19 Kasım 2017, Pazar - 14:44

  • google plus
  • twitter
  • facebook
  • rss

İşçiler yine mağdur

Tarih: 25 Ocak 2013

|

Kategori:

|

Yazdır

|

Okunma: 103

Yeni Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmeleri Kanunu yapılan tüm itirazlara rağmen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün onayı ile yürürlüğe girdi.

İşçiler yine mağdur

Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmeleri Kanunu, 7 Kasım 2012 tarihinde yürürlüğe girdi. Yeni kanun, 2821 sayılı Sendikalar Kanunu ile 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, grev ve lokavt kanunlarının yerini alacak. Böylece iki kanun birleştirilerek tek bir kanunda toplandı. Dünya Sendika Konfederasyonu (ITUC), Avrupa Sendikalar Konfederasyonu (ETUC) ve DİSK yasa için iptal talebinde bulunmuş, Türk-İş de yasanın bir bölümüne karşı çıkmıştı. Ancak Abdullah Gül, tüm bu iptal taleplerine ve itirazlara rağmen yasayı onayladı.

Yasanın hazırlanma süreci pek çok tartışmayı da beraberinde getirdi. Yasa, taslak aşamasındayken Uluslararası Çalışma Örgütü(ILO) ve Avrupa Birliği tasarının yetersizliği ve aykırılıklarıyla ilgili eleştirilerini dile getirmişti. Yasanın hazırlanış sürecinde sendikalar yok sayılarak işveren istekleri üzerinden ilerlendi. Konuya fazla muhatap olmamalarına rağmen Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu’nun (TUSKON) istekleri doğrultusunda yasa şekillenmeye başladı. Yasa taslağında sadece işverenin muhatap alınmasıyla birlikte mevcut kanun daha da sınırlandırılırken, yeni yasakların da getirilmesiyle birlikte yasada yer alan sendikal haklar kaldırıldı.

Sendikal tazminatta daralma

Onaylanan kanunla birlikte ‘eşitlik ilkesi’ yok sayılarak 30’un altında işçi çalıştıran kurumlarda ve altı aydan az kıdemli işçiler için sendikal tazminat hakkı kaldırıldı. Artık sendikal bir sebeple işten çıkartılan ve altı aydan az kıdemli çalışan işçiler herhangi bir şekilde sendikal tazminat davası açma hakkına sahip olamayacak. İşsiz kalan bir işçinin sendikalı olma süresi ise bir yıl ile sınırlandırıldı.

Grev yasaklarına devam

Toplu iş görüşmesi sırasındaki anlaşmazlıktan doğan grevler dışındaki tüm grevlerin yasadışı olarak sayıldığı yasada, emekçilere tanınan grev dışındaki tüm eylemler kanunsuz olarak değerlendirilecek ve ağır para cezalarının yanı sıra tazminatsız işten çıkarmayı da beraberinde getirecek. Emekçilerin grev haklarını kullanmaları için işverene 60 gün önceden haber vermelerini zorunlu kılan yasada, bankacılık hizmetleri, petro-kimya, şehir içi ulaşım, Milli Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nde görevli olan sivil çalışanların yanı sıra havayolunda çalışan işçiler için de grev yasağı devam ediyor.

Ayrıca, hükümete tanınan ‘grev yasağını erteleme hakkı’ devam ederken, sendikalara böyle bir karar karşısındaki yargıya gitme yolu kapandı.

İşkolu barajı

Emekçileri mağdur eden yeni yasa ile birlikte, sendikaların toplu sözleşme yapabilmesi için gerekli olan işkolu barajı yüzde 10’dan 3’e indirildi. Yasa ile işyeri barajı yüzde 50+1 olarak korunurken aynı şirkete bağlı tüm işyerlerini kapsayan işletmeler için baraj yüzde 40’a düşürüldü. Yeni kurulacak sendikaların ise önü tıkandı ve toplu sözleşme yapma hakkı kaldırıldı.

Yeni yasa sadece merkezi sendikalaşmaya izin veriyor. Yerel veya bölgesel sendikalaşmanın önü tıkanarak işsiz, emekli ve öğrencilerin sendika kurma hakkı yok sayılıyor. Buna en iyi örnek olarak ise Genç-Sen gösterilebilir. Özellikle Avrupa’nın pek çok ülkesinde öğrenci sendikaları olmasına rağmen Genç-Sen mahkeme kararıyla kapatıldı. Aynı zamanda Emekli-Sen için de kapatma kararı çıktı. Son zamanlar da ise Emniyet-Sen kurulma aşamasında önüne pek çok engel çıkartılıyor.

Ekici: “Eski yasadan farkı yok”

Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz Devrimci İşçi Sendikaları Konferedasyonu (DİSK) Genel Başkanı Erol Ekici yasa ile ilgili görüşlerini şu şekilde belirtti: “Bu tasarının eski yasadan farkı olmadığını dile getirdik. 30 yıldır 2821 ile 2822’den muzdarip olduğumuzu dile getirdik ve iktidar da bize katılarak 2009’dan beri ortak çalışmalar yürüttük. Bursa, Bolu, Adana gibi illerde toplanarak karara varılmaya çalışıldı ama başarılı olunamadı. Son olarak düzenlenen yasa, tasarı halindeyken kamuoyu, iktidar, işveren ve sendikalarla bir araya gelerek tasarının eski yasadan farklı olmadığını dile getirdik. Bu yasanın 12 Eylül yasasını ortadan kaldıran bir yasa olmadığını tam tersine eski yasanın korunması ve meşrulaştırılması olduğunu savunduk. Tüm itirazlarımıza rağmen AKP, milletvekili üstünlüğünü kullanarak yasanın aynen kabulünü sağladı. 5,5 milyon çalışana tekabül eden 30’un altında işçi çalıştıran kurumlarda çalıştığın zaman sendikalı olursan, bu sebeple atılırsan hiç bir şekilde sendikal tazminat başvurusu yapma hakkın olmuyor. Bu sendikalı olmanın yasayla yasaklanmasıdır. Ve bu durumda %3’ü geçmemiz isteniyor.”

Sendikaya üye olma yaşının 16’ya çekilmesinin emek sömürüsüne neden olacağını iddia eden Ekici, “16 yaşındaki bir insanın sendikaya üye olması asla kötü bir şey değil. Fakat arkasında bulunan durum çocuk emeğinin sömürülmesidir 15-16 yaşındaki insanların çalıştığı yerler genel olarak baktığımız zaman 30’un altında işçi çalıştıran asgari ücretli kurumlardır. Yani yasaya göre sendikal hakkını kullanabileceği bir alan yok. Biz 30 yıl 12 Eylül hukukuna karşı mücadele ettik görünen o ki bir 30 yıl da mücadele edeceğiz” dedi.

Haberi Duyur

Kısa Adres: http://gorunum.tk/1228
Yol: Anasayfa > Yazılar > Yaşam > İşçiler yine mağdur

Yorumla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık çalışanlarına dönük şiddet bitmiyor

Sağlık çalışanlarına yönelik artan şiddet hem hastalar hem de sağlık çalışanları açısından önemli bir sorun teşkil ediyor. Doğrudan ya da dolaylı yoldan şiddete maruz kalan sağlık çalışanları huzursuz oldukları bir ortamda mesleklerini yapmaya çalışıyor.

Kapat