20 Kasım 2019, Çarşamba - 13:51

  • google plus
  • twitter
  • facebook
  • rss

Dile kolay: Yirmi beş yıldır sahnedeler

Tarih: 20 Kasım 2019

|

Kategori:

|

Yazdır

|

Okunma: 0

Ankara’da kurulan ve tüm Türkiye’yi gezerek oyunlarını sergileyen “Ortaoyuncuları Tiyatrosu”nun kurucusu Ünal Çeken ile ortaoyunculuk geleneği ve çalışmaları hakkında konuştuk.

Osmanlı döneminden kalan ortaoyunculuk geleneğini devam ettiren “Ankara Ortaoyuncuları Tiyatrosu” oyunlarını 25 yıldır sergiliyor. Ekip, Ankara’da kendi tiyatrolarında sahne almanın yanı sıra Türkiye’nin her yerini gezerek 7’den 70’e izleyicileriyle buluşuyor. Tiyatroda, kurucusu Ünal Çeken’in Türkiye ve Dünya edebiyatından uyarladığı “Yılanların Öcü”, “İnce Memed”, “Çanlar Kimin için Çalıyor” gibi önemli eserleri de sahneliyor. Ortaoyuncular şimdilerde, Mustafa Kemal Atatürk’ün Milli Mücadele yıllarına giden sürecini anlatan “İstiklal Yolu” adlı oyun ile seyircilerin karşısına çıkıyor. Ekibin kurucusu, yönetmeni, oyun yazarı ve oyuncusu Ünal Çeken ile ortaoyunculuk geleneği ve çalışmalarına dair konuştuk.

“İnsanların dertlerini anlatabileceği bir sahne bulması çok kıymetliydi”

Ortaoyuncuları Tiyatrosu’nun kuruluşunu anlatan Çeken, bu süreçte bir felsefe edindiğini aktardı. Çeken sürece dair şunları söyledi: “Ankara Ortaoyuncuları Tiyatrosu eski Göç Tiyatrosu’nun devamıdır. Ankara’da bir zamanlar çok tiyatro vardı. 80’li yılların sonu 90’ların başında çok okuyan, tiyatroya giden bir genç nesil vardı. Hiç unutmuyorum seyyar satıcılık yaparak ekonomik yaşamını devam ettiren arkadaşlarımız vardı, akşam gelip provaya girip sahneye çıkıyorlardı. İnsanlar için 80 sonrası dertlerini anlatabilecekleri bir sahne bulmak çok kıymetliydi. AOT’yi kurduğum dönemde bir felsefe geliştirdim. Dedim ki, bu tiyatronun sahibi ben olmayacağım, bu tiyatronun sahibi tiyatroyu oluşturan dinamikler olacak. Bu dinamiker tiyatroya emek veren insanlardır. Ben sadece bir teatral felsefe ortaya koydum, akımımı koydum. Diğer akımlara da saygımı koruyarak yeni bir anlayış ortaya koymaya çalışıyorum. Grup kuruldu, bu anlayış üzerinde devam edeceğiz dedim ve bir adım geri çekildim. Grubu oluşturan dinamikler grubu 25 senedir buraya kadar taşıdı.”

“Neden sanatçımızı ve seyircimizi kendimiz yetiştirmiyoruz?”

Devlet tiyatrolarının son durumunu eleştiren Çeken, “Şu anda Devlet Tiyatroları’nın özellikle bayraktarlığını yaptığı nobran, yukarıdan bakan, hazıra konmacı, geliştirilmeyen, atölye çalışması yaptırılmayan bir anlayışı var” dedi. Deneysel çalışma yapmadan başarılı olmanın imkansız olduğunu söyleyen Çeken, “Birçok defa Shakespeare’i uyarladılar.  Neden Dede Korkut Hikayeleriyle en baştan başlamıyoruz? Neden çocuklara en ilkel yoluyla tiyatro anlatmaya başlayarak, sanatçımızı ve seyircimizi kendimiz yetiştirmiyoruz?”  dedi. Çeken, ortaoyunculuğun bir parçası olan ve şu an tiyatrocu Rasim Öztekin’de olan “kavuk” geleneğine dair de konuştu. Çeken, “Kavuk, Türk tiyatrosunda bir süre de Ankara Ortaoyuncular Tiyatrosu’ndaydı desinler isterim” dedi.

“Gitmediğimizde fırça yiyoruz”

Çeken, sanatçının toplumdan kopmaması gerektiğine ilişkin, “Toplum diyor ki, sen benden ne kadar uzaklaşırsan sanatçı olarak seni o kadar aç bırakırım. Bizim halkla işimiz var,  derdimiz halka ulaşabilmek” dedi.  Oyun sergiledikleri yerlerde halkın kendilerini beklediğini anlatan Çeken, “10 ton dekor, 40 kişi buradan Ardahan’ın Posof ilçesine yılda mutlaka iki defa niye gidelim ki? Kemalpaşa, Gürcistan sınırında bir avuçluk ilçe bile değil, köy gibi bir yer ama yılda 2 defa gidiyoruz çünkü izleyicimiz var. Gitmediğimiz zaman telefondan fırça yiyoruz. Bu inanılmaz bir kendi halkını ve toprağını sahiplenme duygusu yaratıyor, bu özgürlük…” şeklinde konuştu.

“Belediyeler ‘bizim halkımız bundan anlamaz’ diyorlar”

Çeken, turneye çıktıklarında belediyelerden yeterli desteği göremediklerini anlattı. Belediyelerin “bizim halkımız bundan anlamaz” dediğini söyleyen Çeken şöyle konuştu: “Turneleri belediyeler karşılıyor. Belediyeye ‘Sabah gelelim çocuklarınıza diş fırçalamayla ilgili bir oyunumuz var, onu oynayalım, her gelen çocuğa bir de diş fırçası verelim, lütfen bize ilkokul çocuklarınızı getirir misiniz?’ diyoruz örneğin. ‘Öğlen İstiklal Savaşı’nın nasıl kazanıldığını anlatacağız liselerinize, bütün liselerinizi getirin. 3 defa sahneye çıkıp, 4 saat sahnede kalalım, sadece liselileriniz bu oyunu seyretsinler. Akşam halk gelsin, bir seans da halka oynayalım ve bunun karşılığında da siz bize 5 bin lira, biraz da mazot verin’ diyoruz. Cevap olarak, ‘bizim halkımız bundan anlamaz hoca’ diyen bir belediye başkanı… O zaman şunu sormak vacip olmuyor mu?  Kendisini temsil edecek bula bula seni mi buldu,  diye. Benim halkım bundan anlamaz diyen adamı mı getirip başınıza koydunuz?”

“Tiyatronun kapanmasından korkuyorum”

Kendisinden sonra Ortaoyuncuları Tiyatrosu’nun kapanmasından korktuğunu belirten Çeken, bu nedenle hoca yetiştirmeye çalıştığına değindi. Tiyatroyu nasıl ayakta tutabileceklerine dair bir şeyler öğretebildiğini düşünen Çeken, “Kendi önlemimi kendim almaya çalışıyorum. Tiyatro devam eder ama önemli olan tarzın devam etmesi. Bu tarz, bakış açısı hem tiyatronun içerisinde hem fuayede anlayışını ortaya koyan, bununla yaşamaya çalışan ortaoyuncularını 30 küsur senedir buraya getirdi. Umarım yarın öbür gün benden sonra da bu kozmos, toz zerreciğinin üstünde sanat yapmaya çalışan birileri olur” dedi.

Haberi Duyur

Kısa Adres: http://gorunum.tk/25770
Yol: Ana sayfa » Yazılar » Dile kolay: Yirmi beş yıldır sahnedeler

Yorumla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Film festivaline önlem alındı: ÖGB festival gazetesini topladı

Cebeci Kampüsü’nde dün düzenlenen bir sempozyuma katılmak isteyen öğrencilere copla saldıran güvenlik görevlileri bugün 25. Gezici Film Festivalini tanıtan “Gezici Gazete”yi topladı.

Kapat