21 Ekim 2017, Cumartesi - 05:56

  • google plus
  • twitter
  • facebook
  • rss

Eski bir gelenek: Go

Tarih: 24 Mayıs 2012

|

Kategori:

|

Yazdır

|

Okunma: 217

Yaklaşık 4000 yıl önce Çin’de bir hükümdar tarafından bulunan “Go” sporunun Dünya ve Türkiye’deki serüvenini, Türkiye Go Oyuncuları Derneği Başkan Yardımcısı Ahmet Eren Kurter, Görünüm’e anlattı.

Çin’de 4 bin yıl önce bulunan, fakat asıl kimliğini ve felsefik yapısını Japonya’da kazanan Go sporu, bugün dünyanın birçok yerinde popüler hale gelmeye başladı. Bir rivayete göre Çin hükümdarının aklı kıt olan oğlunun zeka gelişimini sağlamak için bu sporu bulduğunu söyleyen Türkiye Go Oyuncuları Derneği Başkan Yardımcısı Ahmet Eren Kurter, “Kimliğini Japonya’da kazanan Go’yu bu ülke daha çok sahiplenmiştir. Kuralları değiştirilen bu spor kültürlü bir bireyin bilmesi gereken dört sanat dalından bir tanesi olarak kabul ediliyor. Japonya’da Go’nun dışındaki önem verilen sanat dallarına bakacak olursak müzik, kaligrafi (yazı sanatı) ve resimdir. Son yıllarda bu sporu dünyada en aktif oynayan ülke Güney Kore diyebilirim. Bu ülke kendi ekollerini yaymaya çalışmaktadır” dedi.

Türkiye’de ise Go, köklü bir geçmişe sahiptir. 1988 yılında Alper Kılınç tarafından başlatılan bu sporun ilk topluluğunu Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) kurdu. Ardından Kılınç ve arkadaşları bu sporun Türkiye’de gelişmesine katkı sağlamaya amacıyla 1995 yılında Türkiye Go Oyuncuları Derneği’ni kurdular.

“Go’nun satranç ile karşılaştırılmasından rahatsızız”

Satranç gibi bir zekâ oyunu olmasına rağmen, Go’nun tamamen farklı ve daha basit kurallara sahip olduğunu söyleyen Kurter, Go’nun satrançla karşılaştırılmasından oldukça rahatsız olduklarını belirtti. Satrançta 10 üzeri 47 olasılık olduğunu söyleyen Kurter, Go’da ise 10 üzeri 567 olasılık olduğunu ifade etti. Ayrıca taşlar arasında bir hiyerarşinin de olmadığına işaret eden Kurter, genel kurallar hakkında sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu iki oyun birbirinden çok farklı. İki oyun da tahta üzerinde oynanıyor ama Go’da tüm taşların değeri aynı. Belki de bu, oyunu daha güzel kılıyor. Satranca göre daha büyük bir tahtada oynanıyor. 180 siyah 180 beyaz taşı tek tek diziyoruz ve bir siyah bir beyaz taş hamle yapıyor. Hamle sonucunda rakip taşı çevreleyen taş, o taşı almış olur.”

“Uluslararası tek turnuvamız İstanbul Turnuvası’dır”

Türkiye’de yedi adet ulusal turnuvanın gerçekleştirildiğini belirten Kurter, İstanbul Turnuvası’nın uluslar arası bir turnuva özelliğine sahip olduğu söyledi. Gerçekleştirilen bu yedi turnuvanın üç tanesinin Türkiye Go Oyuncuları Derneği’nin katkılarıyla gerçekleştiğinin altını çizen Kurter, “Gerçekleştirilen turnuvalardan biri Alper Kılınç’ı anma turnuvasıdır. Türkiye Go Şampiyonası ve İstanbul Go Turnuvası da gerçekleştirilen önemli organizasyonlardandır. Avrupa’da yaklaşık 200 yıldır bu tür turnuvalar gerçekleştirilmektedir. Her yaz Avrupa Go Kampı düzenleniyor. Bu kamp sırasında bir de şampiyona gerçekleştiriliyor. Bu şampiyona Avrupa’nın en prestijli turnuvası olarak görülebilir” dedi.

“Eğitim açısından Go sporuna hazır değiliz”

Türkiye’de Go derslerinin sadece kolejlerde verildiğini aktaran Kurter, eğitim konusunda düşüncelerini şu sözlerle aktardı: “Bu sporu özel okullarda yapabiliyoruz. Devlet okullarında bu dersi vermek okul müdürünün inisiyatifine kalmıştır. Ankara Bahçelievler’deki bir uygulama anaokulunda bu spor öğretiliyor. Ankara, İstanbul, İzmir ve Mersin gibi illerimizde de özel olarak eğitimler başladı. Go’nun Türkiye’de yaygınlaştığını söyleyebiliriz. Yaygın eğitimi konusunda Milli Eğitim Bakanlığı’na herhangi bir başvuru yapılmadı. Zaten bunun için de biraz erken. Sonuçta bu, düzenli olarak yapılması gereken komplike bir iş. Bu duruma malzeme olarak da eğitmen olarak da pek hazır değiliz. İleride böyle bir şey istiyoruz.”

4 bin yıllık gelenek: Go

Go, 19×19’luk bir tahtada 181 siyah ve 180 beyaz taşla oynanır. Oyuna siyah başlar, oyuncular sırayla tahtadaki yatay ve dikey çizgilerin kesişim noktalarına taş koyar. Tahtaya konan taşlar hareket etmez, esir alınıp tahtadan kaldırılmaları dışında konuldukları yerde kalırlar. Oyunun amacı alan çevirmektir. Oyuncular bir yandan kendi alanlarını genişletmeye, bir yandan da rakibin alanlarını bozmaya çalışır. Taş grupları arasında yaşanan savaşların ardından, oyun sırasında alınan esir taşlar rakibin alanlarına yerleştirilir, geriye kalan boş noktalar sayılarak galip belirlenir.

Haberi Duyur

Kısa Adres: http://gorunum.tk/416
Yol: Anasayfa > Yazılar > Spor > Eski bir gelenek: Go

Yorumla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İLEF’liler ‘Rıza Abi’nin notlarına kavuştu

Kulis’in taşınmasıyla kapanan İLEF Fotokopi Merkezi, Kulis Simit Kafe’nin içinde bugün hizmet vermeye başladı.

Kapat