hayallerini ve hedeflerini Görünüm’le paylaştı.

Lacileri çekti ama gönlü hâlâ kırmızı kazağında

12 Haziran 2011 seçimleriyle İstanbul Milletvekili olarak parlamentoya giren Devrimci İşçi Sendikalara Konfederasyonu (DİSK)’in eski Genel Başkanı Süleyman Çelebi, milletvekili olarak ilk izlenimlerini, hayallerini ve hayal kırıklıklarını anlattı.

1971 yılında üyesi olduğu CHP’den 12 Haziran 2011 seçimlerinde İstanbul Milletvekili seçilince kırmızı kazağını çıkarıp lacivert takım elbisesini giymek zorunda kaldı. Sesi koskocaman meydanlara sığmayan Süleyman Başkan, 22 Aralık 2011’de parlamentodaki odasında o lacivert takım elbisesiyle karşıladı bizi.

“Kılıçdaroğlu’nun başkanlığı bize heyecan kattı”

1971 yılından beri CHP’de aktif siyasetin içinde olan Çelebi, DİSK Genel Başkanlığı gibi önemli bir görev yürüttüğü için uzun yıllar milletvekilliği tekliflerini geri çevirdi. Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkan olması sürecinin kendisine yeniden heyecan kattığını dile getiren Çelebi, “Sosyal demokrat, solcu hareketin yeniden gelişmesine katkı sağlayacağını düşündük. Uzun yıllar bu harekete dâhil olan insanlar olarak bu süreçte yer aldık. Milletvekilliğine böyle aday oldum” dedi.

“Sendikal yapı daha seviyeliydi”

Meclis’te gündemi belirli oturumlarda dahi, sürekli olarak gündem dışı konuşulduğunu kaydeden Çelebi, “Sendikal yapıda seviye daha yüksek. Sendikal harekette böyle bir şey olmaz. Gündeme bağlı, disiplinli ve ilkeli bir yaklaşımla yapılır toplantılar” diye konuştu. Milletvekillerinin genel yapısına ilişkin gözlemlerini aktarırken ise yasalara hâkim olmadıklarını, çıkacak yasayla ilgili bir tercihlerinin bulunmadığını, parti gruplarının veya genel başkanlarının verdiği kararlar doğrultusunda parmak indirip kaldırdıklarını kaydetti. CHP grubunu ise bunun dışında tuttu: “Bizim grubumuz tartışan ve konuşan bir grup.”

Meclis’te önergelerinin dikkate alınmadığını belirten Çelebi, “En doğru konuda bile, yani siyah ve beyaz kadar net olan konularda dahi, gerek komisyonda gerek mecliste verdiğimiz önergelerimizin hiçbiri dikkate alınmıyor. Buradaki sürece, milletvekillerinden çok bürokrasinin hâkim olduğunu, milletvekillerin bürokrasiden gelen temel bakışlara göre parmak kaldırdıklarını ve temeldeki taleplerimizin bile dile getirilmediğini gördüm” açıklamasını yaptı.

“Mücadeleden kopmuş değilim, yine sokaklardayım!”

Artık hem meydanların sesini hem parlamentonun yapısını bilen Süleyman Çelebi, ikisi arasında nasıl bir ilişki olduğunu şu sözlerle açıklıyor: “Toplumsal baskı yeterince oluşmadığı takdirde meclis hiçbir şeyi algılayamaz. Dışarıdan yeterince baskı oluşmaması hâlinde, meclisteki sürecin etkilenmesi mümkün değil. Bugünkü iktidarın en iyi anlayacağı dilin, demokratik tepkilerin sokakta ortaya konmasından geçtiğine inananlardan birisiyim. Sokaktaki bu mücadeleden kopmuş değilim, yine sokaklardayım, yine mücadeledeyim.”

Türkiye’de baskı gruplarının kuşatılmış durumda olduğunu ve sendikal hareket veya meslek örgütlerinin yandaş olmamaları durumunda ağır bedeller ödediklerine dikkat çeken Çelebi, “Sayın Bülent Arınç’ın en son yaptığı bir konuşmasında, ‘Biz bundan sonra tek bir sendikayı muhatap alacağız’ cümlesini buna örnek verebilirim. Onlara referandumda ‘evet’ diyen, kendi büyüttükleri bir sendikayı yani Memur-Sen’i muhatap alacaklar. Buna karşı gururlu duruşu şu anda vermek önemli. Bedeli ve riskleri göze alarak mücadele vermek çok önemli” şeklinde konuştu.

En büyük hayali ve ilk hedefi

Çelebi, işçi kökenli bir parlamenter olarak mecliste gerçekleştirmek istediği en büyük hayalinin, işsizlik sorununun çözümü konusunda temel sorunları dile getirmek ve onların haklarını korumak olduğunu açıkladı. Çelebi, işsizlik sorunun köklü çözümünün Türkiye’de hak ve özgürlükleri kullanabilmesi doğrultusunda, örgütlü toplumun yaratılması olduğunu ifade etti. Çelebi sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunun için yıllarca mücadele verdim. Burada yıllarca bedel ödeyen bir insan olarak şu anda da ilk idealim tabii bu alandaki özgürlüklerin kısıtlılığını ortadan kaldırmak ve örgütlenme özgürlüğünün önündeki engelleri kaldırmanın mücadelesini vermektir. Bununla ilgili yasal düzenlemeleri yapmak ilk hedefim. Çünkü bu başarılabilirse Türkiye’de her şeyin daha iyi olacağına inanıyorum.” İlk hedefinin ise 12 Eylül generallerince yürürlüğe konan sendikal yasaları değiştirmek olduğunu açıklayan Çelebi, dünyanın hiçbir yerinde olmayan sendikal engellerin Türkiye’de bulunduğunu, bunların kaldırılması için mücadele vereceğini belirtti.

“Gönlüm kırmızı kazağımda”

Çelebi, Meclis’te olmasına rağmen gönlünün hâlâ kırmızı kazağında olduğunu şu sözleriyle ifade etti: “Keşke Meclis özgür olsa ben de kırmızı kazağımı giymeye hep devam etsem.”

Süleyman Çelebi kimdir?

13 yaşında tulumu giyip Dinarsu Fabrikası’nda işe başlayan Çelebi, 18’inde çalıştığı fabrikada örgütlenen sendikanın şube başkanı oldu. Alın teriyle, el emeğiyle çalışanların haklarına adayacağı zorlu yaşamına başlamıştı. Türkiye’nin en büyük sendikalarından Tekstil İşçileri Sendikası Genel Yönetim Kurulu üyeliğine seçildiğinde henüz 22 yaşında olan Çelebi, 12 Eylül Darbesi indiğinde, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (DİSK) Örgütlenme Dairesi’nin başındaydı. Hapse mahkûm olmuştu. Yıllarını demir kapı ardında, kör pencere önünde geçirerek yazgısını emekçilerin yazgısıyla bir tutmanın bedelini ödedi. DİSK’in yeniden örgütlenme çalışmalarında öncü bir rol üstlendi. Kayıp zamanın götürdüklerini telafi etmek için yeniden yollardaydı, yeniden meydanlarda, yeniden fabrika önlerinde, fakir mahallelerindeydi. Özel sektörün acımasız koşullarında çalışan, ezilen, itilen, az ücrete çok iş çıkaran, sigortadan, sosyal haklardan mahrum bırakılan kadın ve erkek işçilerin büyük ve aydınlık kapısı DİSK’in Genel Başkanlığına 2000 yılında seçildi. Boynuna kravat takıp toplu sözleşme masalarında patronlarla el sıkışmasını da bildi, ceketini giyip parlamentoda siyasi temsilcilere dert anlatmasını da. Türkiye ise onu, en çok meydanlarda işçi haklarını haykırırken giydiği kırmızı kazağıyla tanıdı. Süleyman Başkan imgesi daima o kırmızı kazakla kuruldu.

Haberi Duyur

Kısa Adres: http://gorunum.tk/942
Yol: Anasayfa > Yazılar > Siyaset > Lacileri çekti ama gönlü hâlâ kırmızı kazağında

Yorumla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İLEF’liler ‘Rıza Abi’nin notlarına kavuştu

Kulis’in taşınmasıyla kapanan İLEF Fotokopi Merkezi, Kulis Simit Kafe’nin içinde bugün hizmet vermeye başladı.

Kapat