19 Ekim 2017, Perşembe - 16:13

  • google plus
  • twitter
  • facebook
  • rss

Soykırımın adı: Auschwitz I Kampı

Tarih: 29 Mayıs 2012

|

Kategori:

|

Yazdır

|

Okunma: 428

Nazi Almanyası’nda kurulmuş toplama, çalışma ve imha kamplarının en büyüğü olan Auschwitz, Holokost süreci kurbanlarının ve İkinci Dünya Savaşı’ndaki Nazi dehşetinin sembolüdür.

Soykırımın adı: Auschwitz I Kampı

Fotoğraf: Çağla Dayı

Auschwitz, Polonya’nın Krakow şehrinin 60 kilometre batısında yer alan Oswiecim şehrinin güneybatısında inşa edildi. İlk toplama kampı olan Auschwitz, soykırım sürecinin en trajik sembolü. 1940 yılında kurulan Auscwitz I’de tüm kampların yönetim merkezi de bulunuyordu. Auschwitz, altı gaz odası ile dört krematoryuma (ölen kişilerin yakıldığı yer) sahip. Bu kampta yaklaşık 70 bin Polonyalı entelektüel ve Sovyet savaş esiri hayatını kaybetti. Auschwitz-Birkenau kamplarında ise Nazilerin düşman ilan ettiği gruplar başta olmak üzere 6 milyon kişi öldü. Yaklaşık 900 bin kişi kampa getirildikleri ilk günde gaz odalarına gönderildi ve orada katledildiler. Kalan 200 bin kişi ise tıbbi deneyler, kötü muamele, yetersiz beslenme nedeniyle hayatını kaybetti. 1979 yılında UNESCO’nun İnsanlığın Kültür Mirası listesine eklenen bu iki kampın kalıntıları ve Yahudi mezarlığı, Auschwitz-Birkenau Devlet Müzesi ve Holokost anma mekânı olarak kamuya açıldı.Müzenin bulunduğu şehre yaklaşık dört saat uzaklıkta olan Wroclaw şehrinden yola çıktım. Auschwitz kampına bu kadar yakınken gitmemek haksızlık olurdu. Bir yandan tedirgindim yol boyunca. Tarihte olan onca şey hakkında yarım yamalak bilgilerle belki de filmlerden öğrendiğim Auschwitz kampı yolundaydım. Bir insanın başka bir insana yaptığı bu kötü muamelelere tanık olacaktım. Auschwitz I’in giriş kapısındaki ünlü “Arbeit macht frei” (Çalışma özgür kılar) sloganı ile tarihi yolculuğumuza başlıyoruz. Auschwitz hakkında okuduklarımızın, izlediklerimizin soykırımın boyutunu açıklamakta yetersiz kaldığını görürken, şaşkınlığımı gizleyemeden rehberi dinlemeye çalışıyordum. Etrafımda burada tanıdıklarını, akrabalarını kaybetmiş insanlar vardı belki de ve en az onlar kadar hüzünlüydüm. İnsanların tıkıldıkları o hücreleri, barakaları gördükçe bu katliamın ne kadar da planlı yapıldığını fark ediyorsunuz.Fotoğraf çekmenin yasak olduğu tek yer soykırım döneminde hayatını kaybeden insanların döşek ve kumaş üretiminde kullanılan saçlarının bulunduğu odaydı. Kampta insanların öldürülmeden önce çekilen fotoğrafları yer alıyor. Fotoğraflara baktıkça Nazi Almanyası’nın yaptığı bu soykırımı kendi elleriyle belgelemiş olduğunu fark ediyorsunuz. Fotoğraf çekmek istiyorsunuz ama elleriniz titreyebilir. Fotoğraflarda dakikalar sonra öleceğinden haberi olmayan insanların yüzünde herhangi bir korku belirtisi göremezsiniz. Kadınların saçları kazınmış ve kaşları çatık ama tedirgin değiller. Auschwitz I’de Nazi doktorlarının bebekler, ikizler, cüceler üzerinde bilimsel olmayan araştırmalar yürüttüğü, yetişkinler üzerinde ise zorunlu kısırlaştırma deneylerinin yapıldığı bilinen bir gerçek. Bu doktorların en ünlüsü SS Yüzbaşı Dr. Josef Mengele’dir. Bu olayların gerçekleştirildiği 10’uncu Blok ziyarete açık değil. Krematoryum ve tıbbi deneylerin yapıldığı blokların arasında, SS subaylarının binlerce esiri infaz ettiği ‘Kara Duvar’ yer alır. Auschwitz’e getirilen mahkumlara seri rakamdan ya da harften oluşan kimlik numarası veriliyordu. Mahkumların kollarına damgalanan bu kod incelenince mahkumun hangi sınıfa ait olduğunu, nereye sevk edildiğini aynı anda gösteriyordu. Auschwitz’de Nazi Almanyası tarafından düzenli ve sistemli bir şekilde, bir işletme yönetilircesine her ayrıntı planlanarak milyonlarca insanlar öldürülmüştür. Mahkumların özel eşyalarının bulunduğu bloka girdiğimde, içimi ürperten soğuğu yiyorum yüzüme doğru. Yavaş adımlarla milyonlarca çocuk ayakkabısının yanından geçiyorum daha sonra da yetişkinlerin. Kampa getirdikleri valizlerini seyrediyorum, binlerce gözlük, diş fırçası, tabak… Diğer odada uyudukları üçlü ranzaları, kırık dökük oyuncakları görüyorum. Engelli mahkumların koltuk değneklerini ve protezlerini görünce cevabını bildiğiniz soruyu kendinize tekrar sorarsınız: “Bunların sahiplerine ne oldu?” Çalışabilecek olanlar çalışma kamplarına gönderildi çalışamayacak durumda olanlar veya çocuklarını bırakamayacak olan anneler ise gaz odalarına yollandılar. Krematoryuma gitmeden yönetim odasının olduğu bloka giriyoruz. En alt katında ise mahkumların kapısında bir gözün ancak görebileceği bir delikten başka havalandırması olmayan hücrelerini görüyoruz. Rehberimiz, askerlerin bazen bu hücrelerde oksijen daha çabuk tükensin diye mum yaktıklarını anlatıyor.Krematoryuma doğru ilerlerken Auschwitz II’ye gitmeme kararı alıyoruz, daha fazlasını kaldırabilecek gücüm kalmadı. Elektrikli tellerin yanından geçerken ne ile karşılaşacağımı hayal bile etmek istemiyordum. Krematoryuma girerken ‘ateş yasak’ tabelası ile karşılaşıyoruz. Oysa esirleri “banyo odası” adı altındaki odalara götürüp önce duşlardan su yerine gaz vererek öldürdüklerini, daha sonra da ölüler krematoryumlarda ölü bedenlerini yaktıklarını biliyoruz.İnsanların yakıldığı fırınları gördüm. Yakılan insanların ruhlarının olduğu yerdeydim. Filmlerin anlatamadığı şeylerdi gördüklerim, hissettiklerim… Auschwitz, insanlık tarihinde yaşanmış utançlardan sadece bir tanesiydi. Auschwitz müzesi gezisi biterken ‘Arbeit Mach Frei (Çalışmak Özgür Kılar)’ giriş kapısına geliyoruz tekrar, rayların ve birçok hayatın bittiği yere…

Haberi Duyur

Kısa Adres: http://gorunum.tk/472
Yol: Anasayfa > Yazılar > Erasmus Günlüğü > Soykırımın adı: Auschwitz I Kampı

Yorumla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Radyo Atölyesi yeni katılımcılarıyla tanıştı

İLEF Radyo Atölyesi, 12 -13 Ekim'de yaptığı toplantılar ile yeni katılımcılarıyla tanıştı.

Kapat